Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2011/14-289
Karar No: 2011/335
Karar Tarihi: 18.05.2011

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/14-289 Esas 2011/335 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Dava, haksız icra takibi ve haksız dava açılması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacı, tahliye taahhüdü altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, bu nedenle uğradığı maddi ve manevi zararın davalı tarafından tazmin edilmesini talep etmiştir. İlk kararda davacının talebi reddedilmiştir. Ancak Yargıtay'ın kararına yapılan itiraz sonucu, sulh hukuk mahkemesindeki davada belirlenen ve kesinleşen tahliye taahhüdü altındaki imzanın davacıya ait olmadığına ilişkin maddi ve hukuki olgu, eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğundan, eldeki davada imzanın davacıya ait olup olmadığı olgusunun tartışılmasına ve bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, mahkeme kararı bozulmuştur ve davacının talebiyle ilgili yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.
Kanun Maddeleri: H.U.M.K. madde 429.
Hukuk Genel Kurulu         2011/14-289 E.  ,  2011/335 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 26/10/2010
    NUMARASI : 2010/429-2010/376

     Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 10.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.12.2008 gün ve 2007/492 E-2008/479 K sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.03.2010 gün ve 2009/6564 E-2010/3097 K sayılı ilamı ile onanması üzerine, davacı vekilinin karar düzeltme isteği üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.07.2010 gün ve 2010/6760 E-8326 K sayılı ilamı ile:
    (...Dava, haksız icra takibi ve haksız dava açılması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiştir. Davacının temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır. Davacı kararın düzeltmesini istemiştir.
    Davalının kiracısı olan davacı, davalı tarafından hakkında başlatılan icra takibine ve sulh hukuk mahkemesinde açılan tahliye davasına dayanak olarak sunulan tahliye taahhüdü altındaki imzanın kendisine ait olmadığını; bu konuda yapılan icra takibine itiraz etmesi üzerine davalı tarafından sulh hukuk mahkemesinde açılan itirazın iptali ve tahliye davasında yapılan imza incelemesi sonucunda imzanın kendisine ait olmadığı anlaşılarak tahliye isteminin reddedildiğini, davalı tarafından düzmece belge kullanılarak yapılan icra takibi ve açılan tahliye davası nedeniyle manevi, icra takibi ve tahliye davası nedeniyle iş ve gücünden kalıp bazı harcamalar yapmasından dolayı da maddi zarara uğradığını belirtmiştir.
    Davalı ise, olayda maddi ve manevi tazminat unsurlarının oluşmadığını, tahliye taahhütnamesi altındaki imzanın davacıya ait olduğunu ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
    Yerel mahkemece, eldeki davada alınan bilirkişi raporunda imzanın davacıya ait olduğunun belirtildiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
    Sulh hukuk mahkemesinde davalı tarafından açılan itirazın iptali ve tahliye davasında, tahliye taahhüdü içeren belge altındaki imzanın davacı C.. Ö...’a ait olmadığının bilirkişi raporuyla belirlendiği gerekçesiyle davalının tahliye istemi reddedilmiş ve karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
    Konusu ve tarafları aynı olan sulh hukuk mahkemesindeki tahliye davasında belirlenen ve kesinleşen tahliye taahhüdü altındaki imzanın davacıya ait olmadığına ilişkin maddi ve hukuki olgu, eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğundan; artık, eldeki davada imzanın davacıya ait olup olmadığı olgusunun tartışılmasına ve bilirkişi raporu alınmasına gerek yoktur.
          Davacı tarafından imzalanmadığı yargı kararı ile belirlenen tahliye taahhüdü dayanak alınarak yapılan icra takibi ve açılan tahliye davası nedeniyle davacının, manevi yönden etkilenmesi ve maddi olarak da zaman, emek ve para harcaması yaşamın olağan akışına uygundur. Şu durumda davalının belirlenecek maddi ve takdir edilecek manevi tazminat ile sorumlu tutulması gerekir.
       Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilmeyerek, davacının maddi ve manevi tazminat  isteminin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirken onanmış bulunduğundan davacının karar düzeltme istemi kabul edilmeli, Dairemizin onama kararı kaldırılmalı ve karar yukarıda açıklanan nedenle bozulmalıdır...)
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

      HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, haksız icra takibi ve haksız dava açılması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
    Davacı,davalı tarafından hakkında başlatılan icra takibine ve sulh hukuk mahkemesinde açılan tahliye davasına dayanak olarak sunulan tahliye taahhüdü altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, bu konuda yapılan icra takibine itiraz etmesi üzerine davalı tarafından  açılan  itirazın iptali ve tahliye davasında yapılan imza incelemesi sonucunda imzanın kendisine ait olmadığı anlaşılarak tahliye isteminin reddedildiğini, davalı tarafından düzmece belge kullanılarak  yapılan icra takibi  ve açılan  tahliye davası nedeniyle  manevi ve iş ve gücünden  kalıp bazı harcamalar yapmasından dolayı da maddi zarara uğradığını ileri sürüp, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak faizi ile birlikte zararın tahsiline  karar verilmesini istemiştir.
    Davalı, olayda maddi ve manevi tazminat unsurlarının oluşmadığını, tahliye taahhüdü altındaki imzanın davacıya ait olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece; eldeki davada alınan bilirkişi raporunda imzanın davacıya ait olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
    Davacının temyizi üzerine Özel Dairece, mahkemece verilen karar onanmış; davacının karar düzeltme talebi üzerine bu kez ; konusu ve tarafları aynı olan sulh hukuk mahkemesindeki tahliye davasında belirlenen ve kesinleşen tahliye taahhüdü altındaki imzanın davacıya ait olmadığına ilişkin maddi ve hukuki olgunun eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğu, artık  eldeki davada imzanın davacıya ait olup olmadığı olgusunun tartışılmasına ve bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığı, davalının belirlenecek maddi ve takdir edilecek manevi tazminat ile sorumlu tutulması gerektiği gerekçeleri ile onama ilamı kaldırılarak yerel mahkeme  kararı bozulmuştur.
    Yerel Mahkeme; önceki kararında direnmiş; hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
    Uyuşmazlık; Sulh Hukuk Mahkemesindeki davaya konu 31.05.2006 tarihli tahliye taahhüdü altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığının belirlenip, belirlenmediği; o davadaki maddi ve hukuki olgunun eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporuna değer verilip verilemeyeceği, noktasında toplanmaktadır.
    Ankara 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.10.2007 tarih, 2007/658E-1966K  sayılı dava dosyasında : davalı şirketin, davacı C..Ö.. aleyhine açtığı itirazın iptali ve tahliye davasında, icra takibine konu edilen 31.05.2006 tarihli tahliye taahhütnamesindeki  imzanın C.. Ö..’a ait olmadığının  bilirkişiden alınan raporla belirlendiği, mahkemenin bu nedenle verdiği red kararının da temyiz edilmeden kesinleştiği, belirgindir.
    Tarafları aynı olan sulh hukuk mahkemesindeki tahliye davasında belirlenen ve kesinleşen tahliye taahhüdü altındaki imzanın davacıya ait olmadığına ilişkin maddi ve hukuki olgu, eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturmaktadır.
    Bu nedenle artık, eldeki davada imzanın davacıya ait olup olmadığı olgusunun tartışılmasına ve bu konuda tekrar bilirkişi raporu alınmasına gerek bulunmadığı, tartışmasızdır. Raporun alınması da kesin hükmün sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
    Hal böyleyken, Mahkemece, bu husus göz ardı edilerek, eldeki dosyada da bilirkişi raporu alınması ve aksi görüş bildiren bu rapora göre 31.05.2006 tarihli tahliye taahhütnamesindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun kabulü ile eldeki tazminat davasının reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    Bu nedenle; direnme kararı bozulmalıdır.
    S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine,18.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

     

     

     


     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi