9. Hukuk Dairesi 2014/25638 E. , 2016/5975 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVALILAR : 1-... ADINA AVUKAT ...
2- ... ADINA AVUKAT ...
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalıların asıl işveren ve alt işveren olarak işçi çalıştırdığı işyerinde 01.05.2009 - 10.10.2012 tarihleri arasında garson olarak çalıştığını, haftanın 6 günü çalışıp, 1 gün izin kullandığını, çalışma saatlerinin sabah 07:00 - akşam 19:00 arasında olduğunu, haftada iki gün nöbetçi kalındığını ve bugünlerde ertesi gün 12:00"ye kadar çalışıldığını, fazla mesaiden kaynaklanan haklarının ödenmediğini iddia ederek davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai ücreti alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı işyerinin ... olduğunu, bu sebeple öncelikle husumet itirazları olduğunu, ......"nin kafeterya personel alım işi için ihale yaptığını ve adı geçen şirketin bu ihalayi kazanarak büfe ve kafeteryalarda personel istihdam ettiğini ve dolayısıyla davacının bu ihale kapsamında çalışmış olduğundan, husumetin ..."ye yöneltilmesi gerektiğini, davacının 07:00 - 19:00 saatleri arasında düzenli olarak çalıştığını iddia ettiğini, ancak bunun doğru olmadığını, her gün 12 saat çalışma düzeninin söz konusu olamayacağını, davacının kendi arzusu ile istifa ettiğini, fazla çalışması olsa bile bunun kendisine ödendiğini, savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; iş bu davanın hukuki dayanaktan yoksun olup, husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının müvekkil şirketin çalışanı olmadığını, ... ve.... arasında alt işveren - asıl işveren ilişkisi de bulunmadığını, ..."un ..."ya ait iskelede bulunan büfeyi işlettiğini, ..."un Türkiye genelinde kira sözleşmesi çerçevesinde büfe hizmeti verdiğini, ......"nde de büfelerinin bulunduğunu fakat çalışanlarının .... çalışanı olmadığını, bu bağlamda davacının müvekkil şirkete husumet yöneltmesinin hatalı olduğunu, davacının müvekkil şirket nezdinde hiçbir kaydının olmadığını, ..."nun ..."dan herhangi bir hizmet de satın almadığını, esasa ilişkin olarak da davacının ... çalışanı olduğundan dolayı bütün işçilik alacaklarından ...şirketinin sorumlu olduğunu, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının kendi isteği ile işyerinden ayrıldığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine, ücret bordrolarının imzalı olduğu, bu bordrolarda fazla mesai tahakkukunun bulunduğu gerekçeleriyle de, fazla mesai ücreti talebinin reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında, ücret bordrolarında tahakkuk ettirilenden daha fazla “fazla mesai” yapılıp yapılmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davacıya ait bordrolarda fazla çalışma tahakkukları bulunduğu görülmekle, banka hesap özeti ile bordrodaki tahakkuklar karşılaştırılarak bordrolar ile hesap özetinin uyuşması durumunda tahakkuk olan ayların fazla çalışma hesabında dışlanması gerektiği dikkate alınarak yapılacak değerlendirme sonucuna göre fazla çalışma ücretinin ve buna bağlı olarak feshin haklılığının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.