22. Hukuk Dairesi 2017/11152 E. , 2018/4786 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
AVUKAT ...
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ile davalı tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı, 22.05.2007 tarihinden iş akdinin haksız feshedildiği 14.01.2014 tarihine kadar davalı işyerinde bekçi olarak çalıştığını, çalışma süresi içerisinde strafor fabrikası devredilmiş olsa da aynı işyerinde çalışmaya devam ettiğini beyanla, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre; davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesi uyarınca işyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Dolayısıyla işyeri devri, iş sözleşmesini sona erdiren bir neden değildir. Ayrıca devir halinde devredilen işyerinde çalışmasını sürdüren işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafında bir değişiklik meydana gelmektedir. Burada belirtilmesi gereken işveren tarafında meydana gelen bu değişiklik yanında iş sözleşmesinden doğan hak ve borçların yeni işverene (devralan işverene) geçmesinin kanun hükmü gereği kendiliğinden gerçekleşmesidir. Bir başka deyişle devredilen işyeri veya işyeri bölümünde çalışmakta olan işçinin, iş sözleşmesinin devralınan işverene geçmesi için işçinin bu yönde bir irade açıklamasına gerek bulunmamaktadır. Ancak kendiliğinden işveren tarafın değişmesi ve iş sözleşmesinden doğan hak ve borçların devralan işverene geçmesi için gerekli olan ön koşul devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmesinin varlığıdır. Eş deyişle devredilen işyeri veya işyeri bölümünde daha önce çalışmış olan ancak devir tarihinde iş sözleşmesi sona ermiş bulunan işçilerin iş sözleşmeleri devralan işverenle devam etmeyecektir.
Hal böyle olunca işyeri devrinden önce iş sözleşmesinin sona ermiş olması durumunda işyerini veya bir bölümünü sona erme tarihinden sonra devralan işverenin, devreden işveren döneminde doğan işçilik alacaklarından sorumlu tutulması mümkün olmayacaktır. 4857 sayılı İş Kanununun 6/1. fıkrasında, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçeceği belirtildiğinden devir tarihinden önce sona ermiş olan yani devir tarihinde mevcut bulunmayan iş sözleşmelerinden devralan işverenin sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı işçi devredilen strafor fabrikası işyerinde 22.05.2007 tarihinden beri çalıştığını iddia etmiş, halen işyerinde çalışmakta olan davacı tanıkları da 2008 yılında işyerinde çalışmaya başladıklarında davacının kendilerinden önce orada bekçi olarak çalıştığını beyan etmişlerdir.
Mahkemece davacının çalışma süresi içindeki işverenlere ait vergi ve ticaret sicil kayıtları ile tanıklara ait Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları getirtilmemiş, devir olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuştur.
Fesih tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 179. maddesinde, "Bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimse, bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerde ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı mamelekin veya işletmenin borçlarından mesul olur; şu kadar ki, iki yıl müddetle evvelki borçlu dahi yenisiyle birlikte müteselsilen mesul kalır “ yönünde düzenleme bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, işyeri devrine dair somut uyuşmazlığın çözümü noktasında yapılan araştırma yeterli değildir.
Davalı şirketin ilgili fabrikayı 2012 yılında 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 179. maddesi kapsamında aktif ve pasifleri ile devralıp almadığı hususunun belirlenmesi zorunludur.
Dolayısıyla Mahkemece bu hususta gerekli araştırma yapılmalı ve davacının çalıştığı işletmenin davalı şirket tarafından aktif ve pasifleri ile devralındığı belirlendiği takdirde; davalının, devirden önce sona ermiş iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarından da Borçlar Kanunu"nun 179. maddesi gereğince sorumlu tutulması gerektiği dikkate alınarak hüküm kurulmalıdır.
3- Davalı kendisini vekille temsil ettirmediği halde lehine vekalet ücreti takdiri de hatalıdır. Davalı taraf davaya cevap vermemiş ve yargılama sırasında vekille temsil edilmemiştir. Mahkeme kararında reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 3.116,23 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair hüküm kurulması isabetsiz olup hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde ilgililere iadesine, 26/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
N.E.