Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/38
Karar No: 2020/808

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2020/38 Esas 2020/808 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2020/38 E.  ,  2020/808 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine, asli müdahil Orman Yönetimi ve davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Kadastro sırasında ... köyü 172 ada 12, 40, 43, 44, 64, 65 ve 173 ada 11, 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazlar, tarla niteliği ile belgesizden davalılar adına tespit edilmiştir.
    Davacı Hazine, taşınmazların Hazineye ait olduğunu ileri sürerek, tespitlerinin iptali ile Hazine adına tescili istemi ile dava açmıştır.
    Mahkemece 172 ada 12 sayılı parsele yönelik davanın kabulüne; dava konusu taşınmazın tespitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, diğer parsellere yönelik davanın reddine; 172 ada 40, 43, 44, 64 ve 65, 173 ada 11, 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından 172 ada 40, 43, 44, 64 ve 65, 173 ada 11, 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24/02/2014 tarih, 2013/9943 E.- 2014/2268 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
    Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; ""Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu kesinleşmediğinden, tüm parseller yönünden orman araştırması ve taşınmazların sınırında mera parselleri olduğu halde, yöntemine uygun olarak mera araştırması yapılmamış, keşifte dinlenen tanık ve bilirkişiler komşu köyden seçilmemiştir. Komşu parsel kayıtları getirtilerek uygulanmamış, davalıların taşınmazlarda sürdürdükleri zilyetliğin ne şekilde olduğu, çayır niteliğindeki taşınmazlarda hayvan otlatarak mı, yoksa otunu biçerek mi zilyet ettikleri tam olarak araştırılmamıştır. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
    Bu nedenle; mahkemece, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli ve 20 yıl önceye ait memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01/06/1988 gün ve 31/13 E.K.; 14/03/1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13/06/1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03/03/2005 gününde yürürlüğe giren 5304
    sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi)memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
    Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, yöntemince mera araştırmasının yapılması ve komşu köylerden yerel bilirkişi ve tanıkların dinlenmesi gerekir.
    Dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı ve kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için; taşınmazların yetkili ve idarî merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğiyle mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
    O halde; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idarî merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı kanunlar uyarınca yayla tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Kanun uyarınca mera (yayla) tahsisi yapılıp yapılmadığı mülkî amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu idarî işlemler kesinleşmiş ise yayla tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve bir uzman orman bilirkişisi, tapu fen memuru ve uzman üç ziraatçi bilirkişi, tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, fen memuru bilirkişisi eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idarî merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tesbit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde, tesbit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişiler marifetiyle taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazın toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına yazılmalı, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tesbit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakların içeriğinde vurgulanan maddî ve hukukî olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tesbitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, özellikle fen memuru bilirkişisinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişilerden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya, taşınmazların niteliğini belirtmeye elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların mera niteliğinde olmadığı saptandığı takdirde, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişi
    yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davalı yanında, (murisi) yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri gözönünde bulundurularak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır "gereğine değinilmiştir.
    ... ilçesi, ... köyünde bulunan 173 ada 13 nolu parsel için Maliye Hazinesi tarafından ... aleyhine kadastro tespitinin iptali davası açıldığı, dosyanın mahkemenin 2009/100 Esasına kaydının yapıldığı ve daha sonra bu parsel ile ilgili mahkemenin 2009/125 Esas sayılı dosyada da dava olduğundan, mahkemenin 2009/100 Esas dosyasının, mahkemenin 2009/125 Esası ile birleştirilmesine karar verildiği,
    Dosya incelendiğinde 173 ada 13 sayılı parsel tespit malikleri ile diğer parsel maliklerinin farklı olması nedeniyle aralarında hukuki veya fiili irtibat bulunmadığından hem daha önce mahkeme dosyası ile birleştirilen 2009/100 Esas sayılı dosyası hem de mahkemenin asıl dosyasında dava edilen 173 ada 13 sayılı parsel ile ilgili tefrik kararı verilerek her iki dosyanın bir dosyada birleştirilmesine karar verildiği ve yargılamanın o dosya üzerinden yürütüldüğü anlaşılmıştır.
    Dava devam ederken ..."in asli müdahillik dilekçesi vererek müdahil olduğu, yine ..."ın mahkemenin 2009/100 Esasında ve ana dosyada davalı olan 173 ada 13 nolu parsel yönünden müdahil olduğu,
    Davacı ... ana dosyada 05/10/2009 havale tarihli dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan 172 ada 12, 40, 43, 44, 64, 65 sayılı parseller ile 173 ada 11, 12, 13 nolu parseller yönünden davalılar adına yapılan tespitinin iptali ile Maliye Hazinesi adına tespit ve tescili istenildiği,
    Davacı ... birleşen 2009/100 Esas sayılı dosyada 02/10/2009 havale tarihli dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan 173 ada 13 nolu parsel yönünden davalılar adına yapılan tespitinin iptali ile Maliye Hazinesi adına tespit ve tescilinin talep edildiği,
    Asli müdahil ..."in 27/05/2014 tarihli dilekçesinde; dava konusu taşınmazların atalarından kendilerine kaldığı, kardeşleri ile kendi adına tescilini istediği,
    Asli müdahil ..."ın 03/03/2016 tarihli dilekçesinde; dava konusu taşınmazlardan 173 ada 13 nolu taşınmaz yönünden asli müdahil olmak istediğini beyan ettiği tespit edilmiştir.
    Mahkemece; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 172 ada 64 ve 65 parsel nolu taşınmazlar başında mahkemece yapılan keşifte, taşınmazın üzerinde otsu bitkilerin olduğu, hayvan otlatılmış olduğu ve taşlardan ayıklanmış olduğunun görüldüğü, mahalli bilirkişilerin ortak beyanlarında dava konusu yerlerin davalıların kullanımında olduğu, buğday ekilip biçilerek kullanıldığı, daha sonra ot biçerek kullandıkları ancak 1990 yıllarında terör olayları başlarında dava konusu yerlerin terk edildiğini beyan etmeleri ile terör nedeniyle terkin zilyetliği kesintiye uğratmayacağına dair yerleşik Yargıtay kararları, fen bilirkişisinin raporunda dosya içerisinde bulunan 1937 tarih 471 nolu vergi kaydının dava konusu taşınmazlara bir bütün olarak uyduğunun belirtmesi ile mahalli bilirkişilerinde yine vergi kaydının dava konusu yerlere uyduğuna dair beyanları, ziraat bilirkişinin dava konu taşınmazların özel mülkiyete konu olabileceğini belirtmesi, orman bilirkişisinin dava konusu taşınmazlara ait hava fotoğrafları incelemesinde taşınmaz üzerinde otsu bitkilerin olduğunu, bir kısmının biçilmiş olduğunu hava fotoğrafında görüldüğünü belirtmesi gerekçesiyle, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyüde bulunan 172 ada 40 parsel nolu taşınmaz başında mahkemece yapılan keşifte, taşınmazın üzerinde çayır niteliğinde otların olduğu, ayrıca fiziken büyük ağaçların olduğunun görülmesi, mahalli bilirkişilerin ortak beyanlarında dava konusu yer davalıların kullanımında olduğunu, önceleri buğday ekilip biçilerek kullanıldığını, daha sonra ot biçerek kullandıklarını, içinde davalıların babaları tarafından dikilen ceviz ağaçları ile yine
    dedeleri tarafından dikilmiş olup kuruyunca kesilen ağaçların olduğunu beyan etmeleri, fen bilirkişisinin raporunda dosya içerisinde bulunan 1937 tarih 434 nolu vergi kaydının dava konusu taşınmaza uyduğunu belirtmesi ile mahalli bilirkişilerinde yine vergi kaydının dava konusu yere uyduğuna dair beyanları, ziraat bilirkişinin dava konu taşınmazın özel mülkiyete konu olabileceğini, taşımaz içerisinde 50-60 yılllık ceviz ağaçlarının olduğunu belirtmesi, orman bilirkişisinin dava konusu taşınmaz ait hava fotoğrafları incelemesinde taşınmaz üzerinde otsu bitkilerin olduğunu, içinde ceviz ağaçlarının olduğunun hava fotoğrafında görüldüğünü, dava konusu taşınmazın orman olmayan yerlerden olduğunu belirtmesi birlikte değerlendirildiğinde,
    Dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 172 ada 43 ve 44 parsel nolu taşınmazlar başında mahkememizce yapılan keşifte, taşınmazların üzerinde çayır niteliğinde otların olduğu, ayrıca fiziken büyük ağaçların olduğunun, görülmesi, mahalli bilirkişilerin ortak beyanlarında dava konusu yerlerin davalıların kullanımında olduğunu, önceleri buğday ekilip biçilerek kullanıldığını, daha sonra ot biçerek kullandıklarını, içinde davalıların babaları tarafından dikilen ceviz ağaçları ile yine dedeleri tarafından dikilmiş olup kuruyunca kesilen ağaçların olduğunu, taşınmazların tek parça olarak bildiklerini aradaki yolun kadastro ile birlikte yapıldığını beyan etmeleri, fen bilirkişisinin raporunda dosya içerisinde bulunan 1937 tarih 431 nolu vergi kaydının dava konusu taşınmazlara bir bütün olarak uyduğunu belirtmesi ile mahalli bilirkişilerin de yine vergi kaydının dava konusu yerlere birlikte uyduğuna dair beyanları, ziraat bilirkişinin dava konu taşınmazların özel mülkiyete konu olabileceğini, taşımaz içerisinde 60-70 yılllık ceviz ağaçları ile muhtelif yaşlarda ve muhtelif sayıda ağaçların olduğunu belirtmesi, orman bilirkişisinin dava konusu taşınmazlara ait hava fotoğrafları incelemesinde taşınmaz üzerinde otsu bitkilerin olduğunu, içinde ceviz ağaçlarının olduğunun hava fotoğrafında görüldüğünü, dava konusu taşınmazların orman olmayan yerlerden olduğunu belirtmesi gerekçesiyle,
    Asıl dosyada ve birleşen 2009/100 Esas sayılı dosyada dava konusu olan ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 173 ada 13 parsel nolu taşınmaz başında mahkememizce yapılan keşifte, taşınmazın üzerinde biçilmek üzere olan çayır niteliğinde otların olduğu, tespit bilirkişilerin dava konusu yerin kime ait olduğunu bilmedikleri yönündeki beyanları, mahalli bilirkişi ..."in dava konusu taşınmazların ..."ler tarafından ekilip biçildiğini, Oflaz"ların burayı kullandıklarını görmediğini belirtmesi, mahalli bilirkişi..."nun dava konusu taşınmazın 1988 yılından bu yana asli müdahil ..."in babası ... ... ve çocukları tarafından kullanıldığını beyan etmesi, fen bilirkişisinin raporunda dosya içerisinde bulunan Mayıs 300 tarih ve 418 nolu tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığını belirtmesi ile mahalli bilirkişilerinde yine tapu kaydının dava konusu yere uymadığına dair beyanları, ziraat bilirkişinin dava konu taşınmazın özel mülkiyete konu olabileceğini, komşu mera parseli ile bitki yapısı açısından farklılık arzettiğini belirtmesi, orman bilirkişisinin dava konusu taşınmaz ait hava fotoğrafları incelemesinde taşınmaz üzerinde otsu bitkilerin olduğunun hava fotoğrafında görüldüğünü, dava konusu taşınmazın orman olmayan yerlerden olduğunu belirtmesi kül halinde değerlendirildiğinde,
    Dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 173 ada 11 ve 12 parsel nolu taşınmazlar başında mahkememizce yapılan keşifte, taşınmazın üzerinde biçilmek üzere olan çayır niteliğinde otların olduğu, tespit bilirkişilerin dava konusu yerin kime ait olduğunu bilmedikleri yönündeki beyanları, mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazların zilyetlerine dair beyanlarına rağmen ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların dört tarafının 173 ada 1 nolu mera parseli ile çevrili olduğunu, ayrı bir parsel verilmesi durumunda mera bütünlüğünü bozacağının rapor edilmesi, dava konusu taşınmazların dört tarafının mera ile çevrili olduğunun fen bilirkişi raporunda görülmesi dava konusu parsellerin özel mülkiyete konu edilmesi durumunda mera bütünlüğünün bozulacağı gerekçesiyle,
    A-) Asıl dava dosyası ile ilgili olarak;
    1-Dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 172 ada 40, 43, 44, 64, 65 parsel nolu taşınmazlar için davacı kurum Maliye Hazinesi tarafından açılıp ispatlanamayan davanın reddi ile ait kadastro tutanaklarının tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline,
    2-Dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 173 ada 11 ve 12 parsel nolu taşınmazlar için asli müdahil ... tarafından açılan davanın reddi ile, davacı kurum Maliye Hazinesinin davasının kabulü ile taşınmazlara ait kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların mera vasfı ile sınırlandırılarak özel siciline tesciline,
    3- Dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 173 ada 13 parsel nolu taşınmaz için asli müdahil ... ve davacı kurum Maliye Hazinesinin davalarının reddi, asli müdahil ... tarafından açılan davanın kabulü ile taşınmaza ait kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın 352 pay kabul edilerek aşağıdaki kişiler ve aşağıdaki payları nispetinde tapuya kayıt ve tesciline,
    88 payın ... ve ... "den olma 22/03/1941 doğumlu ...
    24 payın ... ve ... "dan olma 10/03/1974 doğumlu ..."e,
    24 payın ... ve ... "dan olma 01/01/1961 doğumlu ..."e,
    24 payın ... ve ... "dan olma 01/01/1965 doğumlu ... ..."e,
    24 payın ... ve ... "dan olma 10/03/1974 doğumlu ..."e,
    24 payın ... ve ... "dan olma 01/11/1978 doğumlu ... ..."e,
    24 payın ... ve ... "dan olma 13/09/1982 doğumlu ..."e,
    24 payın ... ve ... "dan olma 25/10/1965 doğumlu ..."e,
    24 payın ... ve ... "dan olma 10/04/1984 doğumlu ..."a,
    24 payın ... ve ... "dan olma 21/08/1979 doğumlu ...
    6 payın ... ve ... "dan olma 12/06/1962 doğumlu ... ..."e,
    3 payın ... ve ... "den olma 20/12/1981 doğumlu ...
    3 payın ... ve ... "den olma 25/08/1986 doğumlu ... ..."e,
    3 payın ... ve ... "den olma 20/12/1995 doğumlu ..."e,
    3 payın ... ve ... "den olma 20/12/1994 doğumlu ...
    3 payın ... ve ... "den olma 20/12/1984 doğumlu ..."ya,
    3 payın ... ve ... "den olma 11/10/1980 doğumlu ...
    24 payın ... ve ... "den olma 30/10/1993 doğumlu ... ... ..."e
    B-) Birleşen 2009/100 Eas sayılı dava ile ilgili olarak;
    1-Dava konusu ... ili, ... içesi, ... köyünde bulunan 173 ada 13 parsel nolu taşınmaz ile ilgili yukarıda asıl dosyada karar verildiğinden konusuz kaldığından bu dosyada yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
    2-Kararın kesinleşmesine müteakip dosyanın kül halinde ... Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ... ve ... vekili tarafından, asli müdahil Orman Yönetimi tarafından, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır.
    İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, dava konusu 173 ada 11 ve 12 parsellerin mera bütünlüğü içerisinde yer aldığı, dava konusu diğer parsellerde ise zilliyetlikle kazanma koşulları oluştuğu anlaşılmakla, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince Hazineden, 7139 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca Orman Yönetiminden
    ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince davalılardan onama harcı alınmasına yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine
    17/02/2020 günü oy birliğiyle karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi