Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/11002
Karar No: 2018/10271
Karar Tarihi: 16.05.2018

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/11002 Esas 2018/10271 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2015/11002 E.  ,  2018/10271 K.

    "İçtihat Metni"

    .....

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Dava, ehliyetsizlik ve hata (yanılma) – hile (aldatma) nedenlerine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
    Davacı, hasta cahil ve yaşlı bir insan olduğunu, oğlu davalı ...’in kendisini ......’ye gezmeye götürme bahanesiyle kandırarak etrafı açık bir yere götürdüğünü, arabanın içinde birkaç kişinin gelerek evraka parmak bastırdığını, bu kişileri tanımadığını ...... güvendiği için parmak bastığını, maliki olduğu 234 parsel sayılı taşınmazın davalı ...’e temlik edildiğini sonradan öğrendiğini, davalıların birlikte hareket ederek kendisini kandırdıklarını, hataya düşürüldüğünü, cahilliğinden tecrübesizliğinden yararlanıldığını, %80 malul olduğunu, yaptığının anlam ve sonuçlarını idrak edemediğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescile karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacının ölümü ile mirasçıları davayı sürdürmüşlerdir.
    Davalı ..., ..... ile kardeşi ..... oğlu ..... anneleri Huriye"nin satılık tarlası olduğunu bildirmeleri üzerine anlaşma sağlandığını, 12.000,00 TL bedel karşılığında taşınmazın satın alındığını, davacının tüm bu işlemlerden haberi olduğunu, 2 şahit huzurunda işlemin gerçekleştiğini, davalı ... ise, 2 yıl önce borçları sebebiyle abisi ... dava konusu taşınmazı satıp borçlarını kapatalım şeklinde teklifte bulunduğunu, annesinin durumdan haberdar olduğunu, kandırmanın söz konusu olmadığı belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

    ./..


    Mahkemece, kayıt malikinin işlem tarihinde ehliyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Gerçekten de, .... alınan rapor ile davacı ...’nin dava konusu taşınmazı temlik ettiği 08.01.2010 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğu saptandığına göre, "ehliyetsizlik" hukuksal nedeni yönünden davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
    Ne var ki, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden, davada "ehliyetsizlik" hukuksal nedeni yanında "hata (yanılma) – hile (aldatma)" hukuksal nedenlerine de dayanıldığı anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere, "hile"(aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 36/1. maddesinde açıklandığı gibi; taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma(hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
    Diğer taraftan, sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nda esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31 ve 32. maddelerde sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca, iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın(yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf yönünden(sübjektif unsur) hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur.
    Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi TBK"nın 35. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun(TMK) 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın.
    Hemen belirtmek gerekir ki, sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, TBK"nın 35. maddesinde öngörüldüğü gibi hatayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir.
    Öte yandan, hile ve hata her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hile ve hatanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def"i veya dava yoluyla da kullanılabilir.



    ./..




    Hal böyle olunca; öncelikle "hata" ve "hile" hukuksal nedenleri yönünden davanın hak düşürücü süre içerinde açılıp açılmadığının tespit edilmesi, süresi içinde açıldığının saptanması halinde tarafların bildirdiği tüm deliller toplanarak yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan araştırma ve inceleme ile yetinilip yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
    Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.























    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi