3. Hukuk Dairesi 2015/862 E. , 2015/2025 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/09/2013
NUMARASI : 2012/380-2013/533
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kaçak su ekibi tarafından 21/11/2006- 07.05.2007- 06.12.2007- 19.01.2010 tarihlerinde yapılan kontrolleri sırasında ...... Çarşısı’nda atık su aboneliği olmadan kuyu suyunun çarşıdaki lavabo ve tuvaletlerde kaçak olarak kullanıldığının tespit edildiğini, her ne kadar ......... Çarşısı Yöneticiliği aleyhine Ankara 20.Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2009/14 esaslı dosyasında dava açmış iseler de, pasif husumet yokluğundan bu davanın reddedildiğini, bilahare tutanakların tashih edildiğini, davalının da çarşıda faaliyet gösteren kişi olması hasebiyle atık su kullanmış olduğunun aşikar olduğunu, kaçak su bedelinin tahsili amacıyla Ankara 28. İcra Müdürlüğü"nün 2012/4620 esaslı dosyasında yaptıkları takibe davalının itiraz ettiğini, belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalının Atıksu Aboneliği olmadan kaçak atıksu kullandığından bahisle 1.898 TL atıksu bedelinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; abonelik olmaksızın kaçak su kullanımından kaynaklanmaktadır. Mahkemece eylem haksız fiil olarak kabul edilerek, haksız fiillerde de zamanaşımı süresi bir yıl olduğundan bahisle davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
Tekel niteliğinde bir hizmette bulunan ASKİ’nin fiili veya yasal bir engel bulunmayan hâllerde, su hizmetinden yararlanmak isteyen kişilerle sözleşme yapmak mecburiyeti vardır. Sözleşmenin kurulmasıyla ASKİ, karşı taraf abonenin hizmetine su hizmetini sağlamakla yükümlü olup anılan hizmetten yararlanan kişinin de hizmetin bedelini ödemesi gerekir. Sonuç itibarıyla sözleşmesiz ve kaçak olarak su hizmetinden yararlanan davalının yasal mevzuat uyarınca anılan su bedelini ödemesi gerektiği her türlü kuşkudan uzaktır.
Davacı kurum sözleşme yapmak ve böylece karşı edim borçlanmak şartıyla kamuya hizmet sunmuş bulunmaktadır. Davalı taraf ise, sözü edilen bu hizmetten (su aboneliği) sözleşme vasıtasıyla yararlanacağı yerde böyle bir sözleşme yapmaksızın (ve belki de bunu istemeksizin) karşılıksız ve kaçak sudan yararlanmış bulunmaktadır. O hâlde, taraflar arasında dürüstlük ilkesine uygun olarak “sözleşme benzeri” bir borç ilişkisinin kurulduğu kabul edilmelidir. Bu sonuç için sunulan edimden davalının sadece yararlanmış olması gerekli ve yeterlidir. Sözleşme benzeri bir ilişkinin kurulduğu kabul edildiğinde zamanaşımı süresinin BK. 125, (TBK.146) 1 yıl değil 10 yıl olması gerekir. Aksine bir yaklaşım, dürüst ve ilkeli davranarak sözleşme yaparak normal tüketime ilişkin tarifeye göre ödeme yapan kişilerin aleyhine, kaçak su kullananların lehine bir sonuca yol açılarak, kaçak su kullananlar korunmuş ve kaçak su kullanımı teşvik edilmiş olur ki bu da hukuken kabul edilebilecek bir ilke değildir. Bunun aksini kabul tipik bir hakkın kötüyü kullanılması niteliğindedir. Böylesi bir duruma ise hukuk düzeninin izin vermeyeceği aşikârdır. (4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 2), (Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun; 2000/3-1803 Esas-2000/1813 Karar, 2002/3-100 Esas-2002/68 Karar, 2009/13-461 Esas-2009/495 Karar, 2011/7-690 Esas, 2011/617 Karar, 2012/3-1927 Esas, 2013/1406 Karar, 3.Hukuk Dairesinin; 2000/2965 Esas, 2000/3341 Karar, 2000/6057 Esas, 2000/6244 Karar, 2010/8157 Esas, 2010/10301 Karar sayılı ilamlarında da benimsenmiştir).
Hal böyle olunca; davada davacı ASKİ Genel Müdürlüğü elemanları tarafından 11.01.2012 ve 2012-163 numaralı Kaçak Atıksu Uzaklaştırma Tutanağı tarihi ile, dava tarihi arasındaki zamanaşımı süresi dolmadığı gözetilerek, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.