Taraflar arasındaki "şikayet (harç iadesi) " davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 01.04.2009 gün ve 2009/1256-878 sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 06.05.2010 gün ve 2009/29575 E., 2010/11331K. sayılı ilamı ile;
(...06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan “harca tabi tutulmaz” ibaresi, “bu Kanun’da yazılı harçlardan müstesnadır” şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında, yapılan bu son değişiklikle, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler, alacaklı-borçlu ayrımı yapılmaksızın 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan yargı harçlarından da müstesna tutulmuştur. Nitekim maddenin gerekçesinde bu değişiklik “492 sayılı Harçlar Kanununun 123.maddesinde kredilere ilişkin istisna hükmünün yargı harçlarını da kapsamı içine aldığı hususu açıklığa kavuşturularak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır” şeklinde ifade edilmiştir. Diğer taraftan bu durum Yüksek Danıştay 9.Dairesi’nin bu yöndeki yerleşmiş birçok kararı ile de kabul edilmiş bulunmaktadır (Danıştay 9.Dairesi 20.10.2008 T. 2006/4958 E, 2008/4769 K, 15.10.2008 T. 2007/3486 E, 2008/4610 K., 15.10.2008 T. 2005/3203 E, 2008/4591 K, 15.10.2008 T. 2006/84 E, 2008/4597 K.).
Açıklanan ve yeni oluşan bu durum karşısında, bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin olarak icra dairelerinde yapılacak işlemlerin, 492 sayılı Harçlar Kanununda yazılı harçlardan ve aynı Kanun’da yer alması nedeniyle de tahsil harcından müstesna olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle tahsil harcının, alacaklı bankaya ödenen paradan kesilmesi mümkün olmadığı gibi, alacağına mahsuben alacaklı bankaya ihalenin yapılması halinde de satış bedeli üzerinden icra dairesine ödenmesi istenemez. (Hukuk Genel Kurulu"nun 30.12.2009 tarih ve 2009/12-545 esas, 2009/617 karar sayılı kararı)
Somut olayda, şikayetçi banka tarafından, borçluya kullandırılan kredinin geri ödenmesini temin amacıyla icra takibi yapıldığı anlaşıldığından ve dolayısıyla yukarıda anılan yasa hükmü gereğince, ihale bedeli, tahsil harcından müstesna olduğundan, bu yöndeki şikayetin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsizdir…)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Şikayetçi Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
İstek, icra müdürlüğü şikayetine ilişkin olup; tahsil harcı alınmasına ilişkin icra müdürlüğü
Kararının iptali ve harcın iadesi istenilmiştir.
Şikayetçi Türkiye İŞ Bankası A.Ş. vekili; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla, borçlular hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi esnasında ipoteğe konu taşınmazı şikayetçi/alacaklının alacağına mahsuben satın aldığını, bunun üzerine 492 sayılı Harçlar Kanunun 123. maddesi gereği müvekkili bankadan herhangi bir harç alınmaksızın taşınmazın tescilinde sakınca bulunmadığına dair talimat icra dosyasına tezkere yazılması için İstanbul 10 İcra Müdürlüğü’nün 2007/10624 Esas sayılı dosyasından talepte bulunmasına rağmen talebinin icra memuru tarafından reddedildiği için satış bedeli üzerinden hesaplanan tahsil ve cezaevi harcını itirazi kayıtla söz konusu dosyaya yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek müvekkili bankanın Harçlar Yasasının 123/son maddesi gereğince yargı harcından müstesna tutulması nedeniyle müvekkili bankadan tahsil harcı alınmasına yönelik İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 22.04.2009 tarihli “Tahsil Harcının Alınması” yönündeki memur işleminin iptali ile itirazı kayıtla yatırmak zorunda kalınan tahsil harcının iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece şikayetin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, şikayetçi vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuş, yerel mahkemece önceki kararda ısrar edilmiş; hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikayetçi bankanın icra müdürlüğünde gerçekleştirdiği tahsil işleminin, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 5766 Sayılı Kanunun 11/ç.maddesiyle değişik 123.maddesinin 3.fıkrasındaki düzenleme karşısında, şikâyete konu tahsil harcından müstesna olup olmadığı noktasında toplanmakta ise de dosya içinde şikayetçi vekilinin dilekçesinden, şikayetçinin ödemiş olduğu dava konusu 8.190,00 TL tahsil harcının, Nuriosmaniye Vergi Dairesi Müdürlüğü’nce 23.09.2009 tarihinde banka hesabına iade edildiğinin anlaşılması nedeniyle, öncelikle bu hususun, mahkemece verilen hükme bir etkisinin olup olmayacağı, ön sorun olarak tartışılmıştır.
İlke olarak her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve böyle bir halde mahkemenin, davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerektiği de her türlü duraksamadan uzaktır.
Somut olayda, dava konusu tahsil harcının 23.09.2009 tarihinde şikayetçi banka hesabına iade edildiği, buna ilişkin belge ve bilgi, direnme kararından önce dosyaya intikal etmediği için Yüksek Özel Dairece bu konu hakkında bir inceleme yapılmadığı gibi yerel mahkemece de bu konu hakkında her hangi bir karar verilmemiştir.
Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilir.
Eldeki davada; şikayete konu tahsil harcının iade edildiğinin bildirilmiş olması nedeniyle mahkemece ortaya çıkan bu yeni durumun değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir.
Sonuç itibariyle, ön sorunun kabulü ile diğer hususlar incelenmeksizin direnme kararının, yukarıda açıklanan değişik gerekçelerle bozulması gerekir.
SONUÇ: Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 366/III. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 28/09/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.