
Esas No: 2013/11687
Karar No: 2017/6224
Karar Tarihi: 01.11.2017
Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı 2013/11687 Esas 2017/6224 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
ON BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2013/11687
Karar No : 2017/6224
Davacı :
Vekili :
Davalılar : 1-
Vekili :
2-
Vekili :
3-
Vekili :
Davanın Özeti : Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Hız kuralları ve hız sınırları" başlıklı 100. maddesinin; hız sınırını aştığından bahisle hakkında işlem yapıldığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda bölünmüş yollar için hız sınırının 110 km/s olarak öngörüldüğü, idarece düzenleme yapılırken karayollarının durumu ve araçların teknik özelliklerinin gözetilmesi gerektiği, araçlardaki teknik gelişmeler ve bölünmüş yolların özelliği gereği buralardaki hız sınırının arttırılması, yeniden hız sınırı belirleme çalışmaları yapılması gerektiği, bu hususların göz ardı edilmesinin idarenin takdir hakkının sınırını aştığı, aracın teknik özellikleri bilirkişilerce incelendiğinde kamu düzeninin hız sınırı ile sağlanmayacağının anlaşılacağı, belirlenen hız sınırlarının yetersiz kaldığı, idarece %20 artırma takdirinin uygulanması gerektiği ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
Davalı 'nın Savunmasının Özeti : Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürürlüğe konulan Motorin Araçlar Tip Onay Yönetmeliği ve Araçların İmal Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik ile uluslar arası güvenlik kriterleri dikkate alınarak davalı üç Bakanlık tarafından ortak çalışma sonucunda araçların cins ve kullanım amaçlarına göre sürülebileceği sınırların belirlendiği, sınırların üzerinde araç kullanan sürücülerin kaza riskiyle karşılaştığında tedbir almakta ve manevra yapmakta zorlanacağı, Avrupa Birliği ülkelerinde de benzer sınırlamaların olduğu, teknoloji geliştiği oranda devletler tarafından hızlara tahdit getirildiği, 2918 sayılı Kanunun idareye sınırları belirleme hususunda yetki tanıdığı, dava konusu maddenin iptali halinde 2918 sayılı Kanunun 51. maddesine göre tüm araçlar için hız sınırının aynı olacağı, bu durumun da trafik güvenliğini tehlikeye düşüreceği, araçların hız sınırlarının belirlenmesinde aracın türü, motor gücü ve yüklü ağırlığının önem taşıdığı, örneğin bir kamyonet göz önüne alındığında bir kaza halinde durma mesafesinin daha uzun olacağı ve karşı tarafa daha çok zarar vereceği, Yönetmeliğin 100. maddesinde otomobiller için hız sınırının 20 km/s arttırılma imkanı olduğu, dosya kapsamında kamyonet söz konusu olduğu, bu şekilde bir artırımın bu cinsteki araçlar için mümkün olmadığı savunulmaktadır.
Davalı 'nın Savunmasının Özeti : Dava konusu Yönetmelik maddesinde en son 2010 yılında değişiklik yapıldığı, davanın süresinde açılmadığı, hasım mevkiinden çıkarılmaları gerektiği, davacının idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurabileceği, güncel menfaati bulunmadığı, Kurumları tarafından yollar projelendirilirken öncelikle bir proje- tasarım hızı seçilerek bu proje hızına göre karayolları geometrik standartları belirlenerek yol tasarımının yapıldığı, bu tasarımlar yapılırken sürücülerin yol yüzeyindeki bir nesneyi zamanında algılayıp fren tedbirine başvurabilmesi için duruş-görüş mesafesi, yanal görüş mesafesi gibi kriterlerin de esas alındığı, bu kriterlerden herhangi birinin topografik şartlar nedeniyle sağlanamaması halinde araçların trafik güvenliği yönünden seyrini temin etmek amacıyla hız düşürülmesine gerek duyulduğu, davacıya ait aracın teknik özelliğinin, vasfının ve cinsinin yolun yapımıyla ilgili veya hız sınırının tespiti ile ilgili bir kriter olmadığı, dava konusu Yönetmelik maddesinde hukuka, kamu yararına, hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı 'nın Savunmasının Özeti : Hasım mevkiinden çıkarılmaları gerektiği, dava konusu Yönetmelik maddesi ile ilgili kendilerinin görevlerinin bulunmadığı savunulmaktadır.
Tetkik Hakimi Düşüncesi : 2918 sayılı Kanunda verilen yetki uyarınca Yönetmeliğin 100. maddesinde hız sınırlarına ilişkin düzenleme yapıldığı, trafik kazalarının önlenmesi veya etkisinin azaltılmasını teminen yolların cinsi göz önünde bulundurularak hız sınırı getirildiği görüldüğünden dava konusu düzenlemede hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı :
Düşüncesi : Dava, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 100. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Karayolları Trafik Kanununun 50.maddesinde, şehirlerarası Karayollarında 90 km/s, bölünmüş yollarda 110 km/s, otoyollarda 120 km/s hızı geçmemek üzere motorlu araçların cins ve kullanma amaçlarına göre sürülebileceği en çok ve en az hız sınırlarının yönetmelikle belirleneceği, İçişleri Bakanlığının yol standartlarını dikkate alarak yukarıda belirtilen hız sınırlarını otomobiller için 20 km/s artırmaya yetkili olduğu, en çok ve en az hız sınırlarını gösteren işaret levhalarının, gerekli görülen yerlere, ilgili kuruluşlarca konulacağı, bu Kanunla yetki verilen kuruluşlar tarafından yönetmelikte belirtilen hız sınırlarının yol ve trafik durumuna göre azaltılabileceği veya çoğaltılabileceği, bu hallerde durumun trafik işaretleri ile belirtileceği, ve uygun vasıtalarla duyurulacağı kuralı getirilmiş, aynı Kanunun "Hız sınırlarına uyma" başlıklı 51. maddesinde de sürücülerin, aksine bir karar alınıp işaretlenmemişse yönetmelikte belirtilen hız sınırlarını aşmamak zorunda oldukları, hız ölçen teknik cihaz veya çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu hız sınırlarını yüzde otuz ve üzeri aşan sürücülere idari para cezası uygulanacağı, hız sınırlarını yüzde otuzdan fazla aşmak suretiyle ihlal suçunun işlendiği tarihten geriye doğru bir yıl içerisinde aynı kuralı beş defa ihlal ettiği tespit edilenlerin sürücü belgelerinin bir yıl süre ile geri alınacağı, süresi sonunda psiko-teknik değerlendirmeden ve psikiyatri uzmanının muayenesinden geçirilirek sürücü belgesi almasına mali hali olmadığı anlaşılanların belgelerinin iade edileceği,hız sınırlarının aşılıp aşılmadığını, tespit etmekte kullanılan cihazların yerini tespit veya sürücüyü ikaz eden her türlü cihazın imalı, ithali ve araçlarda bulundurulmasnını yasak olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin dava konusu "Hız Sınırları" başlıklı 100.maddesinde, davacının kullandığı kamyonet cinsi araç için hız sınırı; yerleşim yeri içinde 50 km/s, yerleşim dışında 70 km/s, şehirlerarası çift yönlü karayollarında 80 km/s bölünmüş yollarda 85 km/s otoyolda ise 95 km/s olarak belirlenmiştir. Yönetmeliğin 101.maddesinin 4.parağrafında, çeşitli araç cinslerine göre bu Yönetmeliğin öngörmüş olduğu azami hız sınırlarını %10 nispetinde aştığı kontroller sırasında tespit edilen sürücülere Karayolları Trafik Kanunun 51.maddesine göre işlem yapılmayacağı hükme bağlanmış maddenin takibeden paragrafında yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluşlar tarafından yol ve trafik durumu dikkate alınarak hız sınırlarının azami haddini belirten trafik işaret levhalarının bulunduğu yerlerde tayin edilmiş hız sınırında seyreden taşıt sürücüleri hakkında da Karayolları Trafik Kanununun 51. maddesine göre işlem yapılamayacağı kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 100. maddesinde, yerleşim yeri, yerleşim yeri dışı, bölünmüş yol ve otoyol ayrımı yapılarak bu niteliklere sahip yolların durumu ile araçların teknik özellikleri gözetilerek araç cinsleri için genel hız limitlerinin belirlenmesinde üst hukuk normları ile hizmet gereklerine aykırılık görülmemektedir.
Belirtilen nedenlerle, davanın reddi yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenildikten sonra gereği görüşüldü, davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi:
Dava, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Hız kuralları ve hız sınırları" başlıklı 100. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; bu Kanunun amacının, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu, "Kapsam" başlıklı 2. maddeinde; bu Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve karayollarında uygulanacağı, 2. fıkrasının (b) bendinde aksine bir hüküm yoksa; erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Anılan Kanunun "Hız sınırları" başlıklı 50. maddesinde ise;
"(Değişik birinci fıkra: 25/6/2010-6001/34 md.) Motorlu araçların cins ve kullanma amaçlarına göre sürülebileceği en çok ve en az hız sınırları, şehirlerarası çift yönlü karayollarında 90 km/s, bölünmüş yollarda 110 km/s, otoyollarda 120 km/s hızı geçmemek üzere yönetmelikte belirlenir.
(Ek: 17/10/1996 - 4199/21 md.) İçişleri Bakanlığı yol standartlarını dikkate alarak yukarıda belirtilen hız sınırlarını otomobiller için 20 km/s artırmaya yetkilidir.
En çok ve en az hız sınırlarını gösteren işaret levhaları, gerekli görülen yerlere, ilgili kuruluşlarca konulur.
Bu Kanunla yetki verilen kuruluşlar tarafından yönetmelikte belirtilen hız sınırları yol ve trafik durumuna göre azaltılabilir veya çoğaltılabilir. Bu hallerde durum trafik işaretleri ile belirtilir ve uygun vasıtalarla duyurulur. "
hükmü yer almaktadır.
2918 sayılı Kanuna dayanılarak 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolları Trafik Yönetmeliği''nin " Hız sınırları" başlıklı dava konusu 100. maddesinde; Karayolları Trafik Kanununda ve bu Yönetmelikte yazılı kayıt ve şartlar dışında ve aksine bir işaret bulunmadıkça yol durumlarına göre römorksuz araç cinsleri için saatteki asgari ve azami hız sınırları gösterilmiş, araç cinsi gözetilmeksizin karayollarındaki asgari hız sınırları belirlenmiş, İçişleri Bakanlığı'nın, Ulaştırma Bakanlığı'nın görüşünü alarak, yerleşim yeri dışındaki şehirlerarası çift yönlü karayolları ile bölünmüş yollarda ve otoyollarda otomobiller için hız sınırını 20 km/s’e kadar artırmaya yetkili olduğu belirtilerek hız sınırlarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat düzenlemelerinde; ülkemizde trafik kazalarının fazlalığı ve bu kazalarda ölen ve sakat kalan insan sayısı göz önüne alındığında, vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanabilmesi için karayollarında düzen ve güvenliğin gerçekleştirilmesine yönelik olarak hız nedeniyle yaşanacak kazaları önlemek ve azaltabilmek amacıyla belli bazı standartların ve kuralların belirlendiği görülmektedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Kanunda da hüküm altına alındığı üzere can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamakla yükümlü olan idare tarafından, ülke genelinde trafik düzeninin sağlanması için yolun niteliği, fiziksel özellikleri ve araçların hızlarına göre duruş-görüş mesafeleri, herhangi bir risk halinde fren mesafesinin sağlanabilmesi amaçlarıyla karayollarında seyir halindeki araçlar için asgari ve azami hız sınırları belirlenmesine ilişkin dava konusu Yönetmeliğin 100. maddesinde, dayanağı olan 2918 sayılı Kanunun amacı ile kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca 2918 sayılı Kanunun 50. maddesinin 1. fıkrasında verilen yetki uyarınca ve belirlenen sınırlar arasında davalı idarelerce hız sınırlarına ilişkin düzenleme yapıldığı görüldüğünde dava konusu Yönetmelikte bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan her ne kadar davacı tarafından davalı idarece Kanunda verilen yetki uyarınca hız sınırının artırılması gerektiği ileri sürülmüş ise de dava konusu 100. maddenin 7. fıkrasında yalnızca otomobiller için İçişleri Bakanlığı'na Ulaştırma Bakanlığı'nın görüşünü alarak, yerleşim yeri dışındaki şehirlerarası çift yönlü karayolları ile bölünmüş yollarda ve otoyollarda hız sınırını 20 km/s’e kadar artırmaya yetkisi verildiği, bu anlamda artırım hususunda idareye takdir hakkı tanındığı görülmektedir. Kaldı ki davacı tarafından kullanılan aracın kamyonet cinsi olduğu göz önünde bulundurulduğunda sözü edilen düzenleme uyarınca yapılan artırım davacıyı etkilemeyecektir.
Açıklanan nedenlerle, davanın REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz isteminde bulunulabileceğinin taraflara duyurulmasına, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.