
Esas No: 2020/1074
Karar No: 2021/2785
Karar Tarihi: 20.04.2021
Silahlı terör örgütüne üye olma - Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2020/1074 Esas 2021/2785 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : TCK"nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK"nın 53,
58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına
ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine; sanık
müdafiinin temyiz talebinin CMK’nın 296/1. maddesi
uyarınca reddine ilişkin ek karar
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyizin sebebine göre dosya incelendi gereği düşünüldü;
5271 sayılı CMK"nın “Sürelerin hesaplanması” başlıklı 39. maddesi “Gün ile belirlenen süreler; tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar. Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Süre, ay olarak belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son ayda sayı itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son bulduğu ayda sayı itibarıyla karşılığı olan gün yoksa; süre, ayın son günü mesai saati bitiminde sona erer. Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.” hükmüne amir olup aynı Kanunun “Adlî tatil” başlıklı 331. maddesi “Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler. Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin, kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. Tatil
süresince Bölge Adliye Mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar. Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır” hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde; kanun koyucunun tutuklu işlerin temyiz süresi bakımından bir ayrıma gitmeyerek, tutuklu iş - tutuksuz iş ayrımı yapmaksızın adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceğini hüküm altına aldığı, adli tatil süresince yalnız tutuklu işlerin incelenebileceği şeklindeki hükmün tutuklu sanığın temyiz süresini aleyhe kısıtlar şekilde yorumlanması halinde tutuklu sanığın mahkemeye erişim hakkının ihlal edileceği, kanun koyucunun temyiz süresi yönünden adli tatile ilişkin bir düzenleme yapmayı tercih etmediği, bu hususun bilinçli bir tercih olarak kabulünün gerektiği, kanun koyucunun aksini düşünmesi durumunda süreye ilişkin cümlenin başına bir istisna getirmesinin gerekeceği gözetilerek; tutuklu sanık yönünden de adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği değerlendirilmiş olup sanık müdafiinin temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek tebliğnamedeki temyiz talebinin reddini isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;
Örgüt mensubu olduğuna karar verilen sanık hakkında sadece TCK 58/9 maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK"nın 303/1-c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün tekerrür uygulamasına dair kısmından “5237 sayılı TCK’nun 58/9. maddesi delaletiyle TCK’nun 58/6. maddesi gereğince mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” ibaresi çıkarılarak yerine “5237 sayılı TCK"nın 58/9. maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Van 4. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine
gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.