22. Hukuk Dairesi 2017/10441 E. , 2018/3103 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı ve davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili temyiz etmiştir.
Davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekilinin temyizi yönünden;
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir.
Dosya içeriğine göre, hüküm altına alınan ve davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü’nce temyize konu edilen miktar 670,53 TL olup, karar tarihi (17/12/2014) itibariyle geçerli 1.890,00 TL’lik kesinlik sınırının altında kaldığından, davalı Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü vekilinin temyiz isteminin 6100 sayılı Kanun"un geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun"un 427., 432. maddeleri uyarınca REDDİNE oybirliğiyle karar verildi.
Davacının temyizine gelince;
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesi, işyerinde çalışan başka bir işçi olan ...’a sataşmada bulunduğu iddiasıyla, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-d maddesine dayanılarak işverence feshedilmiştir.
Ceza davası dosyası sureti incelendiğinde, ...’ın sanık sıfatıyla yargılandığı, eldeki dosyanın davacısı işçinin ise mağdur sıfatını taşıdığı, ...’ın, mağduru haksız tahrik altında bıçakla ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte kasten yaraladığı gerekçesiyle; sanığın eylemine uyan kasten yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ceza davasında verilen kararda, sadece sanık ...’ın ifadesine dayanılarak, sanığın eylemi haksız tahrik altında işlediği kabul edilmiştir.
... eldeki davada, davalı tanığı sıfatıyla alınan beyanında, davacıyı bıçakla yaralamasının sebebini “davacının başkaları yanında benim ve eski eşim hakkında ileri geri konuşması” şeklinde açıklamış, davacının kendisine fiziki bir müdahalesinin bulunmadığını ifade etmiştir. Diğer taraftan, davacı tanığı ..., başdiyetisyen tarafından davacıya verilen bir emrin, davacı tarafından ...’a iletilmesi ve onun da emre konu işi yapmak istememesi sebebiyle tartışma yaşandığını duyduğunu beyan etmiştir.
Görüleceği üzere, davacının, davalı tanığı ...’a sataşmada bulunduğu iddiası hakkındaki tek delil, husumetli ...’ın beyanıdır. Ceza davasında verilen kararda, sadece sanık ...’ın ifadesine dayanılarak, sanığın eylemi haksız tahrik altında işlediği kabul edilmiş ise de, esasen bu kabulün “şüpheden sanık yararlanır” ilkesine dayandığı anlaşılmaktadır. Eldeki davanın ise, iş hukuku ilkeleri kapsamında çözümlenmesi gerekli olup, bu doğrultuda yapılan değerlendirmede, salt husumetli ...’ın beyanına dayanılarak, davacının sataşmada bulunduğunun kabulü mümkün değildir.
Anılan sebeplerle, fesih sebebinin usulünce kanıtlanamadığı dikkate alındığında, iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanmadığı kabul edilmelidir. Bu halde, bilirkişi raporundaki hesaplamalar denetlenerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacakları hüküm altına alınmalıdır. Aksi yönde kabul ile sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.