21. Hukuk Dairesi 2016/17485 E. , 2017/10038 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı emekli işleminin ve emeklilik maaşı ile sağlık güvencesi yardımı haklarının yeniden sisteme eklenerek tesciline, emekli aylığına belediye başkanlığı makam tazminatının eklenmesine, geriye yönelik tahakkuk ettirlen maaş, prim vs yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dava davacısı-asıl dava davalısı Kurum, yersiz ödenen maaş ve tedavi giderlerinin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, asıl dava davacısı birleşen dava davalısının isteminin kısmen kabulüne, birleşen dava davacısı-asıl dava davalısının isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici nedenlere göre davacının temyiz taleplerinin reddine,
2-Davacı, kendisine 1479 sayılı Yasa"ya gereğince yaşlılık aylığı bağlandığını, bağlanan yaşlılık aylığının 5434 sayılı Yasa"ya göre bağlanması gerekirken hataen 1479 sayılı Yasa"ya göre bağlandığı gerekçesiyle başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiğini ve yersiz ödeme çıkarıldığını, belediye başkanlığı yaptığı dönem dikkate alınarak yaşlılık aylığına emsal belediye başkanlarının aldığı emsal makam tazminatının da eklenmesi gerektiğini belirterek; davacının yaşlılık aylığı ile sağlık güvencesi yardımı haklarının yeniden tesisini, yaşlılık aylığına belediye başkanlığı makam tazminatının eklenmesini ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kurum"un 01.03.2009 – 01.01.2014 tarihleri arasındaki yersiz aylık ödemeleri için talep ettiği 42.921,24 TL"nin ve yersiz sağlık harcamaları için 11.881,72 TL"nin tahsili için açtığı dava iş bu dava ile birleştirilmiştir.
Mahkemece; 2014/99 esas sayılı dosyada davacı/karşı davalı tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile; davacının yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespiti talebinin reddine, davacı/karşı davalının 01.03.2013 tarihinden itibaren aynı emsalde belediye başkanına ödenmekte bulunan makam tazminatı ve buna bağlı olarak temsil ve görev tazminatı tutarı ile birlikte 5434 sayılı Yasa kapsamında emekli aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, 2016/50 esas sayılı dosyada açılan ve birleştirilmesine karar verilen davanın kabulü ile; davacı/karşı davalıya yapılan yersiz ödemeler nedeniyle 54.802,96 TL alacağın, davacıya yapılan borç bildirimin tebliğ edildiği 12.05.2015 tarihinden itibaren 3 aylık sürenin sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacı Kurum"a verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 22.07.2009 tarihinde tahsis talebinde bulunan davacıya 5434 ve 1479 sayılı Yasa"lar kapsamındaki sigortalılık süreleri ile askerlik borçlanması gereği toplam 5.412 gün üzerinden 01.03.2009 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında kısmi yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının; muhtar olmasından dolayı 25.03.1984 – 02.04.1992 tarihleri arasında 2.887 gün 1479 sayılı Yasa kapsamında, belediye başkanı olmasından dolayı da 15.06.1992 – 14.05.1999 tarihleri arasında 2.490 gün 5434 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığı bulunduğu, davalı Kurum tarafından; davacının makam tazminatı için başvurusu üzerine, 1479 sayılı Yasa kapsamında bağlanan yaşlılık aylığında hata yapıldığı ve davacıya 5434 sayılı Yasa kapsamında aylık bağlanması gerektiği belirtilerek davacıya bağlanılan yaşlılık aylığının başından itibaren iptal edildiği, davacının 35 gün askerlik borçlanması bulunduğu, raporu hükme esas alınan bilirkişi tarafından; davacının tahsis talep tarihinde 15 yıl hizmetinin olduğunun, birleştirilen hizmetler üzerinden 5434 sayılı Yasa hükümlerine göre yaşlılık aylığına ancak 61 yaşını doldurduğu 14.02.2013 tarihinde ( 5434 sayılı Yasa"nın 39/K maddesi gereğince ) hak kazandığının ve davacıya 01.03.2013 tarihinden itibaren 5434 sayılı Yasa kapsamında aylık bağlanabileceğinin, 2829 sayılı Yasa"nın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 11. maddesinde; “ Sigortalı veya hak sahipleri tarafından, aylığa katılacak Kurumlardan herhangi birine, bu Kurumun mevzuatına göre tahsis için yapılan ve kurum kayıtlarına alınmış olan başvuru, aylığı bağlayacak Kurum mevzuatına göre de geçerli sayılır... ” hükmü gereğince zamanaşımının oluşmadığının bildirildiği, söz konusu bilirkişi raporundan sonra davacı vekilince 13.10.2015 tarihinde davalı Kurum"a dilekçe verilerek davacıya 01.03.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasının talep edildiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş olup Yasa"nın 101. maddesinde; “ Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür ” düzenlemesi yer almaktadır.
5510 sayılı Yasa"nın “ 5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri ” başlıklı Geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında ise; “ Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ” hükmü, 5. fıkrasında; “ Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır ” hükmü yer almaktadır.
5510 sayılı Kanun"un 101. maddesinde yer alan; “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 Tarih ve 2010/65 E, 2011/169 Ksayılı kararıyla iptal isteminin reddine karar vermiş ve kararın gerekçe bölümünde; 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edeceğinden bunlara ilişkin ihtilaflarda idari yargının görevli olmaya devam edeceği ifade edilmiştir. Anayasa"nın 153/son maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. Anayasa Mahkemesi kararları ile doktrindeki ağırlıklı görüş; Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçesinin de bağlayıcı olduğu yönündedir.
Öte yandan Uyuşmazlık Mahkemesinin 04.09.2012 tarihli 2012/64-83 Esas ve Karar sayılı kararında; 5510 sayılı Yasa"nın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, emekli kamu personeli olan davacı tarafından açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerinde görüleceği, 5510 sayılı bu Yasa"nın yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanun"un 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanun"un değil 5510 sayılı Yasa"nın öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği sonucuna varılmıştır.
Somut olayda; davacının son yedi yıl içerisindeki en fazla hizmetinin 5434 sayılı Yasa kapsamında geçtiği, bu itibarla davacıya 5434 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği anlaşıldığından davalı Kurum tarafından daha önce 1479 sayılı Yasa kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının iptaline ilişkin işlem ile buna ilişkin karar ve birleştirilen 2016/50 esas sayılı dosya hakkında verilen kabul kararı yerinde ise de; davacının yaşlılık aylığı talebi açısından görevli yargı yerinin idari yargı yeri olduğu açıktır.
Mahkemece yapılacak iş; davacının yaşlılık aylığı talebi açısından görevsizlik kararı vermek ve davacıya 5434 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması halinde görev-makam tazminatlarının da bu Yasa maddelerine göre değerlendirileceği dikkate alınarak bu talepler hakkında da tefrik kararı vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı birleşen davada davalıya yükletilmesine
04.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.