21. Hukuk Dairesi 2017/633 E. , 2017/10406 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01.04.2003-04.05.2005 ile 01.03.2006-01.07.2013 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve prim borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının 01/04/2003-04/05/2005 ve 01/03/2006-01/07/2013 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve prim borcu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dairemizin 21/03/2016 tarih, 2015/17316 E., 2015/4749 K. sayılı bozma ilamı üzerine Mahkemece davacının 01/04/2003- 04/05/2005 ile 01/03/2006- 01/07/2013 tarihleri arasındaki dönemde Tarım Bağ-kur sigortalısı olduğu tespiti talebinde hukuki yarar olmadığından bu dönemdeki taleplerinin reddine, davacının 01/04/2003- 04/05/2005 ile 01/03/2006- 01/07/2013 tarihleri arasındaki dönemde prim borcu olmadığının tespitine ve davacının 01/08/2013 tarihinden itibaren emeklilik aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Somut olayda; Mahkemece 09/07/2015 tarihinde 2014/367 E.-2015/412 K. sayılı Karar ile davanın kabulü ile, davacının 01/04/2003- 04/05/2005 ile 01/03/2006- 01/07/2013 tarihleri arasındaki dönemde 2926 SK uyarınca zorunlu Tarım Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespiti ile prim borcu olmadığının tespitine karar verildiği, kararın davalı Kurum vekili tarafından süresinde temyiz edildiği, Dairemizin 21/03/2016 tarih, 2015/17316 E. 2015/4749 K. sayılı kararı ile "davacının talebi 01.04.2003-04.05.2005 ve 01.03.2006-01.07.2013 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile sigortalı olduğu bu sürede prim borcunun olmadığının tespitine ilişkin olmasına rağmen hükmün gerekçesinde davacının yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığının tartışılması ve bu yöndeki kanaatin belirtilmesi, hüküm ile gerekçe arasında çelişki yarattığı gibi davacının talebinin aşılması mahiyetinde de olup hatalıdır. Bunun yanı sıra davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilen tarihlerde davalı Kurum tarafından da sigortalı kabul edildiği anlaşılmaktadır. Davalı Kurum tarafından sigortalı kabul edildiği sürelere ilişkin hüküm tesis etmekte davacının hukuki menfaatinin bulunmadığının dikkate alınmaması da usul ve yasaya aykırı olduğu " gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bozmaya uyulduğu halde, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK" nın Islah ve Maddi Hataların Düzeltilmesi başlığını taşıyan bölümünün; Kapsamı ve sayısı başlıklı 176. maddesine göre, "Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir." Islah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkanını sağlamaktadır.
Islahın konusu, tarafların yapmış oldukları ( kendi ) tek taraflı usul işlemleridir. Davacı, dava dilekçesini veya daha sonraki usul işlemlerini, davalı da cevap dilekçesini veya diğer usul işlemlerini ıslah edebilir.
Islah, iddianın ( davanın ) veya savunmanın değiştirilmesi yasağının ( m. 141, 1, m. 319 ) istisnasıdır. Davada her bir taraf, ıslah hakkını ancak bir kez kullanabilir. 6110 sayılı HMK"nın 177. maddesine göre ıslahın tahkikatın bitimine kadar yapılacağının düzenlemesine karşın Yargıtay bozma ilamından sonra ıslah yapılamayacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 6.5.2016 gün 2015/1 E. 2016/1 K. Sayılı kararı da bu yöndedir.
Somut olayda, davalı Kurumca davacının 01/04/2003-04/05/2005 ve 01/03/2006-01/07/2013 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı kabul edildiği ve bu tarihler arasındaki sigortalılığına karşılık 18 892,35 TL prim borcu olduğunun bildirildiği, ayrıca davacının 01/07/2006-19/07/2013 tarihleri arasında 2925 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının bulunduğu anlaşılmış olup, davacının 01/03/2006-01/07/2013 tarihleri arasındaki 2926 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalılığı ile 01/07/2006-19/07/2013 tarihleri arasındaki 2925 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı çakışmaktadır ve isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığının çakışması durumunda asıl olanın zorunlu sigortalılık olup, davacının çakışan 2925 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığa 01/07/2006- 01/07/2013 tarihleri arasında ödediği primlerin Tarım Bağ-kur sigortalılığına aktarılması halinde davacının Tarım Bağ-Kur sigortalılığı yönünden 19/07/2013 tarihi itibariyle prim borcu bulunup bulunmadığının davalı Kurumdan sorularak sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu"nun 6.5.2016 gün 2015/1 E. 2016/1 K. Sayılı kararı uyarınca bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu açıdan da, bozmadan sonraki yargılama aşamasında davacı tarafça yapılan ıslah işlemi dikkate alınarak yaşlılık aylığına karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.