21. Hukuk Dairesi 2016/18524 E. , 2017/10634 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacılar, iş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalı ile yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davaya konu olayının kurumca iş kazası olarak kabul edildiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı"nın 02/04/2014 tarihli raporunda davacının sürekli işgöremezlik oranının %74,00 olduğu, yine aynı raporda davacının bakıma muhtaç durumda olduğunun belirlendiği, yerel mahkeme tarafından bu raporun hükme esas alındığı, bu rapor doğrultusunda davacı kazalı yararına bakıcı gideri hesaplanarak bunun da ayrıca hüküm altına alındığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen raporda ise davacının sürekli işgöremezlik oranının %75 olarak tespit edildiği ancak davacının bakıma muhtaç olmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranıyla kazalı sigortalının bakıma muhtaç durumda olup olmadığının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
5510 sayılı Yasa’nın 18 nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda, yukarıda açıklanan raporlar dikkate alındığında davacı kazalının tespit edilen sürekli iş göremezlik oranlarıyla, bakıma muhtaç durumda olup olmadığı konusunda çelişkiler bulunduğu anlaşılmasına karşın bu çelişkiler giderilip, bakıma muhtaç olup olmadığı kesinleştirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş, iş kazası sonucu yaralanmasına ilişkin tüm tıbbi evraklar temin edildikten sonra davacı sigortalının tespit edilen sürekli iş göremezlik oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve bakıma muhtaç durumda olup olmadığını belirleyebilmek için sırasıyla SGK Yüksek Sağlık Kurulu"ndan ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan rapor almak, mevcut raporlar arasında çelişki oluşması halinde ise; raporlar arasındaki çelişkiyi Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu"ndan rapor almak suretiyle gidermek, bundan sonra kesinleşen sürekli iş göremezlik oranına ve kazalının bakıma muhtaç durumda olup olmamasına göre usuli kazanılmış hakları gözeterek maddi zararı yeniden hesaplatmak, tespit edilen maddi zarar tutarından Kurumca davacı kazalıya iş kazası sigorta kolundan bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin ve varsa ödenen geçici işgöremezlik ödeneğinin rücu edilebilecek kısmını hesaplayıp bilirkişi raporunda belirlenen maddi zarar tutarından indirmek, davacının bakıma muhtaç durumda olduğunun anlaşılması halinde tespit edilen bakıcı gideri zararından hakkaniyet oranında bir indirim yapılması gerekip gerekmediğini değerlendirerek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.