14. Hukuk Dairesi 2015/5263 E. , 2017/7008 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.07.2013 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.11.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuş; diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili vekili temyiz etmiştir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalar, ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Bu tür davalarda uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince en uygun seçenekten geçit kurulması gerekir.
Somut olaya gelince,
Davacıların maliki olduğu 226 ada 68 parsel sayılı taşınmazın genel yola çıkışının bulunmadığı, mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu sabittir.
Mahkemece yerinde yapılan keşif sonucu fen bilirkişisinin düzenlediği rapor ve krokiye göre, davacıların 68 parsel sayılı taşınmazı yararına “94 no"lu parselin güney sınırından 3 metre genişliğinde toplam 11.08 m2 lik mavi renk ile boyalı kısımda” geçit hakkı kurulabileceği belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu ve eki kroki ile Harita Plan örneği incelendiğinde; davacı parselinin genel yola çıkışı için en kısa, en uygun ve en az zarar görecek seçeneğin komşu 94 no"lu parselde toplam 11.08 m2 lik Mavi renge boyalı yer olduğu görülmektedir.
Bu durumda, mahkemece üzerinde geçit hakkı kurulacak olan 94 parsel sayılı taşınmaz lehine uygun bir geçit hakkı bedeli takdir edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekmekte iken; davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. Bunun yanısıra, dava konusu 226 ada 94 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki ...lü’nün Mirasçılık belgesine dosyada rastlanamamıştır. Mahkemece muris ...lü"nün veraset ilamının ilgilisinden temin edilerek taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanıp sağlanmadığı hususunun incelenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
02.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.