1. Hukuk Dairesi 2018/399 E. , 2018/10741 K.
"İçtihat Metni".....
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece gizli pay yönünden açılan davanın reddine, diğer talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak verilen karar bir kısım taraf vekillerince yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.05.2018 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile diğer temyiz eden davalılar vekili .... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası kukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, 9444 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 8 nolu bağımsız bölümün üçüncü kişi adına kayıtlı iken satış bedelinin mirasbırakan Sait Teniş tarafından ödenerek 1/2’şer paylı olarak mirasbırakan ve davalı ... adına tescil edildiğini, daha sonra mirasbırakanın adına kayıtlı 1/2 payın intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini davalı ..."e satış suretiyle temlik ettiğini, işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
./..
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; “...Somut olayda taraf delilleri ve yukarıda açıklanan ilkeler bir arada değerlendirildiğinde davalıya yapılan temlikin muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davacılar vekilinin 26.10.2011 tarihli oturumdaki beyanı da dikkate alınarak taşınmazın ½ payı bakımından iptal ve tescil isteğinin kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde taşınmazın tümü üzerinden davanın kabulü doğru olmadığı gibi, davadaki istek terekeye iade olup, mirasçı ...... bu istek nedeniyle davada taraf gösterildiğinden yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken diğer davalıyla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuş olması da isabetli değildir. Kabule göre de; tapu iptal edilerek miras bırakan Sait"in mirasçıları adına payları oranında tescile karar verilmesi gerekirken, infaz sırasında kuşkuya yol açacak şekilde terekeye iade şeklinde hüküm tesisi doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar bu kez Dairece; “...Ne var ki; mahkemece gizli bağış niteliğindeki işlem yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. O halde, gizli bağış niteliğindeki 1/2 pay yönünden bu tür kazandırmalarda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı gibi tenkis de istenmediğinden bu pay yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, gizli pay yönünden açılan davanın reddine, diğer talepler bakımından karar kesinleşmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 27.11.1985 tarihinde çekişme konusu 8 nolu bağımsız bölümün üçüncü kişi adına kayıtlı iken 1/2 şer paylı olarak mirasbırakan ile davalı ..."in satın alarak adlarına sicil kaydının oluştuğu, 14.12.1989 tarihinde ise mirasbırakan adına kayıtlı 1/2 payın intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini davalı ..."e satış suretiyle temlik ettiği ve Kemal"in tam malik olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi “...a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini .c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmüne havidir. Bu düzenleme, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni, barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
../...
Ayrıca, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.05.2014 tarih, 2013/9-1989 Esas, 2014/657 Karar sayılı ilamında “...Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonrada mahkemece HMK’nun 297. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır...” şeklinde olup, HGK 19.04.2017 tarih 2017/12-705 Esas, 2017/832 Karar sayılı ilamında da tekrarlandığı gibi, bozmaya uyularak verilecek yeni hükmünde bozma konusu olmayan yönlerinde yer alması gerektiği açıktır.
Yukarıda açıklanan düzenlemeler karşısında, bozma ilamına konu olmayan kısımlar bakımından hüküm kurulmadan, sadece bozma ilamında değinilen yönlerden hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, “gizli pay yönünden açılan davanın reddine” denilmek suretiyle hangi pay bakımından davanın reddedildiğinin açıkça belirtilmemesi ve yargılama giderleri bakımından da herhangi bir hüküm kurulmadan sonuca gidilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde HMK"nın 297/2. maddesi uyarınca infaza elverişli biçimde hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazlı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Tarafların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraf vekilleri için 1.630.00."ar-TL. duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.