21. Hukuk Dairesi 2016/7057 E. , 2017/10321 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen aylıkların yeniden bağlanmasına, biriken aylıkların faiziyle birlikte tahsiline, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanarak kesilme tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte ödenmesi ve borçlandırma işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 02.01.1984-04.12.2003 tarihleri arasında zorunlu; 22.07.2008-28.07.2010 tarihleri arasında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 11.07.1974 tarihinde başlayan SSK sigortalılığının yaşlılık aylığına esas 538 gün olarak dikkate alındığı ve 600 gün askerlik borçlanması ile birlikte 28.07.2010 tarihli tahsis talebine istinaden 01.08.2010 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, davalı Kurumun 29.04.2015 tarihli yazısı ile davacının SSK sigortalılığının 538 gün değil, 358 gün olduğu ve bu durumda prim ödeme gün sayısına haiz olamayacağından yaşlılık aylığının iptal edildiğinin, ödenen aylıkların yersiz olarak değerlendirileceğinin, noksan gün sayısını tamamlayıp yeniden müracaat etmesi durumunda gerekli işlemlerin yapılacağının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda mahkemece davacının yaşlılık aylığının birden fazla işyerindeki kısmi çalışmaları nedeni ile iptal edildiği belirtilmişse de davalı Kurumun 30.12.2014 tarihli yazısında açıklandığı üzere uyuşmazlığın, dava dışı bir başka sigortalı ... ile davacının hizmetlerinin karışmasından kaynaklandığı, 15.05.1980-28.02.1981 tarihleri arasında 21628 sicil numaralı işyerinden bildirilen çalışmalar davacıya ait kabul edilmediğinden prim ödeme gün sayısının 9000 günün altına düştüğü ve yaşlılık aylığının iptal edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davacıya ait olduğu kabul edilmeyen çalışmaların aidiyeti bakımından bir inceleme yapılmamış, söz konusu işyerinden bildirilen hizmetin davacıya ait olmadığı tespit edildiği takdirde yaşlılık aylığı şartlarının oluşmayacağının değerlendirilmemiş olması hatalıdır.Ancak bu noktada 05.12.2017 tarihli 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve davacının lehine düzenleme getiren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikten de söz etmek gerekir.
05.12.2017 tarihli 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin “Aylık bağlandıktan sonra prim ödeme gün sayısı eksik olduğu tespit edilenler” başlıklı geçici 35.maddesinde; “(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanuna veya ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylık bağlanmış olanlardan, tahsis talep veya ölüm tarihi itibariyle ilgili kanunlarında öngörülen aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartının sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan nedenlerle yerine gelmediği daha sonra anlaşılanların eksik hizmet süreleri; a) Kanuna veya 3201 sayılı Kanuna göre borçlanılacak süresi olanlar, borçlanma talep tarihinde Kanunun 82 nci maddesine göre tespit edilecek prime esas günlük kazanç alt sınırı üzerinden eksik hizmet süresi kadar borçlandırılmak,
b) Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında borçlanılacak süresi olmayanlar ile borçlanılacak süreleriyle eksik hizmet süresini tamamlamayanlardan; tahsis talep tarihi ile yersiz ödemenin tespit edildiği tarih arasında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında sigortalılığı bulunanların eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarihe kadar hizmet verilmek,
c) Birinci fıkranın (a) ve (b) bendi kapsamında süresi olmayanlardan; isteğe bağlı, 2925 sayılı Kanuna tabi, Kanunun ek 5 inci maddesi ile ek 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki sigortalılıkları tahsis talep tarihi itibariyle aylığa hak kazanmaları nedeniyle sona erenlere, eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarihe kadar belirtilen kapsamdaki sigortalılıkları devam ettirilmek, suretiyle tamamlatılır.
(2) Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında olanlar için yeni bir aylık hesabı yapılmaz ve aylık başlangıç tarihi değiştirilmez. (b) ve (c) bentleri kapsamında olanlar için ise aylık bağlanmış olan sigortalılık haline göre eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarih itibariyle yeniden aylık hesaplanır ve yapılacak hesaplamada; devam eden sigortalılık süreleri gün ve kazanç olarak, borçlanılacak süreler sadece prim ödeme gün sayısı olarak değerlendirilir.
(3) Birinci fıkranın (a), (b) veya (c) bentleri kapsamında tahakkuk edecek borç tutarları ile bu madde kapsamında olanlara son aylık ödenen tarihten eksik hizmet süresi kadar geriye gidilerek tespit edilecek sürede yapılmış olan yersiz ödemeler Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında aylıklarından kesilmek suretiyle tahsil edilir. Ancak bu maddenin yürürlük tarihinden önce aylıkları kesilerek Kanunun 96 ncı maddesi hükümlerine göre yersiz ödenen tutarların tamamı tahsil edilmiş olanlar ile tahsil süreci devam edenlerin ödemiş oldukları tutarlar bu madde kapsamında hesaplanan yersiz ödeme tutarından fazla ise iade ve mahsup edilmez.” denmiştir.
Bu durumda yapılacak iş, uyuşmazlığın 21628 sicil numaralı işyerinden 15.05.1980-28.02.1981 tarihleri arasında bildirilen çalışmaların davacıya ait olup olmadığı noktasında toplandığını göz önünde bulundurarak bu kapsamda araştırma yapmak, öncelikli olarak davacıya yukarıda sözü edilen yönetmelik uyarınca davalı Kuruma müracaat etmesi için süre vermek ve Kurum işleminin sonucu beklenerek davanın konusuz kalıp kalmayacağını değerlendirmek, davalı Kurumun yönetmelik uyarınca işlem yapmaması durumunda; davacının bildirim yapılan tarihlerde söz konusu işyerinde çalışıp çalışmadığı konusunda beyanını almak, çalıştığını ve bildirilen hizmetlerin kendisine ait olduğunu iddia ettiği takdirde 21628 sicil numaralı işyerinin hangi tarihler arasında hangi işveren adına yasa kapsamında olduğunu davalı Kurumdan sormak, ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarını, bu işyerinden 15.05.1980 tarihinde verilmiş işe giriş bildirgesini istemek, bordrolarda kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerektiği takdirde dava dışı sigortalı ... davaya dahil edilerek ihtilaf konusu çalışmanın davacıya ait olup olmadığını belirlemek, ilgili çalışmanın davacıya ait olduğu belirlendiği takdirde şimdiki gibi karar vermek, söz konusu çalışmanın davacıya ait olmadığının belirlenmesi ya da davacının ihtilaflı çalışmaların kendisine ait olmadığını beyan etmesi durumunda davacının tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı için gerekli olan prim ödeme gün sayısına haiz olmadığı göz önünde bulundurularak davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.