
Esas No: 2018/1582
Karar No: 2018/2276
Silahlı terör örgütüne üye olma - Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/1582 Esas 2018/2276 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : TCK"nın 314/2, 62/1, 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri ve 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca
mahkumiyet kararına yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
Sanığın ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti gerekli ise de, sanığın açık ikrarında ByLock haberleşme sistemini kullandığını kabul etmesi karşısında ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirilmemesi sonuca etkili görülmemiştir.
Dosya içerisinde Emniyet Genel Müdürlüğü KOM raporu, sanık savunması ve dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulanarak sanığın örgüt üyesi olduğuna dair kabulde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; örgüte katılımı ve faaliyetleri ile ilgili bilgi verip etkin pişmanlığını ifade eden sanığın, ByLock programını soy ismin bilmediği ancak fotoğraftan teşhis edebileceği, kendisiyle ByLock aracılığıyla iletişim kurduğu Nahide isimli şahsın yüklediğini, ayrıca ByLock ile haberleştiği .... isimli kişinin örgüt mensubu olup ev ablası konumunda bulunduğunu kendisini Nahide’ye amcası ....’nun yönlendirdiğini ifade ettiği gözetilerek; bu kişilerin kimlik bilgileri ve iletişim numaralarının belirlenip gerektiğinde sanığa teşhis ettirilmesi amacıyla ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirilmesi, içeriğine göre sanığın anlatımının samimi olup olmadığı, örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun bilgi verip vermediği, verdiği bilgilerin yararı gözetilerek sonucuna göre TCK’nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümleri uygulanması gerekirken hatalı hukuki değerlendirme ve eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebepten dolayı hükmün CMK"nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, atılı suçun mahiyeti ile sanığın tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak tahliye talebinin REDDİNE, hükmün onanmasına karar verilmesi görüşüyle üye ...’in karşı oyuyla oyçokluğu ile 05.07.2018 tarihinde karar verildi.
... ... ... ... ...
Başkan Üye (M) Üye Üye Üye
KARŞI OY:
Sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak etmiyorum.
Şöyle ki;
Ceza Genel Kurulu’nun 08.12.2015 tarih ve 2014/14-710 esas, 2015/502 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; öğreti ve uygulamada; "bir suçun işlenmesinden sonra failin, herhangi bir dış etken bulunmaksızın kendi hür iradesiyle, meydana gelen neticeyi ortadan kaldırmaya yönelik davranışlarına etkin pişmanlık" denilmektedir.
Etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için öncelikle kanunda o suç ve faili bakımından buna imkân tanıyan özel bir hüküm bulunması gerekir. Her suç açısından etkin pişmanlığın uygulanması mümkün değildir.
Etkin pişmanlığın bir şartı da, failin kanunda öngörüldüğü biçimde, pişmanlığını gösteren aktif bir davranışının bulunmasıdır. Gerçekten de etkin pişmanlığa ilişkin kanuni düzenlemeler incelendiğinde; "örgütü dağıtma ya da verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlama", "gerçeği söyleme" gibi çeşitli şekillerde failden işlediği suçla gerçekleşen haksızlığın neticelerini mümkün olduğu ölçüde ortadan kaldırmaya yönelik aktif davranışlarda bulunmasının arandığı görülmektedir. Gerçekleştirdiği haksızlığın neticelerini kanunun aradığı biçimde ortadan kaldırmaya yönelik hiçbir aktif davranışta bulunmayan fail hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Nitekim kanun koyucu tarafından da etkin pişmanlığın adlandırılmasında sergilenmesi gereken davranışın bu özellikleri gözetilerek "etkin" kelimesi tercih edilmiştir.
Keza etkin pişmanlığın gündeme gelebilmesi için, bu yöntemin kullanılması suretiyle suçun ortaya çıkarılması ve failine ulaşılıp cezalandırılması gerekir. Suçun ve faillerinin ortaya çıkarılmasında herhangi bir katkısı olmayan ve hükme de katkı sağlamayan beyanlardan dolayı cezasızlık veya azaltılmış ceza gündeme gelmez.
Etkin pişmanlığın uygulanabileceği haller ve uygulanma koşulları TCK’nın "etkin pişmanlık" başlığını taşıyan 221. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu kapsamda TCK’nın 221/4. maddesine baktığımızda;
TCK m.221/4’e göre; örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, bu kişi hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçu nedeniyle cezaya hükmolunmayacaktır. Kişi kendi isteğiyle adli makamlara teslim olmayıp da yakalandıktan sonra bu bilgileri verdiği takdirde, hakkında örgüt suçu kapsamında verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirime gidilecektir.
Bu fıkrada iki ayrı durum bulunmaktadır;
Fıkranın ilk cümlesinde; suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan veya üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen ya da örgüte bilerek veya isteyerek yardım eden kişilerden bahsedilerek, gönüllü olarak teslim olma, yani yakalanmama ve ek olarak örgütün yapısı ve bunun yanında faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verilmesi şartları aranmış, ancak bu şartların varlığı durumunda fail hakkında cezaya hükmedilmeyeceği belirtilmiştir. Cezasızlık öngören etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için; sayılan bu faillerin gönüllü olarak teslim olmaları, yakalanmamaları ve bunun yanında örgütün yapısı ve varsa faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yararlı, yani somut ve makul bilgiler vermeleri, TCK’nın 221/4. maddesinin ilk cümlesinde sayılan etkin pişmanlık halinin tatbiki için aranan şartlardır.
Fıkranın ikinci cümlesinde ise, kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi hâlinde ise, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezadan üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılacağı düzenlenmiştir. Fıkrada öngörülen etkin pişmanlığa bağlı azaltılmış ceza ile aynı maddenin ilk cümlesinde öngörülen cezasızlık halinin farkı, failin yakalanıp yakalanmaması ile ilgilidir. Fail, gönüllü olarak teslim olmaz, yakalanırsa, bu durumda cezasızlık değil, örgüt suçundan verilen cezanın belli oranda indirilmesi gündeme gelecektir. Cezada yapılacak indirim oranının tayin ve takdiri ise, somut olayın özelliklerine göre cezayı bireyselleştirecek olan hâkime aittir.
Fıkrada, failin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemesi şartı yer almamış ise de, bu fıkra hükmünden yararlanabilmek için amaç suça elverişli vahim nitelikte sayılan eylemleri gerçekleştirmemiş ya da bu eylemlere iştirak etmemiş olması gereklidir.
Fail; sırf etkin pişmanlıktan yararlanmak için yanıltıcı, yanlış veya eksik bilgi verirse, bu durumda failin samimi olmadığı ve gerçek anlamda etkin pişmanlık göstermediği, etkin pişmanlığın görünürde kaldığı sonucuna varılır ki, TCK’nın 221. maddesinin uygulanmasından vazgeçilir.
Etkin pişmanlık, suçu ortadan kaldırmaz, ancak cezanın tatbik edilmemesine veya kısmen tatbikine dayanak olur.
Yerleşik yargısal uygulamalara göre;
5237 sayılı TCK.nın etkin pişmanlığa ilişkin 221. maddesinin amaç, kapsam ve madde gerekçesi birlikte nazara alındığında, TCK"nın 302. ve 309. maddelerinde yazılı amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli bir suç işleyen; yakalanan ve örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ve failler ile ilgili: örgüt içerisinde kaldığı süre ve üstlendiği konuma uygun ya da pişmanlık duyarak örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya ya da kanunun aradığı anlamda ya da konumuna uygun yeterli bilgi vermeyen; güvenlik güçlerine yakalandıktan sonra kolluk, savcılık ve sorgu ifadelerinde suçlamayı kabul ve pişman olduğunu beyan etmesine rağmen duruşmada aşamalardaki beyanlarından dönerek suçu inkar eden; yargılama aşamasında mahkeme huzurunda verdiği ifadede jandarma, Cumhuriyet savcılığı ve sorguda verdiği beyanlardan kısmen ancak esaslı noktalarda dönen; yakalanan ve suçlamayı kabul etmekten ibaret ifadeleri, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgiyi içermeyen; soruşturma aşamasında alınan ve ikrar içeren: kolluk ve el yazısı savunmalarını ya da savunma ve teşhislerini yargılama aşamasında kabul etmeyen; atılı suçlamayı reddeden; örgüte ne şekilde katıldıkları, katılımlarına kimlerin vasıta olduğu, örgütte bulundukları süre içerisinde irtibat kurdukları örgüt mensupları, varsa yardım edenler ile bu dönemde gerçekleşmiş ise eylemler hakkında samimi olarak bilgi vermeyen; suçun vasfına ilişkin kabulde ve örgütte kaldığı süre ile konumu itibarıyla verdiği bilgiler yeterli olmayan failler hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
Somut olayda;
Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatılmış, yürütülen soruşturma sırasında sanık 04.03.2017 tarihinde yakalanmış,
Sanık;
07.03.2017 tarihinde emniyette özetle; 2008-2009 tarihleri arasında Kırşehir’de faaliyet gösteren Serhat Dershanesine gittiğini, 2009 yılında Dokuz Eylül Hukuk Fakültesini kazandığını, 2013 yılında mezun olup bir yıl İzmir’de staj yaptığını, 2014-2015 yılları arasında Ankara Barosunda ve 2015 yılından itibaren de Kırşehir Barosunda görev yaptığını, üniversitede İzmir’de faaliyet gösteren o dönem cemaat olarak adlandırılan örgütün Hanım Kazancı yurdunda 2009-2010 eğitim öğretim döneminde, ertesi 3 yılda okul arkadaşları ile özel evde kaldığını, yurtta kaldığı dönemde yurt çalışanlarının dini içerikli sohbetler düzenlediğini, kendisinin de birkaç kez bu sohbetlere katıldığını, 2013 veya 2014 yılında stajyer 3 arkadaşı ile 3 geceliğine Bosna-Hersek’e gezmeye gittiğini, 2016 yılında da dayısının yanına gezmek amaçlı Kosova’ya, oradan Makedonya’ya gittiğini, Bylock programını cep telefonuna yüklemediğini, terör örgütü içerisinde herhangi bir tanıdığının olmadığını, herhangi bir terör örgütüyle bağının bulunmadığını, isnat edilen suçlamayı kabul etmediğini belirtmiş,
Sulh Ceza Hâkimliğindeki 08.03.2017 tarihli sorgusunda özetle; Bylock programını kesinlikle indirip kullanmadığını, mezun olduktan sonra İstanbul Cumhuriyet savcısı olarak görevli iken halen FETÖ’den dolayı firari olan amcası ....’nun birileri ile iletişim halinde olmasının iyi olacağını söylediğini, bu nedenle kendisini İzmir’de iken Nahide isimli bir kişi ile görüşmesi için yönlendirdiğini, bu kişinin soyadını bilmediğini, ancak öğretmen olduğunu söylediğini, birkaç defa onunla görüştüğünü, onunla görüşmelerinde genel geçer konulardan konuştuklarını, örgüt ile ilgili teşvik edici şeyler söylediğini, Bylock programını Nahide’nin yüklediğini, içerik olarak kendisine yolladığı mesajların sıradan şeyler, dua mesajları olduğunu, örgüt ile ilgili herhangi bir şey yollamadığını, kendisinin kimse ile iletişime geçmediğini, Bylock programında .... isimli kişinin de numarasının olduğunu, bu programda neden olduğunu sorduğunda “o da bizden birisi” dediğini, ....’yu tanımadığını, ....’nun kendisine Bornova’da bir yerde görüşelim” dediğini, bunu Bylock’tan mesaj olarak yolladığını, onunla 3 defa görüştüklerini, ilk görüşmelerinde sıradan şeylerden bahsettiklerini, ancak sonrakinde örgüt içerisinde olursa daha iyi, faydalı olacağı şeklinde teşvik edici konuşmaların gerçekleştiğini, daha sonrasında ....’nun hükümet aleyhine olumsuz şeyler söylediğini, ayrıca cemaatin içerisinde olduğunu, bunun yararlı bir şey olduğunu, herkese yardım edebileceklerini, cemaatin iyi bir şeyler olduğundan bahsettiğini, bunun üzerine hayat görüşü onlara uymadığı için bir daha iletişime geçmediğini, ....’nun ne iş yaptığını bilmediğini, öğretmen olduğunu tahmin ettiğini, ancak örgüt içerisinde abla olduğunu, toplantılara gidip geldiğini kendisine söylediğini, kendisini herhangi bir sohbete çağırmadığını, buna ilişkin kimlerden sorumlu olduğundan bahsetmediğini, kendisinin de bilmediğini ifade etmiş,
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 15.03.2017 tarihli dilekçesinde özetle; Hukuk fakültesini bitirdikten sonra stajını İzmir’de yapmak istediğini, okuldan iki arkadaşıda orada devam edeceklerinden bir yandan ev, bir yandan yanında staj yapabilecekleri avukat aradıklarını, amcası ....’nun numarasını birisine vereceğini, kendisiyle ilgilenip yardımcı olacağını söylediğini, sonrasında Nahide isimli bir kadının kendisini aradığını ve onunla görüştüklerini, öğretmen olduğunu söylediğini, ev aradıklarını ona söylediklerini, bir avukat olan … ile tanıştırdığını, onun tanıdığı adamın kendilerine güvenip evi kiraladığını, ev arkadaşı okul birincisi olduğundan onun iş teklif ettiğini, aynı apartmanda ve ....’nun patronu olmasından dolayı arada görüştüklerini, örgüt içerisinde olduğuna dair herhangi bir söyleminin olmadığını, sonrasında Nahide’nin evlerine geldiğini, kız arkadaşlarıyla da tanışmak istediğini, ihtiyaçları olup olmadığını sorduğunu, ilgili davrandığını, daha sonra da .... ile tanıştırdığını, ....’nun fizik veya biyoloji bölümünden birinden mezun olduğunu, mesleğini yapmadığını, genel olarak ablalık yaptığını sandığını, .... ile bazen iki üç haftada bir, bazen ayda bir görüştüklerini, bazen 2-3 ay hiç görüşmediklerini, gelmeden önce aradığını, kız arkadaşlarıyla da tanıştığını, bazen dışarıda yemek yediklerini, bazen eve geldiğini, iş çıkışlarında bir-iki saat görüştüklerini, çoğu zaman görüşmelerinin sık aralıkla olmadığını, görüşmelerinde bazen tamamen muhabbet ettiklerini, işten güçten hayattan bazen dini nitelikli şeylerden söz ettiklerini, kendilerinin merak ettiği konulara göre dini bir şeylerden söz ettiğini, bir defteri olduğunu, başkalarına da o konuları anlattığını sandığını, oradan bir şeyler okuduğunu, eve geleceği zaman ufak tefek de olsa bir şeyler aldığını, avukatlar gününde kendisine ve kız arkadaşlarına çanta aldığını, ....’nun birgün Ramazanda evlerinin bir blok yanındaki Ayşe diye bir kadının evine götürdüğünü, masada polis operasyonlarından söz ettiklerini, bir keresinde de “dershaneler noktasında hükümet sırf sizi desteklemediği için ayrıldınız o yüzden tepki veriyorsunuz” dediğini, ifadeden öğrendiği kadarıyla Bylock programının kendisine 2014 Kasımda yüklendiğini, Nahide’nin kendi evlerine geldiğini, “bir program var arkadaşlarla ondan konuşuyoruz”, “hükümet bizi takip ettiriyor olabilir sen gençsin avukatsın benden yana sana bir sıkıntı gelmesin” dediğini ve telefonunu alıp yüklediğini, kurulum aşaması Play Store’dan mı, bluetoothtan mı bilmediğini, sonradan ....’nun da kendisini eklediğini, aklına geldikçe açtığını, çok sık bakmadığını, Nahide’nin genelde dualı bir şeyler attığını, savcılık aşamasında ifade vermeme nedeninin bu kişilerle irtibata geçmesine neden olan amcasının kendisini bu sebepten aramasından dolayı tedirgin olmasından olduğunu, üniversitenin birinci senesinde örgütün yurtlarında kaldığını, .... ve Nahide baskıcı, müdahaleci bir tutumda olmadıklarından görüşürken sakınca hissetmediğini, birgün .... ile din kisvesi altında alenen saçma bir açıklama ile hak yediğini söylediği için gerilip tartıştıklarını, zaten o sıralar tanıdığı arkadaşlarıyla da insanları böyle şeylere yöneltiyorlar çünkü zamanı gelince gayri ahlaki bir talepleri olacak ki bunu yapıyorlar diye konuştuklarını, ancak o gün bundan emin olduğunu, herkesin örgütü sevdiği desteklediği zamanlarda dahi örgüt destekçisi olmadığını, sürtüşme üzerine onlarla bir daha görüşmediğini, programı ne zaman sildiğini dahi hatırlamadığını, zaten staj sonrası ev arkadaşı .... ile Ankara’ya döndüklerini, ev tutup iş bulduklarını, bir yıla yakın süre orada kaldıktan sonra Kırşehir’e döndüğünü, ilk yurt dışı gezisinde kendisiyle birlikte 4 arkadaşıyla Bosna-Hersek’e gittiklerini, ikinci tatiline 2016 yılı içinde Balkanları gezme amaçlı gittiğini, Kosova’da dayısının görev yaptığını, çoğunlukla Priştina’da onun yanında kaldığını, dayısının üç bölgede enstitülere gidip gelirken kendisini de götürdüğü için Priştine, Peja ve Prizre’yi gezdiğini, Makedonya’ya gittiğini, Üsküp ve Ohridi’yi gezdiğini, oralarda gezerken tek başına olduğunu, bunların kesinlikle örgütle bağlantılı geziler olmadığını, hayatının hiçbir zamanında, herkesin bu yapıyı sevdiği zamanlarda dahi bu örgüte karşı bir tavır sergilediğini ve asla desteklemediğini, örgütün herhangi bir toplantısına katılmadığını, bu anlattığı kişiler harici bilgiye görgüye dayalı bir olay yaşamadığını söylemiş,
25.05.2017 tarihli duruşmadaki savunmasında özetle; savcılıkta vermiş olduğu beyanı aynen tekrar ettiğini, 2008-2009 yılında Serhat Dershanesine gittiğini, İzmir’de 2009-2010 yılında Kazancı yurdunda kaldığını, o zamanlar örgüt olduğunu bilmediğini, yurt dışı çıkışlarının Fetö ile alakasının olmadığını, Bosna’ya 2014 yılında, Kosova’ya 2016 yılında Kurban Bayramından sonra, aynı tarihlerde Kosova’dan Makedonya’ya geçtiğini, arkadaşları ile gittiğini, terör örgütüyle alakasının olmadığını, Kosova’da dayısının yanında, Bosna’da otelde kaldığını, Makedonya’da misafirhane gibi bir ev kiralayıp orada kaldıklarını, İzmir’de avukatlık stajı yapmaya karar verdiğinde amcası Vahdettin Toklu’nun kendisini Nahide isimli bir bayana yönlendirdiğini, Nahide’nin Bylock yüklediğini, telefonu eline aldığını, nasıl yüklediğini görmediğini, bluetoot mı yoksa Google Play’dan mı yüklediğini bilmediğini, Bylock grubunda .... isimli birisinin olduğunu, .... ile Nahide’nin tanıştırdığını, Nahide’nin genelde dua, rüya mesajları paylaştığını, ....’nun görüşelim mi gibi mesajlar attığını, bu kişilerin soyadlarını söylemediklerini, öğretmen olduklarını söylediklerini, ....’nun hükümet aleyhine konuşmalarının olduğunu, babasının hastanedeyken ihraç edildiğini, firari olan amcası hakkında işlem yapıldığını, kendisinin FETÖ terör örgütü üyesi olmadığını, MİT raporunun istihbari olup delil niteliğinin bulunmadığını, kendisi hakkında somut bir delilin olmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini bildirmiş,
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan sanığa ait hatta ilişkin getirtilen 04.03.2017 tarihinden geriye doğru bir yıllık tarihleri kapsayan HTS kaydına dayalı olarak düzenlenen ve sanığın haklarında FETÖ/PDY’den soruşturma bulunanlarla irtibatının gösterildiği 30.05.2015 tarihli “Ön İnceleme Raporu” 15.06.2017 tarihli duruşmada okunup sorulduğunda, bir ve daha fazla irtibatının bulunduğu -ismi okunan- 11 şahsı tanımadığını beyan etmiştir.
Sanık hakkında 221/4-2. cümlesinin uygulanması için yakalanan sanık örgüt üyesi olma suçunu kabul etmiş olmalı, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili örgütteki konum ve faaliyetlerine uygun yeterli bilgi vermelidir.
Sanık ... ise, tüm aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
Bununla birlikte, Bylock’u örgütsel amaçla kullanmadığını savunmuş, dosya kapsamından stajda kaldığı evin ablalığını yaptığı anlaşılan .... isimli şahsın periyodik olarak düzenlediği örgütsel nitelikteki toplantılara katıldığı halde, bunlara örgütsel nitelik yüklenmemesi yönünde beyanlarda bulunmuş, ....’nun da genel olarak ablalık yaptığını sandığını belirtmiş, 30.05.2015 tarihli “Ön İnceleme Raporu”na göre haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında soruşturma bulunan ve bir kısmıyla 4 ilâ 5 kez irtibatının olduğu 11 şahsı tanımadığını söyleyerek bunlar hakkında açıklamada bulunmamış, .... yurdunda kaldığı sırada katıldığını da belirttiği örgütsel toplantıları düzenleyenler ile katılanlar ve adı geçen yurttan ayrıldıktan sonra hangi evde kimlerle kaldığı, bu dönem içerisindeki faaliyetleri hakkında hiçbir bilgi vermemiş, dilekçe ve ifadelerindeki satır aralıklarından staj yaptığı süre içerisinde ikiden fazla arkadaşı ile aynı evde kaldığı anlaşılan sanığın bu evde kalan .... ve .... isimli arkadaşları dışındaki arkadaş ya da arkadaşları ile yurt dışına birlikte gittiği arkadaşlarının isimlerini ve hatta ....’nın soyadını söylememiş, örgüt mensubu .... isimli şahısla yaptığı tartışmayı birlikte değerlendirebildiği ve “zaten o sıralar tanıdığım” dediği arkadaşlarının kimler olduğunu belirtmemiş, tüm bunlara ilişkin açıklamada bulunacağına dair de bir beyanda bulunmamıştır.
Aksine, üniversite yıllarından itibaren yapının içerisinde yer alan sanık, örgütün yapısı ve örgütsel faaliyetler ile ilgili bildiklerini de örgüt üyeliği nedeniyle firari olan amcası ....’nun yönlendirdiği Nahide isimli şahıs, bu şahıs tarafından Bylock programının telefonuna yüklenmesi, .... isimli şahısla yaptıkları sohbetler, kaldığı .... isimli yurt ve avukatlık stajı yaptığı bir yıllık süre ile sınırlandırmıştır.
Görüldüğü üzere, dosya kapsamına göre sanığın, örgüte katılma sürecinde ve örgütte bulunduğu süre içerisinde irtibat kurduğu örgüt mensuplarına, yardım edenler ile bu dönemde gerçekleşen eylem ve faaliyetlere ilişkin örgüt içindeki konum ve örgütte faaliyet gösterdiği dönemle uyumlu ve yeterli bilgi vermediği anlaşıldığı gibi, eksik ve yanıltıcı olarak verdiği ifadelerinde dahi samimi değildir.
Açıklanan nedenlerle; somut olayda TCK’nın 221/4. maddesinin ikinci cümlesindeki koşullar gerçekleşmemiş olup, mahkemenin, örgüt üyesi olma suçunu kabul etmeyen, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili örgüt içindeki konum ve örgütte faaliyet gösterdiği dönemle uyumlu ve yeterli bilgi vermeyen sanık hakkında hükmün gerekçe kısmında gerekçelerini göstermek suretiyle TCK’nın 221/4. maddesinin ikinci fıkrasını uygulamamasında isabetsizlik bulunmadığından, CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddi ve hükmün ONANMASI görüşüyle, sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmamaktayım.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.