Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/15340
Karar No: 2018/5571
Karar Tarihi: 22.05.2018

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/15340 Esas 2018/5571 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2016/15340 E.  ,  2018/5571 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki ziynet eşyası alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 22.02.2018 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı asil ve vekili Av. ... geldi. Karşı taraf davacı vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    Davacı; davalı ile 2010 yılı Temmuz ayında evlendiklerini, ... 2. Aile Mahkemesi"nin 2012/830 Esas - 2013/456 Karar sayılı ilamı ile boşanmalarına karar verildiğini, kararın kesinleşmediğini, davacıya düğünde ziynet eşyalarının takıldığını, düğünde takılan ziynetlerin yasa gereği kadına ait olduğunu ileri sürerek dava dilekçesinde belirtilen ziynet eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bedelleri bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacak rakam karşılığı yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı; cevaba cevap dilekçesinde; dava konusu ziynetlerin davalı tarafından davacıya verilmediğini, kayınpederi tarafından evden kovulduğunu, sadece üstündeki kıyafetleri ile baba evine sığındığını, ziynetlerin davalı ve davalının annesinin uhdesinde olup, bir kısmının evlilik birliği içerisinde davalı ve annesi tarafından davacıya sorulmadan alınıp harcandığını beyan etmiştir. Davalı; dava konusu ziynetlerin hiçbir zaman uhdesine geçmediğini, nerede ve ne durumda olduğunu bilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; ziynet eşyalarının kendi uhdesinde olmadığını ispatlamakla mükellef olan tarafın davacı olduğu, dinlenen tanık beyanlarından, davacı kadının anne ve babasının evine giderken yolda kaynatasını gördüğü, kaynatasının gitmesine izin vermediği, ""gidersen geri gelme"" şeklinde uyarıda bulunduğu, aynı uyarıyı tanık olarak dinlenen davacının annesini telefonla arayarak da yaptığını, bu beyanlardan davacının evden ayrılışının evi terk amaçlı olmayıp anne ve babasını ziyaret amaçlı olduğu, sadece küçük çocuğun günlük ihtiyaçları dışında yanına birşey almadığı, dinlenen tanıkların da bu eşyalar dışında davacının getirdiği başka bir eşya görmedikleri, hayatın olağan akışına göre anne ve babasına ziyaret amaçlı çocuğuyla giden davacının talep ettiği ziynet eşyalarını yanında taşınmasının mümkün olmadığı, bu nedenle altınların davacının yanında olmadığı, yanında götürmediği, bu durumu davacının ispatladığı, davalı tanığı, ..."nin beyanında bahsi geçen davacının ""altınlar çantamda"" dediği olayın tarafların fiilen ayrı yaşamaya başladıkları döneme ait olmadığı, daha birlikte yaşadıkları döneme ait olduğu ve kadının aynı tanığa ""kocamın babama olan borcu için altınları bozdurup 8000 TL ödeyeceğim"" şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyanında davacı kadının kocasının babasına olan borcunu altınlarını bozdurup ödeyeceğini söylemesinin bu miktardaki altını kocasına karşılıksız olarak bağışladığını da göstermeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
    2-) Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
    Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür.Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayları kanıtlaması gerekir.Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardan olduğu için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Hayat deneyimlerine göre olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
    Bu bağlamda davacı kadın, dava konusu ziynet eşyasının varlığını ve evlilik birliği içinde elinden zorla alınıp, bozdurulduğunu ispat yükü altındadır.Diğer taraftan, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bu eşyaları iadeden kurtulur.Somut olayda; davacı asil 24.06.2014 tarihli celsede alınan beyanlarında; ziynetleri koydukları gizli bir alan olduğunu, kayınvalidesinin oradan 9 adet tura ve 2,5"luk denilen büyük altını kendisine sormadan aldığını, eşine sorduğunda bilgisinin olduğunu söylediğini, davalının Mayıs 2011"de bilezikleri bozdurmak istediğini, bu yüzden tartıştıklarını, ancak eşinin ziynetlerin yerini bildiği için kendisinden habersiz alıp bozdurduğunu, en son evden ayrılışının ailesini ziyaret amaçlı olduğunu, ziynetleri yanına almadığını, evden ayrılırken kayınvalide ve kayınpederinin evde olduğunu, evden gitmeden önce kayınpederi ile tartıştıklarını, kayınpederinin "gidersen bir daha geri dönme" dediğini beyan etmiştir. Yine aynı celsede kayınpederi ile bahsettiği tartışmanın evden çıkmadan önce olduğunu, dışarıya çıktığında da devam ettiğini açıklamıştır. Davalı asil ise yargılama aşamasındaki beyanlarında; davacının evlilik yüzüğünün kendisinde olduğunu, bileklik kopçasının evde
    kaldığını, isteği üzerine davacının 2 bileziğini bozdurup parasını kendisine verdiğini, bunun dışındaki ziynetlerin kendisinde olmadığını bildirmiştir.Davacı tanıkları beyanlarından ziynetlere ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, davacıdan duyduklarını dile getirdikleri; taraflara ait boşanma dosyasından ise; davacının daha öncesinde de evi birkaç kez terk ettiği anlaşılmaktadır.
    Mahkemece, davacı kadının anne ve babasının evine giderken yolda kayınpederini gördüğü, kayınpederinin, gitmesine izin vermediği, ""gidersen geri gelme"" şeklinde uyarıda bulunduğu kabul edilmiş ise de dosya içeriği ve bizzat davacı asilin beyanlarından davacı ile kayınpederinin davacı evden ayrılmadan önce tartıştıkları ve davacının evde ziynetlerin konulduğu gizli yeri bildiği sonucuna varılmaktadır.Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; evi daha öncesinde de terk eden, ziynetlerin yerini bilen, evden kayınpederi ile tartışan ve "gidersen bir daha gelme" sözleri üzerine ayrılan davacının ziynet eşyalarını almadan evden ayrılması hayatın olağan akışına uygun bulunmamaktadır. Davacı taraf ziynet eşyalarının bir kısmının kayınvalidesi tarafından, bir kısmının davalı tarafından bozdurulduğunu iddia etmiş ise de bu iddiasını ispatlayamamış ve dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmamıştır.Diğer taraftan davalının, 2 bileziğin davacı tarafından bozdurulup parasının kendisine verildiği yönündeki ikrarı da kendisini bağlar. Bu 2 bileziğin iade edilmemek üzere kocaya verildiğini, kadının isteği ve onayı ile bozdurulduğunu davalı taraf ispat edememiştir.
    Hal böyle olunca mahkemece, davalı tarafından evde kaldığı beyan edilen bileklik kopçası ile bozdurulduğu kabul edilen 2 bilezik yönünden davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, 1.630 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.













    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi