21. Hukuk Dairesi 2017/172 E. , 2017/10001 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, isteğe bağlı sigortalılık süreleri ile çakışan 02/12/2003-06/07/2009 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının iptaline, 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının 31/05/2006 tarihi itibariyle tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının isteğe bağlı sigortalılık süreleri ile çakışan 02.12.2003-06.07.2009 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının iptaline, 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının 31.05.2006 tarihi itibariyle tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
4.4.2015 tarihli 6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen ve 23.4.2015 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 63. maddede kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez. Sigortalılıkları durdurulanlardan bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya devam edenlerin sigortalılıkları bu maddenin yayım tarihini takip eden ay başı itibarıyla yeniden başlatılır"şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Bunun yanı sıra belirtmek gerekir ki, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 83 ve devamı (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 176 vd.) maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah; taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yöntem olup; iddiayla savunmanın genişletilmesi yasağının istisnaların biridir.
Islah müessesesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkan olmakla; bu suretle, aslında yasal itirazla karşılaşabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumunun yardımıyla artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir.
Davacının, dava dilekçesinde belirttiği talebini ıslah olmadan genişletmesi mümkün değildir. Davacının talebini genişletebilmesi için usulüne uygun şekilde ıslah yapıp harç yatırması gerekmektedir.
Somut olayda, davacının dava dilekçesindeki talebinin sigortalılık süresinin tespitinden ibaret olmasına, 05.11.2013 tarihli celsede talebini tekrarlayarak "02.12.2003-06.07.2009" tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının iptalini, SSK sigortalılığının tespitini istediğini beyan etmesine rağmen 18.06.2015 tarihli celsede 31.05.2007 tarihli emeklilik talebinin geçerli sayılmasına dair isteminin dikkate alınarak bu yönde inceleme, değerlendirilme yapılmış olması hatalıdır. Bunun yanı sıra davacının Bağ-Kur sigortalılığının 5510 sayılı Yasa"nın geçici 63.maddesi uyarınca 31.12.2003 tarihinde durdurulması gerektiği göz önüne alınarak sigortalılığının tespitine ilişkin talebinin buna göre değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
04.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.