3. Hukuk Dairesi 2016/17948 E. , 2018/4818 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ziynet eşyasının iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; düğünde davacıya takılan bilezikleri ve çeyrek altınları davalının araba alacağını söyleyerek davacıdan aldığını ve iade etmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ziynet eşyalarının aynen iadesine, bu mümkün olmaz ise bedeli olan 15.000.00.- TL"nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili yargılamanın devamı sırasında aynen iadenin mümkün olmaması hali için talep sonucunu ıslah dilekçesi ile 16.731.20 TL"ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın reddini istemiştir.Mahkemece davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 09.11.2015 tarih ve 2014/21584 E. 2015/17464 K. sayılı kararı ile "Somut olayda; davacı tanıklarının olmamışı olmuş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu da yoktur. O halde, davacı tanıklarının sözlerine değer vermek gerekir. Toplanan delillerden; davalının davacıyı baba evine bırakıp gittiği, daha sonra davalı ve yakınlarının tarafları barıştırmak için davacının ailesinin evini ziyaret ettiği, bu sırada davalıya davacının ziynetlerinin nerede olduğunun sorulduğu, davalının ziynetlerin kendisinde olduğunu, araba alacağını söylediği anlaşılmaktadır. Barışma amacı ile yapılan ziyaret sırasında evde bulunan tüm davacı tanıklarının birbiri ile tutarlı ifadelerine göre ziynetlerin kendisinde olduğunu tanıklara ikrar eden davalı, ziynetleri davacıya iade etmek zorundadır. Başka bir anlatım ile davacı davasını ispatlamıştır. Mahkemece, bu yön nazara alınmadan davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddedilmesi doğru görülmemiştir.Mahkemece yapılacak iş; (davacının babasına verildiği konusunda çekişme bulunmayan 20 çeyrek altın dışında) davacının davasını ispatlamış olduğu kabul edilerek sonucuna uygun bir karar vermektir." gerekçesiyle bozulmuştur.Bozma sonrasında bozmaya uyan mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüyle 9 adet 20 gram 22 ayar burma bilezik, 20 adet çeyrek altın, 1 adet 10 gr 22 ayar bileziğin aynen, olmadığı takdirde 9 adet burma bilezik bedeli 13.320,00 TL, 20 adet çeyrek
altın bedeli 2.671,00 TL, 1 adet 10 gram bilezik bedeli 740,00 TL olmak üzere toplam 16.731,00 TL"nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere özellikle delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece Dairemizin bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla bozma kararında belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar.Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay"ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.Somut olayda mahkemece; bozma kararına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmemiş, bozmaya uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki; yukarıda anılan bozma ilamında, davacının babasına verildiği konusunda çekişme bulunmayan 20 çeyrek altın dışında davacının davasını ispatladığının kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece; davacının babasına verildiği konusunda ihtilaf bulunmayan 20 çeyrek altın yönünden de davanın kabulüne dair yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bu husus bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.