21. Hukuk Dairesi 2015/21825 E. , 2016/15438 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacılar, murisinin davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ....tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1982-2006 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının tespit davasının kabulü ile 1982 yılından 2006 yılına kadar her yıl yaz aylarında ve sulamanın devam etmiş olduğu sürelerde 5 (beş) ay çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, dosyaya sunulan ve davacının Kooperatifte çalıştığına dair kayıtlar bulunan Karar Defterlerinin Sulama Kooperatifine ait olduğu ve dosya kapsamında beyanı alınan tanıkların davacının hem Sulama Kooperatifinde hem de Kalkınma Kooperatifinde çalıştığını söyledikleri anlaşıldığından gerçek işverenin kim olduğu, davacının çalışmasının ne kadarını hangi Kooperatif nezdinde geçirdiği, davalı Kooperatif adına tescilli işyeri bulunup bulunmadığı araştırılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, tanıklardan ... davalı Kooperatife ait işyerinde sigortalı olarak çalıştığını belirttiğinden adı geçen tanığın sigortalılığına ilişkin bilgi ve belgeleri Kurumdan getirtmek, davalı Kooperatif adına ve davacının çalıştığı belirtilen Sulama Kooperatifi adına tescilli işyeri bulunup bulunmadığını Kurumdan sormak, işyeri kaydının olduğunun anlaşılması halinde her iki işyerinin dava konusu döneme ait dönem bordrolarında ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, davacının çalışmalarının hangi işveren yanında geçtiğini ve gerçek işverenin kim olduğunu tespit etmek, her iki Kooperatife ait işyerinde de çalıştığının anlaşılması halinde çalışmasının ne kadarını hangi Kooperatif nezdinde geçirdiğini araştırıp davalı işyerindeki çalışmalarını belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Ayrıca, davacının çalıştığı kabul edilen 1982-2006 yılları arasındaki 5 ayın hangi aylar olduğu açıkça belirtilmeden infazda tereddüt yaratılacak şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgilisine iadesine, 22/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.