Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/20919
Karar No: 2018/6668
Karar Tarihi: 18.06.2018

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/20919 Esas 2018/6668 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2016/20919 E.  ,  2018/6668 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde ihbar olunan vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı vekili; ... EPSAŞ tarafından ... Köyü muhtarlığına ait 10000292320 abone için 47.551,82 TL miktarında borç üzerinden ... 7. İcra Dairesince 2013/8511 esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını ancak 2002-2013 yılları arasında ... köyünde bulunan ... Jandarma Komutanlığı tarafından köye ait bu abonelikten kaynaklanan elektriğin %95"inin Jandarma Komutanlığı tarafından kullanıldığı hususunda 05.10.2010 tarihinde tutanak tutulduğunu, bu nedenle dava konusu borcun ... köyü muhtarlığına ait olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davayı ...’na ihbar etmiştir.
    Davalı vekili; husumet, derdestlik, hak düşürücü süre, görev ve yetki itirazında bulunarak ve ... köyü muhtarlığı adına kayıtlı olan içme ve kullanma suyu tarifesine kayıtlı abonenin 28.01.2014 tarihi itibarı ile 38.384,00 TL borcu olduğunu, ... köyü muhtarlığının başvurusu üzerine bu borcun taksitlendirildiğini, dalgıç pompasından tedarik edilen abonenin ... köyü muhtarlığı adına olduğunu, bu suyun %95"inin ... Jandarma Karakol Komutanlığının kullanılması durumunda da köy muhtarlığının sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece; davaya konu kuyu suyunun iki kollu şebekesi olduğu, bir kolunun ... köyündeki 3-4 evin sadece su ihtiyacı için kullanıldığı, diğer kolun ise Jandarma tarafından kullanıldığı, ancak borca konu tüketim ekstresindeki 2013/6 ve 2013/11 dönemlerinin Jandarmaya ait olmadığı yönündeki bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile davacının ... 7. İcra Müdürlüğünün 2013/8511 esas sayılı takip dosyasından dolayı davalı ... Elektrik Dağıtım A. Ş."ye 25.719,10 TL asıl alacak ve 6.444,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.164,00 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili ile ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    1- İhbar olunan ... vekilinin temyiz talebi yönünden;
    Hüküm, ihbar olunan vekili tarafından da temyiz edilmiş ise de, ihbar edilenin davaya müdahale talebinde bulunmadığı, davada fer"i müdahil sıfatı kazanmayıp ihbar olunan olarak yer aldığı, mahkemece de hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmakla; hükmü temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine karar verilmiştir.
    2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
    Dava; abonelikten kaynaklanan elektrik tüketim bedeli nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
    Bu noktada haksız eylem kavramı üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
    Haksız fiillin varlığı, eş söyleyişle aralarında önceden bir münasebet bulunmaksızın veya önceden mevcut münasebet ihlal edilmeksizin birisinin hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar vermesi, halinde de tazminat borcu ortaya çıkabilir. Bu takdirde akde muhalefet (sözleşmeye aykırılık) değil, haksız fiilin varlığı; akdi mes’uliyet (sözleşmeye dayalı sorumluluk) değil, akit dışı mes’uliyet (sözleşme dışı sorumluluk) söz konusu olur.
    Hukuka aykırı fiiller, hukuk düzeninin onaylamadığı fiillerdir. Bu gibi fiilleri gerçekleştirenlere hukuk düzeni meydana gelen zararı tazmin mükellefiyeti yükler, yani bunların failleri fiillerinden sorumlu olurlar.
    Öte yandan, müteselsilen sorumluluğun bulunduğu durumda da davacı, alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan biri veya birkaçından da isteyebilir (HGK.nun 24.03.2010 gün ve 2010/4-129-173; HGK.nun 05.05.2010 gün ve 2010/4-249-257 esas, karar sayılı ilamları).
    Esasen benzer bir olayda Hukuk Genel Kurulu verdiği bir kararda özetle; davalı su abonesinin, hizmet alma ihtiyacının tahliye yüzünden artık ortadan kalkmasıyla birlikte, basit bir başvuru işlemiyle abonelik sözleşmesini sona erdirip; sözleşme nedeniyle hem kendisi ve hem de karşı taraf nezdinde doğmuş tüm hak ve borçlardan arınmış olarak kiralanandan ayrılması mümkün iken, bunu yapmayarak, kendi aboneliği üzerinden üçüncü kişilerin su kullanmasına olanak tanımış olması dahi, sözleşme hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı, dolayısıyla da, sonuçlarına katlanılması gereken bir davranış niteliğinde kabul edilmelidir denilmek suretiyle abonenin aboneliğini iptal ettirmediği sürece sorumluluğunun devam edeceği benimsenmiştir (HGK.nun 24.9.2003 gün ve 2003/13-492-505 esas, karar sayılı ilamı).
    Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, davacı köy tüzel kişiliğinin kendisine ait elektrik aboneliğini iptal ettirmeden ihbar olunan ..."na bağlı karakolun davacıya ait aboneliğe bağlı elektriği tükettiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
    Uyuşmazlık; aboneliğini iptal ettirmedikçe fiili kullanıcının eyleminden doğan usulsüz kullanım bedelinden abonenin de kullananla birlikte müteselsilen sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
    Yukarıda açıklandığı üzere, usulsüz kullanımdan dolayı kullanan şahsın haksız fiilden kaynaklanan sorumluluğu bulunmaktadır. Bu sorumluluk abonenin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır.
    Yine belirtildiği gibi abonesiz kullanan şahsın haksız fiil hükümleri uyarınca, abonenin de sözleşmeden doğan sorumluluğunun bulunduğu, bu durumda kullanımdan her ikisinin de müteselsilen sorumlu oldukları belirgin olmasına göre davacının, alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan biri veya birkaçından da isteyebileceğinin kabulü gerekir.
    Kural olarak davacı ile davalı şirket arasında abone sözleşmesi bulunmuyor ise, davacının sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğu yoktur.
    Eldeki davada; davacı ile davalı arasında abonelik sözleşmesi bulunduğu ve tüketimin bu abonelik sözleşmesine dayalı tüketim tahakkukundan kaynaklandığı tarafların kabulünde olup, davacı abone ile fiili kullanıcı ihbar olunan ... arasındaki ilişkinin iç ilişki olduğu, davalının davamıza konu ilamsız icra takibini yalnızca abonelik sözleşmesinin tarafı olan davacıya karşı yaptığı anlaşılmaktadır.
    Bu durumda somut olayda aboneliğini iptal ettirmeyen ve usulsüz kullanıma sebebiyet veren abone davacının sözleşme nedeniyle sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
    Hal böyle olunca, mahkemece, davacı abone köy tüzel kişiliğinin takibe konu borçtan davalıya karşı sorumlu olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, itibar edilmeyen gerekçelerle ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi