21. Hukuk Dairesi 2016/20242 E. , 2017/10633 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle eşinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, taleple bağlı kalınarak 75.364,69 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, maddi tazminat açısından fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına, manevi tazminat açısından ise fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde dava dilekçesinde ..."ın davalı olarak gösterilmediği, 10/09/2013 tarihli dahili dava dilekçesi ile davaya dahil edildiği, 14/05/2014 tarihli kök hesap raporunda davacının maddi zararı 75.364,79 TL olarak hesaplandıktan sonra davalıların itirazları doğrultusunda yeni bir kusur raporu alındığı, davacıya verilen %10 kusur oranının değişmediği, davacı tarafın 16/02/2015 tarihli dilekçe ile maddi tazminat istemini ıslah ederek 75.364,79 TL"ye çıkardığı, anılan ıslah dilekçesinde davacının maddi zararının 75.364,79 TL olarak belirlendiğinden bahsedildiği, 17/02/2015 tarihli celsede davacı vekilinin ıslah dilekçeleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini istediği, aynı celse talep olmamasına karşın mahkemece değişen asgari ücretlere göre davacının maddi zararının belirlenmesi için ek hesap raporu alınmasına karar verildiği, bu ek hesap raporunda davacının maddi zararının 86.853,11 TL olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
3-Zorunlu dava arkadaşlığı maddi hukukun bir hakkın birden fazla kişi tarafından dava edilmesini veya birden fazla kişiye karşı dava açılmasının öngördüğü durumdur. İş kazasından kaynaklanan tazminat davasında davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaz. Buradaki dava arkadaşlığı ihtiyari dava arkadaşlığı olup davacı yan isterse sorumluların tamamı yerine bir kısmına davasını yöneltebilir.
Bunun yanında bir davada hüküm ancak o davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle, açılmış bir davada taraf ehliyeti bulunmayan üçüncü kişi konumunda olanlar aleyhine karar verilemez.
H.M.K"nın 114. maddesinde dava şartlarının nelerden ibaret olduğu belirtilmiş olup madde kapsamında taraf ehliyeti dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartlarının varlığı kamu düzenine ilişkin olup H.M.K"nın 115. maddesi kapsamında yargılamanın her aşamasında mahkemece resen araştırılması gereken bir husustur.
Somut olayda ise, yargılamaya konu iş kazasında kusuru tespit edilen ..."ın dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmemesi nedeniyle davalı sıfatı bulunmayıp dava kendisine ihbar olunan üçüncü kişi olduğu açıktır. Hal böyle olunca taraf ehliyeti bulunmayan ..."ın karar başlığında dahili davalı olarak belirtilip aleyhine netice doğurabilecek şekilde karar verilmesi de hatalı olmuştur.
4-Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakılduğında 75.364,79 TL"lik maddi tazminat tutarının davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözden kaçırılarak davacının fazlaya ilişkin hakkı bulunmadığı halde, maddi tazminat açısından davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulması isabetsizdir.
5-Yargılama giderlerinden sayılan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanunun 323., Avukatlık Kanunun 169. ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin, davadan haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir.
Dosya kapsamından davalı ..."ın kendisini bir avukat marifeti ile temsil ettirdiği anlaşılmasına karşın diğer davalılar lehine hüküm altına alınan red vekalet ücretinden davalı ..."un yararlandırılmaması doğru değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 18/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.