14. Hukuk Dairesi 2015/5279 E. , 2017/7030 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 20.02.2013 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.12.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, 1999 ada 18 parsel (yeni 5656 ada 1 parsel) sayılı taşınmazın 139,30 m2’lik kısmı üzerindeki 6 katlı 1 dükkan,5 konut nitelikli taşınmaz için müvekkiline tapu tahsis belgesi verildiğini,yasanın aradığı şartları yerine getirmesine rağmen tapu verilmediğini ileri sürerek davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından kullanılan yapının barınma ihtiyacını aştığını,kar amacı güttüğünü,ticaret alanında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu tahsis belgesi verilen yapının niteliği nedeniyle dava konusu taşınmazın ticaret alanında kalmasının tescil için bir engel oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
-Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
-Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; ... adına kayıtlı 1999 ada 18 parsel sayılı taşınmazın 139,30 m2lik kısmının, üzerindeki 6 katlı,1 dükkan,5 konut bulunan yapı nedeniyle 2.7.1985 tarihinde 2/6124 no ile ...’ya tahsis edildiği,bu yerin imar uygulaması sonucu 5656 ada 1 parsel sayılı taşınmazda kaldığı anlaşılmıştır.
... Belediye Başkanlığı’nın 05.11.2013 tarihli cevabi yazısına göre 5656 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 31.12.2007 tarih onanlı ... 4.Etap 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı’nda B-6 (bitişik nizam,6 kat) Ticaret Alanı olarak planlandığı bildirilmiş olup, Dairemizin yukarıdaki ilkeleri uyarınca mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, belirtilen husus gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.