1. Hukuk Dairesi 2015/526 E. , 2015/2028 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/11/2011
NUMARASI : 2011/251-2011/291
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, kayıt maliki ile mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespitine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan dedesi ""H. U.."ın"" paydaşı olduğu 2775 parsel sayılı taşınmazın mirasçılara intikali hususunda T.. M..ne müracaat ettiğini, ancak dedesi H. U.. ile tapuda malik gözüken H. U.."ın aynı kişiler olup olmadığını konusunda mahkeme kararı istenerek işlemin yapılmadığını ileri sürerek, pay maliki ""Hasan oğlu H. U.."ın"" mirasbırakanı ""Hasan oğlu H. U."" olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, talep edilen işlemin idari işlem olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davaya konu 2775 parsel sayılı taşınmazın 100/27500 payının Hasan oğlu H. U.. adına kayıtlı olduğu, davacının miras bırakanı 1914 doğumlu Hasan oğlu H. U.."ın 30.12.1971 tarihinde öldüğü, davacının mirasçılar arasında yeraldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, nüfus kaydı ile tapu kayıtlarına göre tapu kaydında malik isminin düzeltilmesini gerektirecek bir farklılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olaya gelince; dava, tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkin olmayıp, kayıt maliki ile miras bırakanın aynı kişi olduğunun tespitine yöneliktir.
Kayıt maliki ""Hasan oğlu H. U.."" ile davacının miras bırakanı ""Hasan oğlu H. U.."ın"" baba adı, isim ve soyadlarının aynı olduğu tartışmasızdır. Ne var ki aynı bilgilere (baba adı, ismi ve soyadı aynı olan) sahip birden çok kişinin nüfusta kayıtlı olması kuvvetle muhtemel olup, bu durumda aynı bilgilere sahip şahısları ayırt edebilmek ve gerçek hak sahibini belirleyebilmek için diğer nüfus bilgilerine (doğum tarihi, anne adı vs.)ihtiyaç duyulduğu açıktır.
Kaldı ki; davacının, dava dilekçesi ekinde sunduğu Yenimahalle Tapu Müdürlüğü"nün 14.05.2010 tarihli yazı içeriğinden; kütük dosyasında ve arşiv kayıtları üzerinde yapılan araştırmada kayıt maliki H. U.."ın kimlik bilgilerine ulaşılamaması sebebi ile mirasçılar adına intikal işlemlerinin gerçekleştirilemediğinin görüldüğü, davacının bu işleme karşı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü"ne yapmış olduğu başvurusuna da; mahkemeden alınacak tespit kararı doğrultusunda hak sahipliğinin belgelenmesi halinde işleme yön verilebileceğinin bildirildiği görülmektedir.
Hâl böyle olunca, öncelikle davaya konu taşınmazın kadastro tutanağı ile varsa dayanak belgelerinin getirtilmesi, tarafların gösterecekleri delillerin eksiksiz toplanması, yukarıda değinilen ilkeler ve olgular gözetilerek gerekli araştırma ve inceleme yapılması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının belirtilen nedenlerle temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.