21. Hukuk Dairesi 2016/8543 E. , 2017/10358 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... 6. İş Mahkemesi
Davacı, davalı işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava; davacının davalı apartman işyerinde 25.02.2001 – 30.11.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı apartmanda kapıcı olarak çalıştığını beyan eden davacı adına davalı apartmanca 01.12.2005 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği ve 01.12.2005 – 04.03.2008 tarihleri arasındaki çalışmaların davalı Kurum"a bildirildiği, davacının 25.02.2001 – 04.03.2008 tarihleri arasındaki çalışmalarına ilişkin işçilik alacakları için dava açtığı ve mahkemece davacının anılan sürede çalıştığının kabulü ile sonuca gidildiği, işçilik lacağı dosyasında bulunan ve davacı ile davalı apartman arasında imzalanan 01.12.2005 tarihli hizmet aktine göre; davacının 07:00 – 11:00 saatleri arasında günde 4 saat çalışacağının belirlendiği ve davacının hizmetinin de ayda 16 saat üzerinden bildirildiği, İşçilik alacağı dosyasında davalı apartman tarafından 28.02.2001 – 30.11.2005 tarihleri arasında düzenlenen ve davacının eşinin imzaladığı gider pusulaları var, yine işçilik alacağı dosyasında; davalı apartman tarafından 28.02.2001 – 30.11.2005 tarihleri arasında düzenlenen ve davacının eşinin imzaladığı gider pusulalarının bulunduğu, davalı apartmanın kullanılmasına 20.12.2000 tarihinde izin verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum"ca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasa"da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kurum"a vermesi gerektiği Yasa"nın 79/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği"nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelik"te sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Yasa"nın 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurum"un işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurum"un Yasa"dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulu"nun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Halen yürürlükte olduğu şekliyle dava açma süresi beş yıl olup hak düşürücü süredir. 506 sayılı Yasa"nın yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanun"un beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmışken, 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanun"un 3. maddesiyle tekrar beş yıla indirilmiştir.
Ayrıca çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir.
Somut olayda; davacı tarafından 25.02.2001 – 04.03.2008 tarihleri arasında sürekli çalıştığının iddia edildiği dikkate alındığında; davacının söz konusu tarihler arasındaki çalışmaları sürekli ise davacı adına işe giriş bildirgesi verilmiş, kısmi çalışmalar da davalı Kurum"a bildirilmiş olduğundan hak düşürücü sürenin geçmeyeceği göz ardı edilerek, öte yandan; iş bu dosyada herhangi bir araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; zabıta marifeti ile ya da davalı Kurum"dan sorarak talep edilen dönemde davalı apartmana komşu olan işyeri sahipleri ile bu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş kişileri ve davalı apartmana komşu apartmanlarda kapıcılık yapan kişileri tespit ederek dinlemek, bu kişilerden özellikle davacının yaptığı işin kapsamını sormak, davalı apartmanda talep edilen dönemde kiracı olarak oturan kişileri tespit ederek dinlemek, davacının eşinin çalışıp çalışmadığını, çalışıyor ise sigortalılık durumunu araştırmak ve böylece toplanan deliller gereğince davacının part-time çalışması bulunup bulunmadığını da değerlendirerek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.