Taraflar arasındaki "tasarrufun iptali-tapu kaydındaki haciz şerhinin terkini" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesince davacı-karşı davalı Maliye Bakanlığı’nın davasının reddine, davalı-karşı davacı A...U...ın talebinin ise idari işleme tahakkuk ettiğinden dava dilekçesinin reddine dair verilen 30.12.2008 gün ve 2008/326 E- 604 K. sayılı kararın incelenmesi davacı-karşı davalı Maliye Bakanlığı ve davalı-karşı davacı A.. U..vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nin 01.04.2010 gün ve 2009/9922-2010/2955 K. sayılı ilamı ile;
("...Davacı Maliye Bakanlığı vekili davalılardan M..E..nin müvekkilene olan vergi borcu nedeniyle hakkında icra tüakibi yaptıklarını, ancak borclunun amme alacağının tahsilini imkansız hale getirmek için kendisiune ait taşınmazı alalcaklılardan mal kaçırmak amacıyla diğer davalı A..U...a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep ettiği dava dosyası ile davacı A..U.."ın davalılardan M... E..."den satın aldığı taşınmaza Hazine tarafından konulan haciz şerhinin terkini isteğiyle açtığı dava dosyaları birleştirilmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davacı Hazine"nin davasının kanıtlanamaması nedeniyle reddine, diğer davacının davasının ise talebinin idari işleme tahakkuk ettiğinden dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı davalılar Maliye Bakanlığı ile A... U...tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, hazine tarafından konulan haczin terkini amacı ile yapılan itirazın reddine karşı açılan davanın idari bir işleme karşı açılmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı A... U...’ın temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Davacı Maliye Banklığının temyiz itirazlarına gelince; Dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece davacı tarafından yeterli delil ibraz edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. İptal davasından maksat 6183 sayılı yasanın 27, 28, 29 ve 30.maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının butlanına hükmettirmektir. Mahkemece bu maddelerde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Özellikle 28.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi ile 29.maddedeki koşulların oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır. Keza aynı yasanın 30.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun amme alacağının bir kısmını veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak amacıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Bu nedenlerle mahkemece yukarda açıklandığı biçimde bir araştırma ve inceleme yapılıp kanun maddelerinde düzenlenen iptal şartlarının oluşup oluşmadığı yönünde toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır...")
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı-karşı davalı Maliye Bakanlığı vekili.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu"nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tasarrufun iptali; karşı dava ise tapu kaydındaki haciz şerhinin terkini istemine ilişkindir.
Davacı-Karşı davalı Hazine tarafından tasarrufun iptali istenmiş; davalı-karşı davacı gerçek kişi de karşı davası ile tapu kaydındaki haciz şerhinin terkini talebinde bulunmuştur.
Mahkemece; karşı dava yönünden, idari işlem olmakla dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı davalı-karşı davacının temyiz itirazları Özel Dairece reddedilmekle kesinleşmiştir.
Mahkeme, Hazine tarafından açılan asıl dava yönünden ise; davacı vekilinin delil olarak dosyaya müvekkili idarenin haciz şerhinden başka delil ibraz etmediği, davalılar arasında yapılan işleme dair muvazaa iddiasını destekleyecek net bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, davalı kayıt maliki tapu kaydının aleniyetine güvenerek taşınmazı satın aldığından TMK"nun 1023.maddesine göre iyi niyetli üçüncü şahıs olduğu, iyi niyetli üçüncü şahısların da yasalar önünde korunması gerektiği, gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairece, bu karara yönelik olarak Hazine vekilinin temyizi kabul edilerek; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı, mahkemece 6183 sayılı yasanın 27, 28, 29 ve 30.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, gerekçesiyle karar bu yönden bozulmuştur.
Mahkemece, önceki kararda direnildiğinden bahisle karar verilmiş; hükmü davacı hazine vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca, işin esası incelenmeden, öncelikle mahkemenin temyize konu kararının gerçek anlamda direnme olup olmadığı ve dolayısıyla kararın temyizen inceleme görevinin Hukuk Genel Kuruluna ait olup olmadığı hususu ön sorun olarak ele alınmıştır.
Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme, bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (HUMK.429 mad.).
Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir delile dayanarak ve/veya gerekçesini değiştirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
Somut olayda ise ; mahkemenin direnme olarak adlandırdığı kararda ilk kararda yer almayan , bozmada işaret olunan 6183 sayılı Kanun hükümleri irdelenmiş; ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı, davaya konu taşınmazın gerçek değerinin tespiti ve taraflar arasındaki akrabalık derecesi ile ilgili toplanan delillerin değerlendirilmesi yoluna gidilerek temyize konu hüküm kurulmuştur.
Bu haliyle temyize konu karar bozma kararından esinlenerek yeni değerlendirme ve tamamen yeni bir gerekçeye dayalı olarak verilmiş yeni bir hüküm niteliğinde olup; gerçek anlamda direnme kararının varlığından söz edilemez.
Yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının inceleme merci ise Hukuk Genel Kurulu değil; Özel Daire’dir.
Hal böyle olunca; dosyanın yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı Maliye Bakanlığı vekilinin yeni
hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 17.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 18.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.