Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/11523
Karar No: 2018/6698
Karar Tarihi: 19.06.2018

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/11523 Esas 2018/6698 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2017/11523 E.  ,  2018/6698 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı, davalıya kira teminatı olarak boş ve imzalı kambiyo senedi verdiğini, davalının iki yılın sonunda sözleşmeye aykırı davranarak kiralananın kullanımını engellediğini, bu nedenle kira karşılığı verilen senedi geri istediğini ancak davalının iade etmeyerek 12.500 TL olarak doldurup takibe koyduğunu, davalıya kira borcu olmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı, davacının, kiralananı kullanımını engellediği iddiasının doğru olmadığını, davacının kiralananı kendiliğinden, kiralanana zarar vererek tahliye ettiğini ancak taraflar arasındaki sözlü kira sözleşmesinin halen yürürlükte olduğunu, kira sözleşmesinin feshedilmediğini, takip konusu bononun yalnızca kira sözleşmesinin teminatı olarak verilmediğini, aynı zamanda davacı tarafından satın alınan 600 balya samanın ve oluşabilecek diğer borç ve zararların teminatı olarak verildiğini, takip konusu bononun davacının mevcut ve olası borçlarına uygun bir şekilde 12.500 TL olarak verildiğini, davacının borcunun bono miktarından daha yüksek olduğunu, davacının takip tarihine kadar toplam 8.609,50 TL kira borcu olduğunu, kira sözleşmesi devam ettiği için takip tarihinden itibaren kira borcunun doğacağını, 2.400 TL saman borcu olduğunu, elektrik ve su tüketim bedellerinin de davacı tarafından ödenmediğinden kendisinin ödemek zorunda kaldığını, davacı tarafından kira sözleşmesi ve diğer borçlar için ödeme yapılmadığını bu nedenle icra takibi başlatıldığını, takibin kambiyo senedine dayanması nedeniyle ispat yükünün aksini iddia eden davacıya düştüğünü, davacının kötüniyetli olarak dava açtığını belirterek davanın reddi ile % 20 oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
    Mahkemece, davacı tarafından tanık beyanları dışında, geçerli bir senede bağlı olan işbu davaya konu borcun olmadığını ispatlamaya yönelik senet ya da herhangi bir delil başlangıcı sunulmadığı, ayrıca davalının senedin kira alacağı dışında 600 balya samanın ve oluşabilecek diğer borç ve zararların teminatı olarak verildiği iddiasına da itiraz edilmemiş olup davacının borçlu olmadığına yönelik herhangi bir sonuç ve kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, ana alacağın %20"si oranında icra tazminatına hükmedilerek davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, kira sözleşmesinin teminatı olarak davalıya boş bono verildiğini iddia etmiş olup davalı ise takip konusu bononun kira borçları, davacı tarafından satın alınan samanın bedeli ve oluşabilecek diğer borç ve zararların teminatı olarak verildiğini beyan etmiştir. Davalı, takip konusu bononun teminat olarak verildiğini kabul ettiğine göre, davacının, takip konusu bono miktarı kadar borçlu olduğunu ispatlamak zorundadır. Bu durumda, davacının, teminat kapsamında olan borçları hesaplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Öte yandan, davalı, kiralanana ait elektrik ve su tüketim bedellerinin ödenmediğini beyan etmiş olup kiracının ödemesi gereken elektrik ve su borcunu kiraya veren ancak kendisi ödemek koşuluyla kiracıdan isteyebilir. Bu durumda, davalının, elektrik ve su tüketim bedeli için ödeme yapıp yapmadığı belirlenerek, ödeme yaptıysa ödenen miktar kadar davacıya rücu edebileceği de göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi gerekir.
    2-) İcra ve İflas Kanunu" nun 67.maddesinin 2. fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere icra tazminatına itirazın iptali davası açılması halinde, koşulları oluştuğu takdirde hükmedilebilir. Somut olayda ise dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Bu nedenle Mahkemece, davacı aleyhine icra tazminatına hükmedilmesi doğru değildir.
    İcra ve İflas Kanun"unun 72/3. maddesinde, “....icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve göstereceği teminat karşılığında mahkemeden icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir...”Aynı Yasanın 72/4. maddesinde “...dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar, alacaklı ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacağını geç almasından doğan zararını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde %20 dan aşağı tayin edilemez...” düzenlemesi bulunmaktadır.
    Mahkemece 16/12/2013 tarihli tensip tutanağında, dava konusu alacağın % 15"i tutarında teminat karşılığında menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar icra dairesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine dair tedbir kararı verilmiş ise de bu kararın infaz edildiğine dair dosyada veya icra dosyasında belge bulunmadığı anlaşılmakla Mahkemece koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde icra tazminatına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi