
Esas No: 2015/30387
Karar No: 2018/8918
Karar Tarihi: 18.04.2018
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/30387 Esas 2018/8918 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde kamyon şoförü olarak 06.07.2010 ila 21.12.2013 tarihlerinde aylık net 1.500,00 TL ücretle çalıştığını, iş akdine haksız nedenle son verildiğini ve işçilik alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve kötü niyet tazminatı ile fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının kendi isteği ile istifa ederek işten ayrıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, istekler kısmen hüküm altına alınmıştır.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10/04/1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı ilamı gereğince bozma sebebidir.
Somut olayda, Mahkemece "davacı işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlandığı gibi davalı işverenin kötüniyeti ispatlanamadığından kötü niyet tazminatına hak kazanamadığı anlaşılmıştır." şeklinde açıklama yapılmış, ancak gerekçeli kararın hüküm bölümünde söz konusu talep hakkında hüküm tesis edilmemiştir. Böylece gerekçeli karar ve hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. Bu durumda verilen karar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine aykırı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, sair yönler incelenmeksizin; yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 18.04.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.