Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2011/8-47
Karar No: 2011/538
Karar Tarihi: 21.09.2011

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/8-47 Esas 2011/538 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2011/8-47 E.  ,  2011/538 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ         : Yargıtay 8.Hukuk Dairesi (İlk Derece)
    TARİHİ         : 15/06/2010
    NUMARASI         : 2009/1-2010/2

     Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 8. Hukuk Dairesince;
    “Davacı M...A..A... vekili dava dilekçesinde; 1968 yılında Kayapınar Köyünde kadastro çalışmaları yapıldığını, vekil edeninin kullandığı 40.289 m2 lik alanın kısmen taşlık olması nedeniyle kadastro harici bırakıldığını, parsel numarası verilmediğini, sözü edilen taşınmazın güneyinde davalılar N... D... ve arkadaşları adına 79.125 m2 olarak tespit edilen 132 sayılı parsel bulunduğunu, tapulama tutanağının 7.5.1970 tarihinde kesinleştiğini, 1998 yılında 132 sayılı parsel malikleriyle Kadastro Müdürlüğünde bulunan memurlar arasında yapılan anlaşma üzerine kanun dışı işlemler yapıldığını, resmi evrakta tahrifat oluşturduklarını, davalılar ile Kadastro Müdürlüğünde çalışan görevlilerin, 1998 yılında Kadastro Kanununun 41. maddesini esas alarak resmi evraklarda silinti ve kazıntılar yaptıklarını, kurşun kalemle yazılmış olan planametre karnelerindeki 132 nolu parsele ait rakamlar değiştirilerek yüzölçümünü 79.125 m2 den 119.000 m2 ye çıkarttıklarını, astrolon paftada ise, 132 sayılı parselin kuzey sınırında olan vekil edenine ait sınır çizgisini haritada sildiklerini, böylece vekil edenine ait 40.289 m2 ilk alanı 132 nolu parselin içine kattıklarını, bu nedenle bu konuda dava açtıklarını, planametre karnesi ile astrolon paftanın mahkemece emanete alındığını, kasaya konulduğunu, adli tıp uzmanı ile incelemenin yapılması ve fotoğraflarının çekilmesi için mahkemeye başvurduklarını, ancak mahkeme hakimi tarafından engellenildiğini, fotoğraflarının çektirilmesine izin verilmediğini, sözü edilen belgelerin resminin çekilmesi için bir yasa maddesinin olmadığını, bu nedenle isteklerinin reddine karar verildiğini, dosyaya ait sözü edilen belgelerin resimlerinin çekilmesini de engelleyen bir yasa hükmünün olmadığını, Ankara’dan uzman bilirkişi M... T..... getirdiklerini, hakim tarafından belirtilen belgelerin incelenmesine ve resimlerinin çektirilmesine izin verilmediğini, işlerinin yapılmasını engellediğini, böylece hakim tarafından Anayasa’nın 2, 11, 36, 129/1, 138/1 maddeleri ile HUMK. nun 74, 75, 77, 276/1, 573/2, Avukatlık Kanununun 2 ve 46. maddelerinin ihlal edildiğini, vekil edenini bu şekilde zarara uğrattığını açıklayarak duruşma hakimi V.... F...’nun görevi savsaklama ve kötüye kullanması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2000 TL tazminatın davalıdan tahsiline ve vekil edenine verilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Davalı V...F..2.10.2009 havale tarihli cevap dilekçesinde sözü edilen olayla ilgili olarak dava açıldığını, derdest bulunduğunu, iddia edildiği şekilde görevini kötüye kullanmadığını, ihmal de etmediğini, yargılaması devam eden bir davada davacı tarafın emanetteki belgeleri dijital fotoğraf makinesiyle resimlerini çekmemesi nedeniyle bir zararının oluştuğunun düşünülemeyeceğini, bilirkişi raporuna her zaman itiraz edilebileceğini, gerekirse Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınmasının imkan dahilinde bulunduğunu, sözü edilen Anayasa ve Kanun maddeleriyle HUMK. nun 573. maddesini ihlal etmediğini, dava dilekçesinde belirtilen hususların esasla birlikte her zaman temyiz edebilme olanağının olduğunu açıklayarak yersiz ve haksız açılan davanın reddiyle 1000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Dava, HUMK. nun 573 ve 576. maddelerinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
    Dava dilekçesiyle cevap ve karşı dava dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde kadastro paftası, planametre karnesi ve astrolon paftası üzerinde bir takım silintilerin yapıldığı, 132 sayılı parsel yararına bir durumun meydana getirildiği, buna dayalı olarak M.A.. vekilleri tarafından Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davasının açıldığı, sözü edilen dosyaya ait fotokopiler mahkemesinden istenerek getirtilip dosya arasına konulduğu, davanın derdest olduğu, duruşmanın 25.02.2010 tarihine bırakıldığı saptanmıştır. Mahkeme emanetine alınan ve esas davayı ilgilendiren belgelerin dijital fotoğraflarının çektirilmesi konusunda gerçekten yasalarda bir hüküm bulunmamaktadır. Gerek duyulduğu ve istenildiği taktirde bu belgelerin mahkemece keşifte kullanılması ve keşifte görevlendirilecek uzman bilirkişilerin bilgilerine sunulması her zaman mümkündür. Uzman bilirkişilerden alınacak raporlara gerçek bulunana kadar itiraz edilmesi de mümkündür. Raporlara ve olaylara ilişkin itirazların reddedilmesi halinde ise, bu tür ara kararlarının her zaman esasla birlikte temyizi mümkün bulunmaktadır. Davalı- karşı davacı duruşma hakimi V. F..’nun HUMK. nun 573. maddesinde açıklandığı biçimde ve zarar verici bir davranışta bulunmadığı dosya kapsamıyla sabittir.
    Hakimlerin, hakimlik görevini yaparken yargısal faaliyetleri nedeniyle vermiş oldukları zarar için HUMK. nun 573. maddesinde sayılan durumlarda, 573 ve 576. maddelerindeki hükümlere göre tazminat davası açılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Eldeki dava HUMK. nun 573 ve onun devamı maddelerine dayandırılmıştır. Böyle bir dava için hakimin kasıtla hareket etmiş olması ve verdiği kararın kanuna ve adalete aykırı bulunması gerekir. HUMK. nun 573/1 ve 573/2. maddelerine göre ise, açık ve kesin olan kanun hükmüne aykırı bir karar sorumluluğu doğurur. Açılan dava henüz derdest bulunmaktadır. Davalı karşı davacı hakim V..’ın hakimlik görevini savsakladığı ya da kötüye kullandığı konusunda hiçbir delil elde edilememiştir. Kasıtlı davranışı da kanıtlanamamıştır. Bu yönde herhangi bir delil de elde edilememiştir. Davacı- karşı davalı tarafından ileri sürdüğü iddiaların hiç biri kanıtlanamadığı gibi HUMK. nun 573. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine de uymamaktadır. Yani HUMK. nun 573. maddesinde öngörülen olayların unsurları gerçekleşmemiştir. Bu nedenle davacı - karşı davalı Mehmet Ali Ava vekili tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
    Asıl dava reddedildiğine göre, davalı-karşı davacı yararına HUMK. nun 576. maddesi uyarınca (davalı istemese dahi) manevi tazminat taktiri gerektiği sonucuna varılmıştır. Kanun koyucu hakim aleyhine dava açılmasıyla işin mahiyeti gereği karşı tarafın tazminat isteğinin bulunduğu varsayım olarak kabul etmiştir. Bu bağlamda davacının davalı V..’la ilgili ithamı ve taraflarla ilgili diğer olgular gözetildiğinde HUMK. nun 576/2. maddesi uyarınca davalı- karşı davacı V...F.... yararına 500 TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasıyla davacı - karşı davalıdan tahsiline karar verilmesi uygun görülmüştür.
    HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
    1- HUMK. nun 573. maddesindeki koşullar oluşmadığından davacı- karşı davalı M. A..’nın davasının reddine,
    2- HUMK. nun 576/1 -2. maddesi gereğince davalı karşı davacı V.... yararına taktir edilen 500 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı- karşı davalı M.... A.. A...’ dan alınarak davalı V....’a verilmesine,
    3- Davalı-karşı davacı Vildan’ın fazlaya ilişkin isteğinin reddine,
    4- HUMK. nun 576/2. maddesi uyarınca taktiren 650 TL idari para cezasının davacıdan alınmasına, Hazineye gelir kaydına…”
    Dair oybirliği ile verilen 15.06.2010 gün ve 2009/1 E-2010/2 K. sayılı kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine kararın süresinde temyiz edildiğinin anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü:

              HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, hâkimlerin hukuki sorumluluğunu düzenleyen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573 ve devamı maddelerinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
    Davacı tarafça davalı Hakim aleyhine 27.05.2009 tarihinde tazminat istemiyle açılan davada, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nce ilk derece mahkemesi sıfatıyla, “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesinde sayılan sorumluluk koşullarının oluşmadığı” gerekçesiyle “davanın reddine” dair verilen 15.06.2010 tarihli karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
    Hükmün verilmesinden sonra, 14 Şubat 2011 tarihinde yürürlüğe giren 09 Şubat 2011 tarih ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet ve kararları nedeniyle açılacak tazminat davalarında uygulanacak esas ve usule ilişkin yeni düzenlemeler yapılmıştır.   
    09 Şubat 2011 tarih ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12. maddesiyle, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununa 93 üncü maddeden sonra gelmek üzere eklenen 93/A maddesinde:
     “Hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle:
    a) Ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir.
    b) Kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hâkim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamaz.”
    hükmü öngörülmüştür.
    Yine, 6110 sayılı Kanunun 14/1-a maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi;
    “Hâkimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı… Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir…” şeklinde değiştirilmiştir.
    6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici Madde 2/2 de ise;
    “Hâkimler ve Savcılar Kanununa bu Kanunla eklenen 93/A maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bu Kanunla değiştirilen 573. maddesi hükümleri bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihte;
    a) Görülmekte olan davalar,
    b) Kesinleşmemiş hükümler,
    c) Miktar veya değeri itibarıyla temyiz veya karar düzeltme yoluna gidilemediği için kesinleşen hükümler,
    bakımından da uygulanır ve davaya Devlet aleyhine devam olunur.”
    Düzenlemesine yer verilmiştir.
    Bu açık hükümlerden anlaşıldığı üzere; hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet ve kararları nedeniyle ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği; kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hâkim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamayacağı her türlü kuşku ve duraksamadan uzaktır.
    Yukarıda açıklanan yeni yasal düzenlemeler karşısında; somut olayda, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri gereğince davaya, davalı hakim aleyhine devam edilmesi imkanı kalmamıştır. Bu düzenlemeye göre yasal hasım devlet olup; hakimin ise ancak zorunlu ihbar olunan sıfatıyla davada yer alması olanaklıdır.
    Hal böyle olunca; ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nce yapılacak iş, yeni yasal düzenleme doğrultusunda davaya Devlet aleyhine devam edilmesine imkan tanınmasının sağlanması ve Hazine’nin davaya dahil edilmesi için davacı tarafa süre verilip, halen davalı konumunda olan hakimin ise zorunlu ihbar olunan sıfatını taşıdığı da gözetilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır. 
    Açıklanan nedenlerle; Özel Dairenin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 15.06.2010 tarihli kararının bozulması gerekir.
    S O N U Ç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının  kabulü ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 15.06.2010 tarihli kararın, yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 21.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi