Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/2910
Karar No: 2015/1753
Karar Tarihi: 09.02.2015

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/2910 Esas 2015/1753 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2014/2910 E.  ,  2015/1753 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : BOĞAZLIYAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 10/12/2013
    NUMARASI : 2012/113-2013/463

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacılar, mirasbırakan N. A.."ın maliki olduğu 1433 parsel sayılı taşınmazını, ileride torunu N.A.."a devrini sağlamak maksadıyla davalı M.. B.."a satış suretiyle temlik ettiğini, yapılan devrin gerçek bir satış işlemi olmayıp mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
    Davalı; iddianın doğru olmadığını, işlemin gerçek bir satış olup taşınmazı bedeli karşılığında aldığını, muris ve torunu ile de hiç bir yakınlığının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, mirasbırakanın ekonomik durumunun iyi olduğu, taşınmazını satmasını gerektirir makul bir sebebin bulunmadığı, akitte gösterilen satış bedeli ile gerçek değer arasında da fahiş bir fark bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1938 doğumlu olan muris Nurettin Adıyaman"ın 19.03.2012 tarihinde öldüğü, geride davacı çocukları ile kendinden önce ölen oğlu İbrahim"in çocukları olan üç torununun mirasçı olarak kaldıkları, torunlarından Nurettin"in 2001 doğumlu olduğu, çekişme konusu taşınmaz muris adına kayıtlı iken 25.01.2011 tarihinde 5.000,00 TL bedelle ve satış suretiyle davalıya temlik ettiği, mahkemece yapılan uygulama sonucunda taşınmazın temlik tarihindeki değerinin 22.843,54 TL olarak saptandığı, bunun dışında murisin başka taşınmazlarının da bulunduğu anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
    Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
    Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Öte yandan, Türk Medeni Kanununun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddeleri uyarınca ; davanın taraflarından her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür.
    Somut olayda; davacılar, davalı M.. B..’ın emanetçi olduğunu ve taşınmazın ileride murisin torununa devredileceğini ileri sürerek eldeki davayı açmışlar ise de, bu iddianın kanıtlandığını söyleyebilme olanağı yoktur.
    Şöyle ki, mirasbırakanın davacı çocuklarından mal kaçırmasını gerektirir her hangi bir sebep ileri sürülmemiş olup, davacılarla arasının iyi olduğu, davacı tanığı ve mahalli bilirkişi de dahil olmak üzere mahkemece dinlenen bütün tanıkların murisin taşınmazını davalıya sattığını beyan ettikleri, taşınmazın emaneten davalıya devredildiğine ilişkin olarak hiç bir tanık beyanının bulunmadığı, davalının ise alım gücünün mevcut olduğu, öteden beri çiftçilik yaptığı, taşınmazı edindiği tarihten itibaren ve halen bizzat kullandığı, keza murisin davalıya emaneten temlik yapacak kadar aralarında bir yakınlık ya da güven ilişkisinin bulunduğu hususunda da bir iddia ve kanıtın bulunmadığı, davacı tanığı Rasim"in anlatımından da yaptığı trafik kazası nedeniyle murisin borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, akitte gösterilen bedel ile taşınmazın gerçek değeri arasında fahiş bir fark var ise de, bu durumun tek başına muvazaanın kanıtı sayılmayacağı da açıktır.
    O halde, kanıtlanamayan davanın mahkemece reddine karar verilmesi gerekirken, delilerin değerlendirmesinde yanılgıya düşülerek ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
    Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi