22. Hukuk Dairesi 2017/12755 E. , 2018/10373 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının iş akdinin haklı neden olmadan feshedildiğini, alacaklarının ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birtakım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının mazeret bildirmeden devamsızlık yaptığını bu nedenle iş akdinin feshedildiğini, davacının alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlıklardan ilki, işçiye ödenen aylık ücretin miktarı ve davacının gerçek ücretinin belirlenmesi konusunda yapılan emsal ücret araştırmasının yeterli olup olmadığı noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, ilgili işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı internet sitesinde bulunan “Kazanç bilgisi sorgulama” ekranından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı aylık net 2.250,00 TL ücretle çalıştığını iddia etmiş, davalı taraf ise davacının asgari ücretle çalıştığını savunmuştur. Yeminli dinlenen davacı tanıklarından biri kendisinin 2008 yılında işyerinden ayrıldığını, davacının o tarihte 1.800,00 TL civarında maaş aldığını beyan etmiştir. Gaziantep Ticaret Ve Sanayi Odalarına ayrı ayrı müzekkere yazılarak emsal ücret araştırması yapılmış ancak gelen cevaplarda, ücretin taraflar arasında belirlenebileceğinden aylık ücret tespitinin mümkün olmadığı bildirilmiştir. Diğer yandan, dosyada bulunan, davalı tarafından 01.09.2009 tarihinde bankaya yazılan yazıda davacının 1.100,00 TL maaş aldığının bildirildiği görülmektedir. Bilirkişi raporunda, asgari ücret ve davacı talebi doğrultusunda ikili hesaplama yapılmış, Mahkemece davalı tarafından bankaya yazılan yazı da dikkate alınarak davacının ücretinin net 2.250,00 TL olduğu kabul edilmiştir.
Tüm veriler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yapılan emsal ücret araştırmasının yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Davacının meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği sorulmalı, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı internet sitesinde bulunan “Kazanç bilgisi sorgulama” ekranından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve dosya kapsamındaki tüm deliller bir arada değerlendirilerek aylık ücret miktarı noktasındaki uyuşmazlık çözümlenmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık da, davacının fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 26. maddesi “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü uyarınca taleple bağlılık kuralına aykırı olarak talepten fazlasına karar verilmesi usule aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı, davalıya ait işyerinde hafta içinde 08.00-18.00 saatleri arasında, cumartesi günlerinde de 08.00-13.00 saatleri arasında ayrıca çalıştığı süre boyunca ortalama yılda 15 pazar gününe denk gelecek şekilde hafta tatilinde çalıştığını beyan etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının cumartesi günleri 08.00-15.00 saatleri arasında ve ayda 2 hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Yapılan hesaplamada davacının talebinin aşıldığı görülmektedir. Dosya kapsamındaki tüm deliller, tanık beyanları ve davacının talebi de dikkate alınarak, davacının hafta içi 08.00-18.00 saatleri arasında, cumartesi günleri 08.00-13.00 saatleri arasında ve yılda 15 pazar gününe denk gelen hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılması ve buna göre hüküm kurulması dosya içeriğine uygun olacaktır. Davacının talebi aşılarak yapılan hesaplamaya göre fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarına hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.