14. Hukuk Dairesi 2016/18926 E. , 2017/7022 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.07.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, tespit, tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; tescil talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı ..."ün davasının reddine dair verilen 18.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılardan ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleştirilen davalar, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, tespit ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Dahili davalı, ... vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılar ... ve ... tarafından açılan davaların açılmamış sayılmasına, davacı ... tarafından açılan davanın ise reddine karar verilmiştir. Karar davacı ... vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce “...1-Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davacı ... ile davalı ... arasında satış vaadi sözleşmesi düzenlenmiş ise de davalının söz konusu taşınmazda tapu maliki olmadığı anlaşıldığından satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; davacı ayrıca muhdesat tespiti ve tazminat taleplerinde de bulunmuştur. Dava dilekçesinde parsel numarası belirtilmemiş ise de yargılama sırasında dava konusu taşınmazın ... Mahallesi 544 ada 16 sayılı parsel olduğu bildirilmiş, bu parselin tapu malikleri davaya dahil edilmiştir. Ancak, paylı maliklerden 4/24 pay sahibi ...’in mirasçılık belgesi dosyaya ibraz edilmediğinden taraf teşkilinin tam olarak sağlanıp sağlanamadığı denetlenememektedir. Ayrıca davaya dahil edilen şahıslardan İhsan ...’in 4/24 pay maliki ... oğlu ... ile aynı kişi olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece ölü olduğu anlaşılan ... oğlu ...’in mirasçılık belgesi getirtilmeli mirasçılarının usulünce davada yer almaları sağlanmalı ve ... oğlu ...’in de dahili davalılardan ... ile aynı kişi olup olmadığı belirlenerek taraf teşkili tam olarak sağlandıktan sonra işin esasına girilerek davacı vekilinin muhdesat tespiti ile ikinci kademedeki tazminat isteklerine ilişkin bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının tapu iptali ve tescile yönelik talebinin reddine ilişkin karar temyiz incelemesi neticesinde kesinleştiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, davacı ..."in muhtesatın tespiti ve tazminat taleplerine yönelik davasının reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ... vekili temyiz etmiştir.
Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir.
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir.
Bir dava, herhangi bir nedenle başka bir davayla birleştirilmiş olunsa da, bağımsız dava özelliğini korur. Dolayısıyla, asıl ve birleştirilen davalar için ayrı ayrı hüküm tesisi gerekir.
Somut olaya gelince, mahkemece yukarıda değinilen hususlar gözetilmeden birleştirilen davalar hakkında hüküm kurulmaması; tapu iptali ve tescil talebine yönelik kararın temyiz incelemesi neticesinde kesinleşmiş olduğundan bahisle “yeniden karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.