21. Hukuk Dairesi 2016/6534 E. , 2017/10036 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı ... vekili tarafından duruşmalı, davalı Kurum vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait işyerinde garson ve ocakçı olarak 24.09.2003 – 24.11.2010 tarihleri arasında çalıştığını, ancak bir kısım çalışmalarının eksik bildirildiğini beyanla eksik çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkemece; davacının davalıya ait işyerinde 05.10.2007 – 16.10.2007 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı olarak asgari ücretle 11 gün çalıştığının ve bu çalışmasının diğer davalı Kurum"a bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalıya ait işyerinde garson ve ocakçı olarak çalıştığını beyan eden davacının 24.09.2003 – 05.10.2007, 16.10.2007 – 17.03.2008 ve 22.10.2009 – 15.12.2010 tarihleri arasındaki çalışmalarının davalı Kurum"a bildirildiği, davacının 02.09.2008 – 25.08.2009 tarihleri arasında dava dışı bir işyerinde çalışmasının bulunduğu, dosyada mevcut dönem bordrolarında davacıdan başka sadece bir kişinin adının bulunduğu, söz konusu çalışanın tanık olarak dinlenildiği ve davacının 2001 yılında işe girdiğini, işyeri kapanmadan bir iki hafta önce ayrıldıklarını beyan ettiği, ancak bu tanığın da davalı işverene karşı açtığı hizmet tespiti davası bulunduğu, komşu işyeri tanıklarınca; davacının, davalı işyerindeki çalışmasına bir iki kere ara verdiğinin beyan edildiği, davalı tanıklarının da aynı yönde beyanlarda bulundukları, davacının 17.03.2008 tarihinde işyerinden ayrıldığına dair tutanak düzenlendiği, raporu hükme esas alınan bilirkişi tarafından; her ne kadar davacının 17.03.2008 tarihinde işten ayrıldığına dair tutanak düzenlenmiş ise de daha önce işten ayrıldığına dair belge bulunmadığını belirttiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555,5.2.2003 gün 2003/21-35-64,15.10.2003 gün 2003/21-634-572,3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; komşu işyeri tanıklarınca, davacının bir iki kere işyerinden ayrıldığının beyan edilmesi ve davacının talep ettiği dönemde dava dışı bir işyerinde çalışmasının bulunması dikkate alındığında; davacının 17.03.2008 tarihinden önce davalı işyerinde kesintisiz çalışıp çalışmadığı tereddüte mahal bırakmayacak derece tespit edilmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; zabıta marifeti ile ve davalı Kurum"dan sorularak, ihtilaflı dönemde davalı işyerine komşu işyeri sahipleri ile söz konusu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş kişileri tespit ederek dinlemek ve böylece davacının 24.09.2003 – 17.03.2008 tarihleri arasındaki çalışmasının kesintisiz olup olmadığını tereddüte mahal bırakmayacak derecede tespit ederek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan ..."a iadesine, 04.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.