Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/2426
Karar No: 2015/1748
Karar Tarihi: 09.02.2015

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/2426 Esas 2015/1748 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2014/2426 E.  ,  2015/1748 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : KEMALPAŞA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 03/12/2013
    NUMARASI : 2012/15-2013/514

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Dava, ehliyetsizlik ve hile ile alınan vekaletnamenin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteklerine ilişkindir.
    Davacı, akli dengesinin yerinde olmayıp, doğuştan akıl zayıflığı bulunduğunu, Alsancak Devlet Hastanesinin 27/03/2002 tarih ve 4630 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile "" sınırlı mental durum"" teşhisi konulduğunu, dava konusu 7449 parsel sayılı taşınmazın maliki iken davalı İ.. S.."in akıl zayıflığından yararlanarak ve ölünceye kadar bakacağını söyleyerek, hile ile kendisinden vekaletname aldığını, vekaletname ile de maliki olduğu taşınmazı öteki davalı B.. Ş..’a 06.09.1999 tarihinde satış suretiyle temlik ettiğini, kendisine de herhangi bir bedel ödemediğini ileri sürerek, öncelikle tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde ise satış bedelinden kaynaklanan alacak nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 15.000,00TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı İ.. S.."den tahsili isteğinde bulunmuştur.
    Davalılar, iddiaların doğru olmadığını, zamanaşımı süresinin geçtiğini, davalı İbrahim"in vekaletnamedeki satış yetkisi uyarınca taşınmazı diğer davalıya sattığını, davalı Bekir Ali’nin de tapu sicilindeki kayda güvenerek iktisapta bulunduğunu ve iyiniyetli olduğunu, satın aldığı sırada oturulamayacak durumda olan evi onarıp oturulacak hale getirdiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
    Mahkemece, Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunca düzenlenen rapor uyarınca davacının vekaletnamenin tanzim ve satış işleminin yapıldığı tarihlerde ehliyetli olduğu, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının 10.08.1999 tarihli vekaletname ile dava konusu taşınmazı dilediği bedelle ve dilediği kişiye satmak üzere davalı İbrahim"i vekil olarak yetkilendirdiği davalı İbrahim"in de bu vekaletname ile tapuda işlem yaparak 06.09.1999 tarihinde taşınmazı 1.000.000.000 TL bedelle diğer davalı Ali"ye sattığı, dava dilekçesinde belirtilen Alsancak Devlet Hastanesinin 27.03.2002 tarih ve 4630 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda davacıya ""sınır mental durum, IQ 70-90 "" tanısı konulduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu"nun 16.09.2013 tarihli raporunda ise davacı H.. A.."in 10.08.1999 ve 06.09.1999 tarihlerinde hukuki ehliyetine haiz olduğunun belirtildiği, öte yandan davacının Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/953 esas sayılı dosyasında davalı B.. Ş.. aleyhine 19.07.2002 tarihinde aynı taşınmaz nedeniyle ehliyetsizlik hukuksal sebebine dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğu, ancak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kararın 28.02.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
    Hemen belirtmek gerekir ki; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 16.09.2013 tarihli raporu ile davacı H.. A.."in vekaletname tanzim ve dava konusu taşınmazın satış tarihlerinde hukuki işlem ehliyetine haiz olduğu saptanmak suretiyle ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
    Davacının öteki temyiz itirazlarına gelince;
    Bilindiği üzere; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.04.1990 tarih, 1990/1-152-236 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; bir davada birden çok hukuksal sebebe dayanılması olanaklıdır. Bu halde, mahkemece önem sırası dikkate alınmak suretiyle her bir hukuki sebep yönünden araştırma yapılması zorunludur.
    Nitekim mahkemece; kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek öncelikle ileri sürülen ehliyetsizlik iddiası bakımından araştırma ve inceleme yapılmış, sonuçta Adli Tıp Kurumu, 4. İhtisas Kurulunun raporu ile davacının ehliyetli olduğu saptanmış ise de, davada dayanılan diğer hukuki sebep olan vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası bakımından bir araştırma ve inceleme yapılmadığı gibi, terditli istek olan tazminat talebi bakımından da olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir.
    Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
    6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
    Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
    Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK"nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK"de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilinin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
    Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
    Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
    Somut olaya gelince; davacının dayandığı öteki hukuki sebep olan hile ile alınan vekaletnamenin kötüye kullanıldığı iddiası bakımından yukarıdaki ilkeler çerçevesinde bir inceleme ve araştırma yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve delillerin bu iddia bakımından da değerlendirilerek öncelikle tapu iptali ve tescil isteği hakkında oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi, iptal ve tescil isteğinin reddi halinde ise terditli tazminat isteği bakımından da olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken,anılan bu hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
    Davacı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi