
Esas No: 2015/9929
Karar No: 2017/6211
Karar Tarihi: 01.11.2017
Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı 2015/9929 Esas 2017/6211 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
ON BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2015/9929
Karar No : 2017/6211
Davacı :
Davalılar : 1-
2-
Vekili :
3-
Vekili :
4-
Vekili :
Davanın Özeti : Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinin (b) bendinin 1. ve 2. alt bentleri ile davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin 05.06.2010 tarih ve 28032 sayılı işlemin; güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine dair bir tespit bulunmadığı, ikinci ölçümde sınırın altında alkollü olduğunun tespit edilidiği, Kanunda promil sınırı belirtilmediği ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
Savunmaların Özeti : Dava konusu Yönetmelikte belirlenen sınır üzerinde alkollü olduğu tespit edilen kişilerin güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine ilişkin bilmsel veriler bulunduğu, davacını tutanakları imzadan imtina etmesinin itiraz olarak kabul edildiği ve sevk edildiği sağlık kurumunda yapılan tespit ile birlikte iki ölçüm arasındaki süre dikkate alındığında davacının mevzuatta yer alan sınır üzerinde alkollü olduğunun ortaya konulduğu, dava konusu Yönetmelikte ve sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Düşüncesi : Dava konusu Yönetmelik maddeleri yönünden Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından davanın reddi yönünde verilen kararın İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onanarak kesinleştiği görüldüğünden, davacının sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin işlem hakkında verilen bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı :
Düşüncesi : Dava, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinin (b) bendinin 1. ve 2. alt bentlerinin iptali ile davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin 05/06/2010 günlü, 28032 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinin (b) bendinin 1. ve 2. alt bentlerinin iptali ile davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin 05/06/2010 günlü, 28032 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/05/2012 günlü, E:2010/6090, K:2012/3925 sayılı kararıyla; 2918 sayılı Kanunun
"Alkollü İçki, Uyuşturucu veya Keyif Verici Maddelerin Etkisi Altında Araç Sürme Yasağı" başlıklı 48. maddesinin 1. fıkrasında, uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin, karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğunun hükme bağlandığı; 2.fıkrasında da uyuşturucu veya keyif verici maddelerin cinsleri ile alkollü içkilerin etki dereceleri ve kandaki miktarlarını tespit amacıyla trafik zabıtalarınca teknik cihazlar kullanılacağı, tespit usulleri ve muayene şartlarının Sağlık Bakanlığının görüşüne uygun olarak hazırlanacak yönetmelikle düzenleneceğinin belirtildiği; bu itibarla Kanun'da yer alan ifadenin tekrarından ibaret olan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinin (b) bendinin 1. alt bendinde Yasaya aykırılık bulunmadığı; öte yandan, aynı Yönetmelik maddesinin (b) bendinin 2. alt bendinde kamu hizmeti yapmayan, yük ve yolcu taşımayan ve resmi araç kullanmayan sürücülerin güvenli sürüş yeteneklerini kaybetmiş sayılmaları için sürücünün kanında 0,50 promil alkolden fazla alkol bulunmaması gerektiğinin düzenlendiği, 2918 sayılı Kanunda güvenli sürüş yeteneğinin hangi hallerde kaybedileceğine ilişkin olarak idarenin takdir hakkını ve işleyişini kısıtlayacak ayrıntılı kuralların sayılması yoluna gidilmediği, bu hususta kriter belirleme yetkisinin idarenin takdirine bırakıldığı, bu itibarla, Yönetmelik ile, günümüzde mevcut bilimsel veriler ışığında, kanında 0,50 promil alkolden fazla alkol bulunan sürücülerin güvenli sürüş yeteneklerini kaybedecekleri yolunda bir şart getirilmesinde Yasaya aykırılık bulunmadığı; her ne kadar davacı tarafından, Kanunda 0,50 promil kriterinin açıkça yer almadığı, bu sebeple her seferinde sürücülerin, sağlık kuruluşlarında kanlarında mevcut alkol miktarı nedeniyle güvenli sürüş yeteneklerini kaybedip etmedikleri yolunda tespit yapılması gerektiği iddia edilmekte ise de, böyle bir yorum idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracağı gibi, trafik ekiplerince alkol muayenesi yapılmasını da fiilen ortadan kaldırarak Kanun'un amacına da aykırı düşeceği gerekçesiyle, Yönetmelik hükümleri yönünden davanın reddine, davacının sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına ilişkin işlemin iptali istemi hakkında ise; olayda, 05/06/2010 tarihinde saat 00.08'de yapılan ölçümde 0,66 promil alkollü olduğunun tespitine itiraz eden davacının, sevk edildiği kurumda yapılan ölçümde 0,29 promil alkollü olduğunun tespiti üzerine yine bu kuruluş tarafından davacının ilk ölçümünün yapıldığı saat 00.18 ile son ölçümün yapıldığı saat 02.15 arasında geçen süre de gözönünde bulundurularak varacağı sonuca göre işlem tesis edilmesi gerekirken, ilk ölçüm sonucu tespit edilen orana göre tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bireysel işlemin iptaline karar verilmiş ve bu kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15.12.2014 tarih ve E:2012/2613, K:2014/5003 sayılı kararıyla, Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/05/2012 günlü, E:2010/6090, K:2012/3925 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile anılan kararın işlemin iptaline ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
2577 sayılı Yasanın 46. maddesinin 1. fıkrasında Danıştay Dava Daireleri kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 2575 sayılı Yasanın 38. maddesinde İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında da; idare mahkemelerinin bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebileceği öngörülürken, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu belirtilerek, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ise ısrar olanağı tanınmamıştır.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun15.12.2014 tarih ve E:2012/2613, K:2014/5003 sayılı kararında yer alan gerekçeyle, davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin 05/06/2010 günlü, 28032 sayılı işlemin iptali talebiyle açılan davanın bozma kararında yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince; Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 30.05.2012 tarih ve E:2010/6090, K:2012/3925 sayılı kararının İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 15.12.2014 tarih ve E:2012/2613, K:2014/5003 sayılı kararıyla kısmen onanıp kısmen bozulması üzerine, bozma kararına uyularak gereği görüşüldü:
Dava, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinin (b) bendinin 1. ve 2. alt bentleri ile davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin 05.06.2010 tarih ve 28032 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 30.05.2012 tarih ve E:2010/6090, K:2012/3925 sayılı kararında; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda güvenli sürüş yeteneğinin hangi hallerde kaybedileceğine ilişkin olarak idarenin takdir hakkını ve işleyişini kısıtlayacak ayrıntılı kuralların sayılması yoluna gidilmediği, bu hususta kriter belirleme yetkisinin idarenin takdirine bırakıldığı, bu itibarla, Yönetmelik ile günümüzde mevcut bilimsel veriler ışığında, kanında 0,50 promil alkolden fazla alkol bulunan sürücülerin güvenli sürüş yeteneklerini kaybedecekleri yolunda bir şart getirilmesinde Yasaya aykırılık bulunmadığı; her ne kadar davacı tarafından, Kanunda 0,50 promil kriterinin açıkça yer almadığı, bu sebeple her seferinde sürücülerin, sağlık kuruluşlarında kanlarında mevcut alkol miktarı nedeniyle güvenli sürüş yeteneklerini kaybedip etmedikleri yolunda tespit yapılması gerektiği iddia edilmekte ise de böyle bir yorumun idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracağı gibi, trafik ekiplerince alkol muayenesi yapılmasını da fiilen ortadan kaldırarak Kanun'un amacına da aykırı düşeceği gerekçesiyle Yönetmelik maddeleri yönünden davanın reddine, davacının ilk ölçümünün yapıldığı saat ile son ölçümün yapıldığı saat arasında geçen süre de göz önünde bulundurularak varılacak sonuca göre işlem tesis edilmesi gerekirken, ilk ölçüm sonucu tespit edilen orana göre tesis edilen sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle 05.06.2010 tarih ve 28032 sayılı işlemin iptaline karar verildiği, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 15.12.2014 tarih ve E:2012/2613, K:2014/5003 sayılı kararıyla davacının temyiz isteminin reddedildiği ve Yönetmelik maddeleri yönünden kararın kesinleştiği, davalı idarenin temyiz istemi ise kabul edilerek bireysel işlem hakkında bozma kararı verildiği görülmektedir.
Bu durumda davacının sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin 05.06.2010 tarih ve 28032 sayılı işlem incelendiğinde;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48. maddesinin 2. fıkrasında, "Uyuşturucu veya keyif verici maddelerin cinsleri ile alkollü içkilerin etki dereceleri ve kandaki miktarlarını tespit amacıyla, trafik zabıtasınca teknik cihazlar kullanılır. Tespit usulleri ve muayene şartları, Sağlık Bakanlığının görüşüne uygun olarak hazırlanacak yönetmelikte düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasal düzenleme ile alkollü içki kullanan sürücünün kanındaki alkol miktarının tespitinin trafik zabıtasınca teknik cihazlar kullanılarak yapılacağı kurala bağlanmıştır.
18/07/1997 günlü, 23053 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinin (b/2) bendinde, "Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar." kuralı ile aynı maddenin (c/1) bendinde, "Alkollü olarak araç kullandığından şüphe edilen sürücüler; alkol tespitine ilişkin tarih, saat ve ölçüm sonucu ile cihaza ait seri numarasını gösterir çıktı verebilen ve kalibrasyon ayarı yapılmış teknik cihazlar kullanılarak trafik zabıtası tarafından kontrol edilir." kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; 05/06/2010 günü saat 00:08de Konya Yolu 18. km.de yapılan trafik kontrolünde davacının 0.66 promil alkollü olarak araç kullandığının kalibrasyon ayarı yapılmış alkolmetre cihazı ile saptanması üzerine, aynı günlü tutanakla sürücü belgesinin 6 ay süreyle (ikinci tespit olduğundan) geçici olarak geri alındığı ve ayrıca trafik para cezası tutanağı düzenlendiği, davacının bu duruma itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu …. Grup Başkanlığına gönderilerek saat 02:15'te kan örneği verdiği, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesince düzenlenen 05/06/2010 günlü raporda davacının kan örnekleri üzerinde yapılan incelemede kanında 0,29 promil alkol bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Gerek Karayolları Trafik Kanunu, gerekse Karayolları Trafik Yönetmeliğinin yukarıya alıntısı yapılan hükümlerine göre, sürücülerin alkol düzeylerinin trafik zabıtası tarafından teknik cihazlarla ölçülebileceği ve aksi sabit oluncaya kadar bu ölçümlerin yapılacak işlemlere esas alınabileceği açıktır.
Sürücünün alkollü olduğunun trafik kontrolü sırasında saptanmasından sonra, bu ölçüme yapılan itiraz üzerine Adli Tıp Kurumunda yapılacak tahlile kadar geçen sürede sürücünün kanındaki alkol oranı azalacak olup, vücuttaki alkol oranının saatte ne kadar azalacağının sorulması üzerine Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığınca Ankara Emniyet Müdürlüğüne yazılan 23/12/2003 günlü, 2003/13-924/4060 sayılı yazıda, 5. İhtisas Kurulunun 27/10/2003 günlü, 1537 sayılı kararına göre "...bu yollarla kan alkol düzeyinin azalmasının bir saatte % 12-18 mg, ortalama olarak % 15 mg düzeyinde olduğu, bu azalmaya, şahsın cinsiyetinin, kilosunun etkisi olduğu, kronik içicilerde düşmenin daha hızlı olacağı" bildirilmiştir.
Ayrıca Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 22/04/2003 tarihli yazısında, trafik kontrolü sırasında solunum havasında saptanan alkol düzeyinin her saat 15 mg/dl azalarak metabolize olacağı belirtilmiştir.
Olayda, Adli Tıp Kurumunca kan tahlili suretiyle yapılan tespit sonucu düzenlenen raporda 0,29 promil alkol bulunduğu görülen davacının, olay esnasında trafik zabıtası tarafından kalibrasyon ayarı yapılmış cihazla yapılan ölçümden itibaren geçen 2 saat 07 dakikalık sürede kanındaki alkol oranının ne kadar düşmüş olacağı hususunun Adli Tıp Kurumunca esas alınan bilimsel veriler göz önüne alınarak hesaplanması gerekmektedir.
Buna göre, Adli Tıp Kurumunca kan tahlili suretiyle yapılan tespit sonucu düzenlenen raporda saat 02:15'te alkol miktarı 0,29 promil olan davacının, 2 saat 07 dakika önce yapılan tespit esnasındaki alkol oranının, her bir saatte 0,15 promil düşebileceğine ilişkin bilimsel görüşler dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre, bu süre içerisinde toplam 0,31 promil düşebileceği dikkate alındığında 0,60 promil olacağı görülmektedir. Esasen bu veri trafik zabıtasının kalibrasyon ayarı yapılmış cihazla yaptığı ölçümle uyumluluk gösterdiği gibi, trafik zabıtasınca düzenlenmiş olan tutanağın gerçeği yansıtmadığına ilişkin hukuki ve bilimsel başka bir veri de bulunmamaktadır.
Bu durumda, her iki yöntemle yapılan ölçüm ve hesaplamaya göre davacının alkol oranının Yönetmeliğin kabul ettiği sınır olan 0.50 promilin üzerinde olduğu anlaşılmakta olup, davacı hakkında tesis edilen bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davanın reddine, temyiz aşamasında yapılan aşağıda dökümü gösterilen …. TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, ilk kararda davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden ve kararın bu kısmı onanarak kesinleştiğinden bu aşamada ayrıca davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.