1. Hukuk Dairesi 2015/635 E. , 2015/2032 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KONYA(KAPATILAN) 4. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/01/2014
NUMARASI : 2013/431-2014/80
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, çekişmeye konu 26826 ada 1 parsel sayılı taşınmazın miras bırakan annesi "" Mehmet ve Şerife kızı F. T.."ye"" ait olduğunu, ancak tapu sicil kaydında ""İsmail kızı F. K.."" adına kayıtlı gözüktüğünü, taşınmazın bu kişiyle ilgisinin olmadığını ileri sürerek, tapu sicil kaydının malik hanesinin 1908 doğumlu Mehmet ve Şerife kızı F. T.. şeklinde düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının iddialarının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/2-ç-1 maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
HMK"nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki özellikle; kadastro sırasında çekişmeye konu taşınmazın ""Yakup oğlu İsmail"in tasarrufunda iken 1336 yılında ölümü ile karısı Emine, kızı Şerife ve kendinden evvel ölen oğlu Mehmed"in evlatları İsmail ve Fatma"yı bıraktığı, karısı Emine"nin 1928 yılında ölümü ile yine aynı kişilerin mirasçı kaldıkları, mirasçıların aralarında yaptıkları fiili taksimde taşınmazın Fatma hissesine isabet ettiği"" kadastro tutanağına yazılarak ""İsmail kızı F.K.."" adına tespit ve tescil edildiği, öte yandan; davacının miras bırakan babası İ.Ti..nin F. T..(evlenmekle F...) adında kardeşinin bulunduğu ve bu kişinin de 09.06.1995 tarihinde ölmesi sebebi ile mirasçılarının kaldığı görüldüğü halde F. T..i(Filiz) mirasçılarının beyanlarının alınmadığı görülmektedir.
Hâl böyle olunca, davacının halası olan ve 09.06.1995 tarihinde ölen 2....0 T.C. Numaralı, M. Y..ve Hatice kızı 05.01.1918 doğumlu ""F. T.. (F..)"" mirasçılarının, çekişme konusu taşınmazda mülkiyet iddialarının bulunup bulunmadığı hususunda beyanlarının alınması, mülkiyet iddiasında bulunmaları halinde isteğin çekişmeli yargıya dönüşeceğinden davanın reddi gerektiğinin düşünülmesi, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken değinilen yön üzerinde durulmaksızın sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.