14. Hukuk Dairesi 2016/19007 E. , 2017/652 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki mera komisyonu kararının iptali davası sonucunda mahkemece verilen hükmün Dairemizce bozulması üzerine, yerel mahkemece verilen direnme kararına ilişkin dava dosyası, 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunla 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununa eklenen Geçici 4. maddenin ikinci fıkrası uyarınca Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dairemizin 29.03.2012 gün ve 3469 Esas-4614 sayılı Kararı ile yerel mahkemenin 07.09.2011 tarihli ve 3469-4614 sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmiş ve mahkeme 20.06.2012 tarihli ve 109-149 sayılı Kararıyla ilk hükmünde direnmiştir.
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, Balya İlçesi Hacıhüseyin Köyü 167 ada 74 ve 166 ada 8 parsel sayılı taşınmazların hazine adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmazların Balıkesir İl Mera komisyonu çalışmalarında 13.11.2009 günlü ve 590 sayılı kararla mera olarak tespit edildiğini, ancak lehine tespit yapılan Hacıhüseyin Köyü Tüzel Kişiliğinin bu taşınmazları ekonomik gelir sağlanması için kendilerine tahsisini istedikleri, bu nedenle mera tahsis kararının iptalini istemiştir.
Davalı ... temsilcisi çekişme konusu taşınmazların köye gelir sağlanması için köy tüzel kişiliğine tahsisini istediklerini bildirmiş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, mera tahsis kararının iptalini gerektirecek bir nedenin bulunmaması gerekçesi ile köye karşı açılan davanın esasdan reddine, mera il komisyonuna karşı açılan davanın ise husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin ilk hükmünü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 29.03.2012 tarihli ve 3469-4614 sayılı bozma ilamında, "……. il mera komisyonundan dava konusu parsellerin mera kaynakları arasına alınması için Maliye Hazinesinden izin alıp almadığı ...." hususunda araştırma yapmak üzere karar bozulmuştur.
Mahkemece (20.06.2012 tarihli ve 2012/109-149 sayılı K) direnme kararı verildiği, direnme kararının hüküm fıkrasının ilk hükümle aynı olmasına karşılık, bozma ilamından sonra Balya Belediye Başkanlığının 04.06.2012 ve Mera Komisyon Başkanlığının 27.04.2012 tarihli cevabi yazılarıyla yeni delillere dayanıldığı, bu delillerin önceki temyiz incelemesi kapsamı dışında kalması nedeniyle sonraki mahkeme hükmünün direnme niteliği taşımadığı, aksine yeni bir hüküm olduğu değerlendirilerek, Dairemizce dosyanın temyizen incelenmesine karar verilerek, hükmün temyiz incelemesine geçildi.
Dava mera komisyon kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemenin ret kararı her nekadar dava konusu Hazineye ait ham toprak vasıflı taşınmazların mera tahsisi yapılmadan önce Hazineden izin alınıp alınmadığı husunda araştırma yapılmak üzere eksik incelemeden bozulmuş ise de dosyaya bozma kararından sonra getirtilen kayıtlardan taşınmazların mücavir alan dışında kaldığı, izne tabi olmadığı anlaşılmıştır.
Diğer taraftan mera tahsis kararının iptali davasında pasif dava ehliyeti, lehine tahsis yapılan köy veya Belediye tüzel kişiliğine ait olduğundan Mera Komisyon Başkanlığına karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddedilmesi de yerinde görülmüştür.
Ancak, karar verildikten sonra yürürlüğe giren On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 sayılı Kanun nedeniyle hükmün bu kez aşağıda yazılı nedenlerle bozulması gerekmiştir. Şöyle ki;
6100 sayılı HMK’nın 50. maddesinde medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın davada taraf ehliyetine de sahip olacağı, 51. maddesinde dava ehliyetinin medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, 114/d maddesinde ise taraf ve dava ehliyetinin dava şartlarından olduğu ve 115. madde uyarınca da mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı belirtilmektedir.
4721 sayılı TMK’nın 47, 48, 49 ve 50. maddelerinde de tüzel kişiliğin kazanılması, hak ehliyeti ile fiil ehliyeti ve bunun kullanılmasına ilişkin hükümler yer almaktadır.
442 sayılı Köy Kanununun 37/7 maddesi uyarınca da köy tüzel kişiliği adına dava açmak ve açılan davayı takip yetkisi köy muhtarına aittir. Köy muhtarının hukuki bir engelinin çıkması durumunda bu yetki aynı Kanunun 33/b maddesine göre köy derneğinin seçeceği temsilciye tanınmıştır.
Ancak, On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince;
1-Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.
2-Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun Büyükşehir Belediyelerinin sınırları il mülki sınırlarıdır.
3-Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır.
Aynı Kanunun Geçici 1. maddesinin 13. fıkrasında; “1. maddeye göre tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe belediyesi taraf olur” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm Kanunun “Yürürlük” başlıklı 36. maddesi uyarınca ilk mahalli idareler genel seçiminin yapıldığı 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Somut olaya gelince; Davalı köyün 6360 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince tüzel kişiliği kaldırılarak mahalle olarak Balya ilçesinin belediyesine katılması nedeniyle görülmekte olan davada taraf sıfatı kalmadığından ve katıldığı ilçe belediyesi taraf olacağından 6360 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin 13. fıkrası gereğince işlem yapılması için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.