22. Hukuk Dairesi 2015/23036 E. , 2018/3977 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı-birleşen dosyanın davacısı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20/02/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı-birleşen dosyanın davacısı adına vekili Avukat ... ile karşı taraf adına vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı-birleşen davanın davalısı ... vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiş; işverence açılan birleşen davanın ise reddini savunmuştur.
Davalı-birleşen davanın davacısı ... vekili, işçi tarafından açılan davanın reddini savunmuş; birleşen davasında ise işçiye hizmeti esnasında çeşitli iş ve işlemler için verilen avanslardan işçinin uhdesinde kalan miktar olan 5.010,00 TL’nin müvekkili işveren lehine hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne; birleşen dava yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı-birleşen davanın davacısı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı-birleşen davanın davacısı ...’nun aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, davacı işçi tanığı ...’ün beyanına itibar edilerek ve ayrıca dava dilekçesinde belirtili çalışma düzenine ilişkin açıklamalar ile de bağlı kalınarak, davacı işçinin haftanın yedi günü 09:00-22:00 saatleri arasında (birbuçuk saat ara dinlenme ile), tüm hafta tatili günlerinde ve dini bayramlar dışındaki ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı esas alınmış; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bu doğrultuda hesaplanmıştır.
Davacı işçinin, davalıya ait işyerinde basın müşaviri olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı işçi tanığı ..., kendisinin tıbbi ilaç üreten bir firmanın sahibi olduğunu, aynı zamanda davalı federasyonun yönetim kurulunda bir süre görev yaptığını ifade etmiştir. Tanığın, salt davalı işverenliğin yönetim kurulunda bir süre görev yapmış olması sebebiyle, işçinin günlük mesaisinin tamamına ilişkin görgüye dayalı bilgisi olduğunu beyan etmesi hayatın olağan akışına uygun olmayıp, beyanları denetlenebilir değildir. Diğer davacı işçi tanığı ... ise, davacı işçinin görevi gereği belli bir mesai saatinin olmadığını, haftada beş gün çalışıp, iki gün tatil yaptığını, cumartesi ve pazar günlerinde il dışı görev olması halinde harcırah ödendiğini, dini bayramlarda iki gün haricindeki ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ifade etmiştir. Davalı işveren tanığı ..., davacının federasyon başkanının müşaviri olması sebebiyle başkanla birlikte çalıştığını, davacının haftada kaç gün çalıştığını, cumartesi ve pazar günlerinin kaçında çalıştığını bilmediğini, yarışmaların olduğu günlerde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığını ifade etmiştir. Diğer davalı tanığı ... ise, davacının normal mesai saatleri arasında çalıştığını bildiğini, davalı federasyonda haftanın beş günü 09:00-18:00 arasında çalışıldığını, basın ile ilgili iş olduğunda bazen 08:00’de işe gelmiş olabileceğini, bazen 24:00’e kadar çalışılmış olabileceğini, ancak ofis dışı çalışmalarını bilmediğini ifade etmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında varılan neticede, davacı işçinin belli bir mesai düzenine tabi olmadan basin müşaviri olarak çalıştığı, dosya kapsamındaki delil durumunun haftalık kırkbeş saati aşan çalışmaların varlığına kanaat edinmeye yeterli ve elverişli olmadığı dikkate alındığında, fazla çalışma ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bakımından ise, davacı işçinin yarışmaların olduğu günlerde çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu halde, davalı federasyondan, davacı işçinin çalışma dönemi içerisinde gerçekleşen yarışmaların tarihleri sorulmalı ve neticeye göre hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına yönelik talepler yeniden değerlendirilmelidir.
3-Hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporunda “brüt 2.607,44 TL” tutarında hesaplanmış yıllık izin ücreti alacağının “net 2.607,44 TL” şeklinde hüküm altına alınması yerinde değildir.
4-Mahkemece, gerekçeli karar başlığında, taraflar “Davacı (karşı davalı) ...” ve “Davalı ( karşı davacı) ...” şeklinde gösterilmiştir. Birleşen dava ile ilgili kurulan hüküm sonucunda ise, iade edilecek harç ve yükletilecek yargılama giderleri bakımından “Davacı (karşı davalı)” ile “Davalı (karşı davacı)” ifadelerinin birbirine karıştırıldığı ve dolayısıyla infazda tereddüt oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Esasen eldeki dosyada, karşı dava değil, birleşen dava söz konusudur. Anılan sebeple, birleşen davanın hüküm sonucundaki bahsi geçen tereddütlü durum giderilmelidir.
Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davalı-birleşen davanın davacısı ... yararına takdir edilen 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.