Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2011/2-295
Karar No: 2011/359

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/2-295 Esas 2011/359 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Tapu iptal ve tescil davasıyla ilgili olarak Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından bozulan kararın yeniden yapılan yargılamasında, mahkeme önceki kararda direnmiştir. Davanın konusu, miras hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemidir. Davacı, üvey annesinin nüfusuna kayıtlı olduğu için mirasından pay alamadığını, ancak taşınmazda miras hissesi kadar hakkı bulunduğunu ileri sürerek miras payı oranında kaydın iptal edilerek adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ise hak düşürücü süre yönünden davanın reddedilmesini savunmuştur. Yerel mahkemece hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay tarafından ise zamanaşımı işlemeyeceği gerekçesiyle bozulmuştur. Dosyadaki bilgilere göre, çekişme konusu taşınmazın tashihi ve sicil kaydının davalı adına tescilinin kadastrodan önce, mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren yapıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesindeki on yıll
Hukuk Genel Kurulu         2011/2-295 E.  ,  2011/359 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 16/02/2010
    NUMARASI : 2009/351-2010/42

     Taraflar arasındaki “ tapu iptal ve tescil ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya 3.Asliye  Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.05.2005 gün ve 2004/262 E-2005/213  K sayılı kararın incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.02.2006 gün ve 2005/17145 E-2006/980 K. sayılı ilamı ile;
    (....Dava miras hakkına dayalı yolsuz tescile ilişkindir. Mirasçılar arasında zamanaşımı işlemez. Taraf delillerinin bu çerçevede toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir....)
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    TEMYİZ  EDEN  : Davacı vekili

      HUKUK GENEL KURULU KARARI
     
    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
     Dava, miras hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
    Davacı,  Ümmü Kök mirasçısı olduğunu, ancak üvey annesinin nüfusuna kayıtlı olması nedeniyle Ümmü’nün mirasından pay alamadığını, ....parsel sayılı taşınmazın da murisi Ümmü’den intikalen ve taksimle davalı adına kayıt ve tescil edildiğini, taşınmazda miras hissesi kadar hakkı bulunduğunu, miras payı gözetilmeden yapılan tespit ve tescil işleminin hatalı olduğunu ileri sürerek, miras payı oranında kaydın iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı vekili, davanın hak düşürücü süre yönünden reddini savunmuştur.
    Yerel mahkemece,  davacının kadastro tespitinden önce var olan hukuki duruma dayanarak dava açtığı, açılan dava tarihi itibarı ile de 3402 sayılı 12.maddesi gereğince hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından  temyizi üzerine  Yüksek Özel Dairece,  mirasçılar arasında zamanaşımının işlemeyeceği, taraf delillerinin bu çerçevede toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur.
    Davalının karar düzeltme isteği reddedilmiştir.
    Mahkemece ,önceki kararda direnilmiş; hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
    Uyuşmazlık; Davada 3402 sayılı Yasanın 12.maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
    Öncelikle somut olay özelliklerinin ortaya konulmasında yarar vardır:
    Dosya kapsamından;
    Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.06.2004 tarih ve 2003/1251 E.1115 K. sayılı mirasçılık belgesinden, 1315 doğumlu Ümmü Kök’ün 22.07.1947 tarihinde ölümü ile mirasçılarının davacı, davalı ve dava dışı kişiler olduğu;
    Antalya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin  03.04.2002 tarih 2002/964E-2003/521K sayılı ilamı ile de, davacı A...D..."in , E..D...ve ark. aleyhine 21.08.2002 tarihinde kayıt tashihi davası açtığı, mahkemece; Abdil Demir’in annesinin Ümmü Kök olduğunun tespitine, nüfustaki anne adının Ümmü olarak düzeltilmesine karar verildiği ve 12.06.2003 de kesinleştiği;
    Çekişme konusu ....parsel sayılı taşınmazın ..... tarla vasfı ile davalı adına tashih ile 12.04.2000 tarihinde sicil kaydının oluştuğu, tapulama  tutanağının ise, senetsizden, davalı adına vergi kaydına dayanarak, zilyetlik, intikal ve taksim durumları gözetilerek 14.06.1985 de tespit edilip, 21.12.1991 tarihinde kesinleştiği;
    Anlaşılmaktadır.
    Uyuşmazlığın çözümünde temel teşkil eden 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun  “Kadastro Tutanaklarının Kesinleşmesi ve Hak Düşürücü Süre” başlıklı 12.maddesinin (3) üçüncü fıkrasında; ”...Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.(Ek cümle: 25/02/2009-5841 S.K./2.mad) Bu hüküm, ( Anayasa Mah.12.5.2011 Tarih ve 2009/31 E. 2011/27 (Yürürlüğü Durdurma) s.k.)* yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
    Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, kadastro tespit tutanağında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez ve dava açılamaz.
    Hemen belirtmek gerekir ki; muris muvazaası, sahtecilik, vekaletin kötüye kullanılması iddiasına dayalı davaların, herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceği tartışmasız olmasına rağmen, bu haller kadastro tespitinden önce ise ve 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise buna ilişkin itiraz ve davalar dahi dinlenemez.
    Şu hale göre, mahkemenin eldeki davada da 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesinin uygulama yeri olduğuna, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığına ilişkin direnme kararı usul ve yasaya uygundur.
    O halde, direnme kararının onanması gerekir.  
            SONUÇ:Davacı vekilinin  temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle  ONANMASINA, gerkli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına  25.05.2011 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

     

     

     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi