14. Hukuk Dairesi 2018/2287 E. , 2018/7932 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.06.2013 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.11.2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen ilk karar, Dairemizin 07.11.2016 tarihli bozma ilamı ile "..Somut uyuşmazlıkta; dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığı, geçit tesisi ihtiyacı içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının taşınmazı lehine geçit hakkı tesis edilen 49 parsel sayılı taşınmazın taşlık niteliği ile ... adına kayıtlı olduğu, Hazineye ait taşlık niteliğindeki kamu malından geçit tesisi mümkün olmadığı dikkate alınmadan hüküm kurulmuştur. Davacının taşınmazının genel yola ulaşabilmesi için Dairemizin yukarıda bahsedilen ilkeleri nazara alınarak davacının taşınmazına komşu diğer parsellerden geçit tesisinin mümkün olup olmadığının araştırılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, dahili davalı temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nin 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alındığı gibi, karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK"nin 27. maddesi hükmüne göre de, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, başka bir anlatımla, davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz.
HMK"nin 27. maddesinde belirtildiği üzere davanın taraflarının, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakları mevcut olup, bu hak çerçevesinde tarafların açıklama ve ispat hakkını kullanabilmeleri gerekmektedir. Hukuki dinlenilme hakkının usul hukukundaki bir diğer yansıması ise, HMK madde 297/ 1-c bendinde yer almış olup buna göre, mahkemelerin gerekçeli kararlarında, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi ile sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin belirtilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Somut olaya gelince; bozma sonrası 130 ada 100 parsel sayılı taşınmazın maliki ... usulüne uygun davetiye ile davaya dahil edilmiştir. Ne var ki, mahkemece davalının davada taraf olmasından önce yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına ilaveten ek rapor alınmak suretiyle karar verildiği, davalının savunma hakkının kısıtlandığı açıktır. Kısacası dahili davalıya savunma hakkı verilmeden yapılan keşfe dayalı olarak oluşturulan bilirkişi rapor ve krokisine göre hüküm kurulmuştur.
6100 sayılı HMK’nin 290. maddesi uyarınca keşif, taraflar usulen davet edildikten sonra hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır. Bu kuralın ihlali halinde bir tarafın savunma hakkı kısıtlanmış, hukuki dinlenme hakkı elinden alınmış sayılır (6100 sayılı HMK m.27).
Yukarıda belirtildiği üzere hükme esas alınan keşif davalı ..."ın yokluğunda hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yapıldığından yöntemince yapılmayan bu keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulamaz.
Mahkemece, belirtilen yasa kuralları uyarınca işlem yapılarak 130 ada 100 parsel sayılı taşınmazın malikine hukuki dinlenilme hakkı tanınarak savunma ve delilleri toplandıktan sonra mahallinde yeniden keşif yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, HMK"nin 27. maddesine aykırı olarak savunma hakkı kısıtlanıp, HMK"nin 186. maddesi de gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
19.11.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.