Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2012/20-243
Karar No: 2012/652

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2012/20-243 Esas 2012/652 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2012/20-243 E.  ,  2012/652 K.

    "İçtihat Metni"

     MAHKEMESİ : Trabzon Kadastro Mahkemesi
    TARİHİ : 21/11/2011
    NUMARASI : 2011/2-2011/9

    Taraflar arasındaki "Kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon Kadastro Mahkemesi’nce davanın  reddine dair verilen 01.11.2010 gün ve 2007/11 E., 2010/22 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 02.06.2011 gün ve 2011/3303 E., 2011/6728 K. sayılı ilamı ile;
    (...Davacı Orman Yönetimi, 15.01.2007 tarihli dilekçe ile açtığı davada, 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan çalışmalarda, .... köyü 127 ada 1 sayılı parselin orman niteliği ile sınırlandırılıp, Hazine adına tespit tutanağı düzenlenerek 15.12.2006 tarihinde 30 günlük kısmı ilana çıkartıldığını, bu orman parseline bitişik olan 127 ada 69, 78, 79 ve 80 parsel sayılı taşınmazlar da orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman alanı dışında bırakıldığını ileri sürerek bu alanın orman sınırları içine alınarak orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, daha önce Orman Yönetimi tarafından açılan Mahkemenin 2007/43, 46, 47 ve 78 sayılı dosyalarında, çekişmeli taşınmazlar hakkında karar verilmiş olduğundan, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine, 127 ada 1 parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. Maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
    Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; davacı orman yönetimi orman sınırı içine alınan taşınmazların kısmi ilan süresi içinde köy tüzel kişiliğini hasım göstererek açtığı davada 127 ada 1 parsel numaralı orman parseline bitişik ve orman sayılan bir kısım taşınmazların orman sınırı dışında bırakıldığını iddia ederek orman sınırı içine alınmalarını istemiş, ancak bu parsellerin numaralarını göstermediği gibi dava dilekçesine bir kroki de eklememiştir.
    Daha sonra 26.05.2008 günlü duruşma sırasında, Orman Yönetimi 127 ada 1 parsel sınırında bulunan taşınmazlardan 127 ada 69,78,79,80 parseller dışındakilere itirazları bulunmadığını açıklamış, mahkemece buna rağmen 16.07.2010 günü keşif yapılarak tutanak asılları da dosyada bulunan 68, 70, 71 ve 72 parseller hakkında araştırma ve inceleme yapılmış, daha sonra da bu taşınmazlar hakkında kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Ancak dosyaya getirtilen belgeler incelendiğinde; 26.05.2008 günlü celsede sözü edilen 69 (mahkemenin 2007/78 sayılı dosyası), 78 (mahkemenin 2007/46 sayılı dosyası), 79 (2007/43), 80 (2007/47) parsellere ilişkin oldukları, Orman Yönetimince açılan davalar sonunda 78 ve 79 parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına, 69 ve 80 parsellerin tespit gibi tescillerine karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Orman Yönetimince, tutanak asılları dosyada bulunan 68,70,71,72 parsellerden açıkça feragat edilmediği ve mahkemece bu parseller hakkında araştırma ve inceleme yapılarak orman sayılan yerlerden oldukları belirlendiği halde başka parseller hakkındaki kesinleşmiş kararlar gözönünde bulundurularak, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
    Mahkemece öncelikle Orman Yönetiminden hangi taşınmazları dava ettiği, hangilerinden feragat ettiği açıkça sorulmalı, buna göre dava edilen taşınmazların tutanakları dosyada yoksa getirtilmeli, Hazine ve dava konusu taşınmazların zilyetleri davaya dahil edilmeli, gerçekten kesin hüküm olup olmadığı belirlenmeli, bu dosyada incelenen 68,70,71,72 parseller dava konusu değilse, tutanak asılları olağan yollarla kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmeli, yine aynı şekilde 127 ada 1 numaralı orman parselinin kendisinin davalı olmadığı, çevresinin davalı olduğu düşünülerek bu parsel hakkında hüküm kurulmamalı ve tutanağı da kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmeli, bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi...)
    gerekçesiyle hüküm bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulu"nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
    Davacı  vekili, Trabzon İli, Kozluca köyünde yapılan çalışmalar sırasında orman sınırlarının tespitinde hata yapıldığını 14.12.2006 tarihinde kısmi ilanla askıya çıkan tutanakta orman sınırlarının gerçeği yansıtmadığının fark edildiğini, bu bağlamda orman vasfıyla hazine adına tespiti yapılan 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın içerisinde olması gerekirken yapılan tespit sonucu orman dışına çıkarılan alanlar bulunduğunu, bu taşınmazların da orman vasfıyla hazine adına tespitinin yapılması gerektiğini ileri sürerek, 127 ada 1 parsel sayılı taşınmaz dışında kalan ve orman vasfında olan taşınmazlara ilişkin tespitin iptali ile orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
     Mahkemece, davacı vekilince itiraz edilen sınır parsellerinin aynı ada 69, 78, 79, ve 80 sayılı parseller olduğunun bildirildiği, orman idaresi tarafından bu parsellerin orman niteliğinde oldukları iddiasıyla dava açıldığı, bu davalar sonucunda 78, 79 parsellerin orman, 80 ve 69 parsellerinde tespit gibi tescillerine karar verildiği ve bu kararların kesinleşerek tescillerinin sağlandığı, bu davalarda davacı tarafın orman idaresi olduğu, davalıların da her parselin tespit maliklerinin olduğu, eldeki dava ile konu ve dayanaklarının da aynı olması karşısında bu davaların özgülenen parseller açısından kesin hüküm oluşturması  nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Davacı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle karar bozulmuştur.
    Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davacı vekili getirmiştir.
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kadastro tespitinde belirlenen sınıra itiraz şeklinde açılan davada, taraf gösterilmediği hallerde tüm bitişik komşu parsellerin dava edildiğinden söz etmenin mümkün olup olmadığı ve davacı tarafından özgülemeye yönelik beyanda bulunulması halinde diğer komşu parseller yönünden inceleme yapılıp yapılamayacağı ile davada kesin hükümün varlığından söz edip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
    Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sonucu ilk olarak davacı Orman İdaresi"nin  açtığı bu davanın dava konusu 127 ada 1 parsel sayılı taşınmaza sınır olan taşınmazların tamamına yönelik mi, yoksa  davacı vekilinin 26/05/2008 günlü duruşmadaki "127 ada 1 parsel çevresinde bulunan aynı ada 69,78,79 ve 80 parsellerle ilgili mahkemenizde itiraz davaları mevcuttur. Bunlar dışındaki 127 ada 1 parsel çevresi ile ilgili başkaca bir iddiamız yoktur" şeklindeki beyanı ve Maçka orman işletme müdürlüğünün 25/09/2008 tarihli yazısı ile "127 ada 69, 78, 79 ve 80 nolu parseller dışındaki diğer parseller üzerinde orman olduklarına dair bir iddiamız yoktur" şeklindeki yazısının davanın bu parsellere özgülenip özgülenmediği hususları öncelikle ele alınıp oylanmış ve davanın anılan dört parsele özgülendiği hususu kabul edilmiştir.
     Diğer taraftan, davanın özgülendiği kabul edilen 4 parsel ile ilgili olarak Orman İdaresi ile bu parsel malikleri arasında mahkemenin 2007/78, 2007/46, 2007/43 ve 2007/47  esas sayılı dava dosyalarının eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı hususu ele alınıp tartışılmış, eldeki davanın kısmi ilan sonrasında köy tüzel kişiliği aleyhine 15.01.2007 tarihinde açılmış olduğu, anılan davaların ise kadastro parselleri belirlendikten sonra 02.07.2007 tarihinde açıldıkları, taraflarının farklı olduğu ve dava tarihi itibariyle kesin bir hükmün bulunmadığı hususları dikkate alındığında kesinleşen bu ilamlarının eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı  sonucuna varılmıştır.
     Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, özgülendiği kabul edilen dört parselle ilgili olarak parsel maliklerinin davada yer almalarının sağlanması ve yargılama aşamasında ayrı açıldığı anlaşılan yukarıda esas numaraları belirtilen davaların eldeki dava ile birleştirilmeleri ve birlikte  yargılamalarının yapılması gerekirken, özgülenen parsellerle ilgili olarak açılan davaların bekletici mesele yapılması ve eldeki davanın ayrı karara bağlanması kural olarak doğru değildir.
    Ne varki, bu hususlar gözetilmeksizin yapılan yargılama sonucu özgülenen dört parsel yönünden açılan davalardan  78 ve 79 parsel sayılı taşınmazların orman olarak hazine adına 69 ve 80 parsel sayılı taşınmazların ise ormanla ilgisinin olmadığı tespit edilerek kişi adına tesciline karar verildiği ve bahsi geçen kararların kesinleştiği anlaşıldığına göre, özgülenen  taşınmaz maliklerinin davaya dahil edilmelerine gerek kalmamıştır. 
    Hal böyle olunca, anılan hususlar gözetilerek bu gerekçeler ile davanın reddi karar verilmesi gerekirken olayda uygulama yeri olmayan kesin hükümden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması  usul ve yasaya uygun değil ise de sonuç itibariyle davanın reddine karar verilmiş olması  doğrudur.
    Ancak, getirtilen kadastro tutanaklarından açılan dava nedeniyle  itirazlı olduğu için tutanakları açık bırakılan taşınmazlar bulunduğu görülmüştür. Mahkemece, eldeki dava nedeniyle tutanakları açık bırakılan taşınmazların tesbiti ve bu tutanaklarla ilgili olarak tutanak asılları olağan yollarla kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi yerinde değildir.
    O halde, yerel mahkemece  yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak bir karar verilmek üzere ve salt bu değişik gerekçelerle direnme kararının bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının, yukarıda gösterilen değişik gerekçelerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanun"un 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 05.10.2012 gününde yapılan ikinci görüşmede oybirliği ile karar verildi.

     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi