Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya 3. İş Mahkemesi’nin davanın kabulüne dair verilen 08.07.2010 tarih ve 2009/362 Es. ve 2010/346 K sayılı kararın incelenmesi davalı Kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 11.11.2010 gün ve 2010/9633-11196 sayılı ilamı ile;
(…1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere temyiz edenin sıfatına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacı ilk prim kesintisinin yapıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren 2926 Sayılı Yasa’ ya göre Tarım Bağ–Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece davacının 01.02.1995 - 01.10.2008 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiş ise de , bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden 31.12.1994, 31.10.1995,31.1.1996 ve 29.2.1996 tarihlerinde A..Süt A.Ş tarafından Bağ-Kur prim kesintisi yapıldığı ancak bunun dışında ürün teslimine ve teslim edilen ürün bedelinden prim kesintisi yapıldığına ilişkin belge bulunmadığı, davacının 03.04.2002 tarihinden itibaren ziraat odası üyesi 15.1.2009 tarihinden itibaren kooperatif ortağı olduğu 1.10.2008 tarihinde sigortalı olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı tarafından teslim edilen ürün bedelinden , ilk prim kesintinin yapıldığı 31.12.1994 tarihi gözetilerek 1.2.1995 tarihinden 31.12.1996 tarihine kadar tespit kararı verilmesi doğrudur.Ancak bu tarihten sonra yapılmış bir prim kesintisi bulunmadığı, bu tarihten veya bu tarihten önce başlayıp devam eden ziraat odası, kooperatif kaydı olmadığı halde 1.1.1997-1.10.2008 tarihleri arasındaki dönemle ilgili tespit kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı kurumun, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava; tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, kendisine ait tapulu arazilerde tarım işi yaparak geçimini sürdürdüğünü, yetiştirdiği ürünlerin teslimi sırasında kendisinden Bağ-Kur’a prim kesintisi yapıldığını, ancak kurumca tescilinin yapılmadığını belirterek, Bağ-Kur tarım primi kesintisi yapıldığı tarihi izleyen aybaşından itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kurum vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı adına ilk kez 31/12/1994 tarihinde A..Süt A.Ş tarafından Bağ-Kur primi için tevkifat yapıldığı ve 20/01/1995 tarihinde kurum hesaplarına intikal ettiği, ayrıca davacının tapu kayıtları, mevcut dosya kapsamına göre dava konusu dönemde kendi adına üretmiş olduğu ürünleri sattığı ve satılan ürünlerden tevkifat kesintisi yapıldığı, 2926 sayılı yasanın 36. maddesi uyarınca adına sigorta kesintisi yapılarak kuruma yatırılması ile bu kişinin kendi adına bağımsız olarak tarım faaliyetinde bulunduğunu kurum öğrendiğinden, kuruma tabi sigortalılığının ilk tevkifatın yapıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren kurum tescil tarihine kadar 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilerek davacının 01/02/1995 - 01/10/2008 tarihleri arasında 2926 sayılı kanuna tabi tarım Bağ Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davalı Kurum vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece; yukarıda açıklanan gerekçeler ile hüküm bozulmuştur.
Davacı vekili, 28.02.2011 tarihli beyanlarını sunduğu dilekçesinde; müvekkilinin 1994-1995-1996 yıllarında kurum hesabına intikal eden prim tevkifatı bulunduğunu, 1986-1987-1989-1997-1999-2005-2008 yıllarında tarımsal üretime dönük tarla iktisapları bulunduğunu, 2002 yılında kurulan ziraat odasına bu tarih itibariyle kaydolduğunu, 2009 yılında tarım kredi kooperatifi ortağı olduğunu,2000 yılından bu yana da çiftçi kayıt sisteminde kayıtlı bulunduğunu belirterek eski kararda direnilmesini istemiştir.
Yerel Mahkemece, önceki gerekçelerle ve ayrıca davacı adına ilki 1989 tarihinde olmak üzere devam eden değişik tarihlerde edinmiş olduğu kendi adına kayıtlı toplam 9 adet tarla mahiyetinde taşınmazı bulunduğu bu durumun davacının tarımla uğraştığının en kuvvetli delili olduğu ayrıca davacının 2002 yılından itibaren Ziraat Odasına kayıtlı olduğu, davacı adına yapılan ilk kesinti tarihi itibariyle davalı kurumun davacının tarımla uğraştığına muttali olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Mahkemenin direnmeye ilişkin kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; davacının 1.1.1997-1.10.2008 tarihleri arasında tarımsal faaliyeti bulunup bulunmadığı, bu kapsamda olmak üzere, anılan döneme yönelik tarım Bağ-Kur sigortalılık tespitinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunun 2.maddesi uyarınca; Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
Atıfta bulunulan 3.madde ile “Tarımsal Faaliyette Bulunanlar”; “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak ifade edilmiştir.
2926 sayılı Yasa’nın 7.maddesi hükmüne göre, bu yasaya göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kurum’a başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar.
Anılan Yasa"nın 5.maddesi ile 7.madde de; belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı, hükmü getirilmiştir.
2926 sayılı Yasa’nın 2. ve 3.maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan yasanın uygulanma tarihinde 50 yaşını dolduran kadınlarla, 55 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır.
Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir.
Diğer yandan resen tescil başlığını taşıyan 9.maddeye göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kurum’a kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurum"ca re’sen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa"nın 36.maddesi kapsamında Kurum‘un prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür.
Bu bağlamda 2.madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Bağ-Kur’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için Kurum‘a başvuru olmasa dahi bahse konu biçimde prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır.
Bağ-Kur’un iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir.2926 sayılı Yasa’nın 10.maddesine göre kayıt ve tescil işlemlerinde Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare, Belediye, Muhtarlık ve Nüfus İdareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifler kanununa göre kurulan pancar ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği, T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
O halde, bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır.
Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulaması ile, Tarım Bağ-Kur"luluğun kanıtlanması yönünde zirai kuruluşların kayıtları karine olarak kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2002 gün ve 2002/21-69 E.-44 K., 03.07.2002 gün ve 2002/21-576 E.-584 K., 14.02.2007 gün ve 2007/21-73 E.-71 K., 14.02.2007 gün ve 2007/21-172 E. , 2007/177 K. sayılı kararları).
Ne var ki, dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelerden; davacının ilki 1989 yılında olmak üzere tapulu arazisi olmakla birlikte 31.12.1994 tarihine kadar kurum kayıtlarına giren prim tevkifatı bulunmadığı, 2002 yılında ziraat odasına kaydolduğu, 01.10.2008 tarihinde Tarım Sigortalısı olarak tescil edildiği, 2009 yılında Tarım Kredi Kooperatifine ortak olduğu, 1994,1995 ve 1996 yıllarında kurum kayıtlarına giren tevkifatı bulunduğu anlaşılmakta olup Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmede, prim kesintisi olmasa bile tek başına tapu kaydının olması ve 2002 yılından bu yana Ziraat Odası kaydı bulunmasının 2926 sayılı Yasa’nın 10.maddesinde belirtilen tescile esas belgelerden sayılıp sayılmayacağı tartışılmış, ancak yukarıda açıklanan nedenle bu görüş kabul edilmemiştir.
O halde, Hukuk Genel Kurulunca da uygun bulunan Özel Dairenin bozma kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.
S O N U Ç : Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.