14. Hukuk Dairesi 2016/18996 E. , 2017/649 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davası sonucunda mahkemece verilen hükmün Dairemizce bozulması üzerine, yerel mahkemece verilen direnme kararına ilişkin dava dosyası, 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunla 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununa eklenen Geçici 4. maddenin ikinci fıkrası uyarınca Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
_ K A R A R _
Dairemizin 9.7.2013 gün ve 6711 E.10378 K. sayılı Kararı ile yerel mahkemenin 22.3.2013 tarihli ve 105-322 sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmiş ve mahkeme 19.11.2013 tarihli ve 889-1245 sayılı Kararıyla ilk hükmünde direnmiştir.
Direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar dava dilekçesinde, ... 12. SHM" nin 27/12/2007 tarih 2006/511 Esas 2007/1358 Karar sayılı hükmünün, davanın ölü kişiye karşı açılarak ve usulsüz tebligat ile sonuçlandırıldığı, halen ... 2. SHM" nin 2012/29 Esas sayılı satış dosyası ile satış işlemlerine devam edildiğini ileri sürerek; ... 12. SHM" nin 27/12/2007 tarih, 2006/511 Esas 2007/1358 Karar sayılı hükmünün yok sayılması, aksi halde HMK" nın 375/c ve 380. Maddeleri gereğince yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, davacıların yargılamanın yenilenmesi istemlerinin ... 12. SHM" nin 2006/511 Esas, 2007/1358 sayılı Kararının maddi hukuk yönünden kesinleşmemesi nedeniyle koşulları oluşmadığından reddine; mahkeme kararının yok hükmünde sayılması istemi yönünden ise mahkememizce verilen karar ile dosyadan el çekilmiş olmakla resen işlem yapılamayacağından davacıların dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabul edilip edilmeyeceği değerlendirmesi Yargıtay"a ait olmak üzere dosyanın temyiz edildiği takdirde ilgili Dairece değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin ilk hükmünü davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 9.7.2013 tarihli ve 6711-10378 sayılı bozma ilamında, yargılamanın iadesi istenen karar 12. Sulh Hukuk Mahkemesince verildiğinden dava dosyasının ilgili mahkemeye gönderilmesi gerektiğinden söz edilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece, ilgili mahkeme Hakim Savcılar Yüksek Kurulunun Kararı ile kapatıldığından, 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin dosyaları mahkemeye devredilmiş olduğundan direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiş ise de 24/11/2016 tarihinde kabul edilen 6763 tarihli Kanunla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununa eklenen Geçici 4. maddenin ikinci fıkrası uyarınca, direnme kararı incelenmek üzere Dairemize gönderilmiştir.
Direnme kararının Dairemizce incelenmesi üzerine, her ne kadar 9.7.2013 tarihli bozma kararımızda, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesi gerektiğinden söz edilerek mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiş ise de bu kez yapılan incelemede ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin kapatıldığı ve dosyanın 2. Sulh Hukuk Mahkemesine devredildiği ve açıklanan bu sebeplerle bozma kararımızın yanılgılı değerlendirmelere dayandığı ve mahkemenin direnme kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkeme kararında da belirtildiği gibi yargılamanın iadesi istenen ortaklığın giderilmesi davasında usulüne uygun taraf teşkili sağlanamadığından maddi hukuk yönünden kesinleşmiş bir karar bulunmadığı sonucuna varılmış, istemin yargılamanın iadesi olarak değil, temyiz dilekçesi olarak kabulü ile işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. 6100 sayılı HMK’nun 50.maddesinde medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların, davada taraf ehliyetine de sahip olacağı hüküm altına alınmıştır. Yasa hükmünde belirtildiği üzere taraf ehliyeti, medeni hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Maddede gerçek ve tüzel kişi ayırımı yapılmaksızın, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların davada taraf ehliyetine de sahip olacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun “Tarafta iradî değişiklik” başlıklı 124. maddesi gereğince; Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.
Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişi taraf ehliyetini yitireceğinden aleyhine dava açılamaz ise de; yukarıda belirtildiği üzere maddi hatadan dolayı muhatabın yanlış gösterilmesi, davacının tüm özeni göstermesine rağmen dava açacağı kişiyi doğru tespit edememesi, kısa süre önce kendisiyle işlem yapılmış ya da sadece vekiliyle muhatap olunmuş bir işlemden sonra muhatabın ölmesi durumlarında yanlış taraf gösterilmesi dürüstlük kuralına aykırı değilse ortaya çıkan dava ilişkisi sebebiyle daha üstün bir yarar dikkate alınarak yargılamaya gerçek tarafla devam edilmelidir.
Bu durumda mahkemece, ölen kişinin mirasçılık belgesi ile belirlenen tüm mirasçılarına dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle davanın esasına girilmesi gerekir.
Somut olayda; ... tarafından ... ve ...’e karşı 2.11.2006 tarihli dilekçe ile ortaklığın giderilmesi davası açılmış, dava dilekçesi ve karar davalı ...’e Tebligat Kanunu 35.maddesine göre tebliğ edilmiş ve karar kesinleştirilerek taşınmazın satışı istenmiştir. Satış dosyasında davalı ... mirasçıları murisleri ... in davadan önce vefat ettiğini, ölü şahsa karşı dava açılamayacağını ileri sürerek itiraz etmişlerdir. Gerçekten davalı ... (...) ..."in 30.4.2001 tarihinde davadan önce öldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, ölen kişinin mirasçılık belgesi ile belirlenen tüm mirasçılarına dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra savunma ve delillerinin toplanması, daha sonra işin esasına yönelik bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararının BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.