21. Hukuk Dairesi 2015/16138 E. , 2016/2074 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16/02/2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile karşı taraf vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava nitelikçe yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu anonim şirketin 2006 yılı 4-12 aylar ile 2007 yılı 8,9 aylara ait prim borçları ve gecikme zammı nedeniyle gönderilen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının kurum alacağına konu dönemde, borçlu anonim şirkette yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğundan, üst düzey yönetici olan davacının şirketin borçlarından müteselsilen sorumlu olduğundan bahisle davasının reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dışı şirketin prim borçları ile davacının takibe konu dönemde anılan şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı üyesi olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak davacının anonim şirketin prim borçlarından sorumlu olup olmayacağına ilişkindir.
Ödeme emirlerinin konusu olan prim alacaklarının doğum tarihleri dikkate alındığında prim alacağının 5510 sayılı yasanın yürürlüğünden önce ve sonra doğmuş bulunmasına göre davacının durumunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Dava konusu ödeme emrine konu prim alacağı 5510 sayıl yasanın yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden öncesine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını ise 506 sayılı yasanın 80/12 maddesi oluşturur. Anılan düzenlemeye göre, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” Üst düzey yöneticinin prim borcundan sorumlu olması için, prim borcunun doğduğu dönemde tahakkuk ve tediye konularında yetkili olması, buna karşın haklı neden olmaksızın bu yükümlülükleri yerine getirmemesi gerekir. Üst düzey yöneticiliğinden amaç şirketin mali ve ekonomik konularda tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip ve bu konuda özel biçimde kendisine yetki ve
- görev verilen kişilerdir. Bir AŞ."de üst düzey yöneticiden söz edebilmek için yönetim kurulu başkanı, başkan vekili veya şirket kuruluşunda açıkça şirketi temsile ve imza yetkisi verilen yönetim kurulu üyesi olmak gerekir. Ayrıca şirketin tüm işlerini yönetmek üzere görevli genel müdür veya mali işlemlerden sorumlu muhasebecisi olması durumunda bu kişiler dahi şirketin mali işlerinde yetkili ve görevli olmaları nedeniyle üst düzey yöneticisi kabul edilebilirler. Bunun dışında şirkete mali yük getirebilecek veya şirketin mali konularında işlem yapmaya yetkili bulunmayan kişiler 506 sayılı kanunun 80.maddesinde öngörülen biçimde üst düzey yetkilisi kabul edilemez ve bu kişilerin işveren şirket ile birlikte doğrudan müteselsil (zincirleme) sorumluluğundan söz edilemez.
Somut olayda her ne kadar davacının borçlu şirkette yönetim kurulu başkan yardımcısı konumunda olduğu anlaşılmakta ise de, yalnız başına unvan, şirket borçlarından müteselsilen sorumlu kabul edilmesi için yeterli değildir. Davacının yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak 02.06.2005 tarihli olağan genel kurulda atandığı ancak anılan genel kurulda şirketin münferit imzası ile yönetim kurulu başkanı tarafından temsil ve ilzam edileceğinin hükme bağlandığı dosya içerisindeki ticaret sicil gazetesi örneğinden anlaşılmaktadır. Davacının bu tarihten sonra ve ödeme emrine konu borcun doğduğu dönemde borçlu anonim şirkette temsil ve ilzama yetkili olduğuna ilişkin bilgi ve belge mevcut değildir. Hal böyle olunca yönetim kurulu başkan vekili olan davacının, borca konu dönemde şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığına ilişkin ticaret sicil gazetelerinin mevcudiyeti karşısında, Kurum tarafından aksi kanıtlanmadığı halde yalnızca yönetim kurulu başkan yardımcılığı ünvanı nedeniyle davacının şirketin borçlarından müteselsilen sorumlu olacağının kabulü ile sonuca gidilmesi isabetli değildir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 1.350.00.TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.