13. Hukuk Dairesi 2016/16776 E. , 2019/3339 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların düzenlediği yamaç paraşütü kullanma programına katıldığını, davalıların tedbirsiz hareketleri, haksız ve sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle, paraşütle atlama sırasında paraşütün ters dönmesi sonucu düştüğünü, kalça ve bacaklarında kırıklar oluştuğunu, zarara uğradığını ileri sürerek 5.709,40-Euro maddi ve 15.000-Euro manevi tazminatın Devlet Bankalarının bu yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak tarafına ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili, 13.06.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 91.265,79-Euro"ya yükseltmiştir.
Davalılara ilanen tebligat yapılmış; davalı Şirket; davanın reddine karar verilmesini istemiş; diğer davalı ... cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 91.265,79-Euro"nun 16.08.2002 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının bu yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak davalılardan müştereken ve mütesesilen alınarak davacıya verilmesine, 724,04-Euro tedavi giderinin 16.08.2002 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının bu yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak davalılardan müştereken ve mütesesilen alınarak davacıya verilmesine, Diğer maddi tazminat taleplerinin reddine, 3.000-Euro manevi tazminatın 16.08.2002 tarihinden itibaren devlet Bankalarının bu yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak davalılardan müştereken ve mütesesilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
Somut olayda, davacı, davalılar tarafından düzenlenen yamaç paraşütüne katıldığı esnada davacının geçirdiği kazadan kaynaklı maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Bu durumda uyuşmazlık tüketici sözleşmesinden kaynaklandığına göre, davacı bu hukuki işlem içerisinde tüketici konumunda olup, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görev konusu, kamu düzenine ilişkin olup, re"sen gözetilir. Görev konusunda kazanılmış hak olmaz. O halde mahkemece, müstakil Tüketici Mahkemesi var ise davaya bakmakla Tüketici Mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi, müstakil Tüketici Mahkemesi yok ise ara kararı ile uyuşmazlığa Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılmasına karar verilmek suretiyle uyuşmazlığın çözülmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın Asliye Hukuk Mahkemesi olarak görülmüş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Kabule göre de; davalılardan ...’a dava dilekçesinin ve ıslah dilekçesinin usule uygun tebliğ edilmediği anlaşılmasına göre, söz konusu husus eleştiri sebebi yapılmıştır.
2-Bozma nedenine göre kararı temyiz eden davalı ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle kararı temyiz eden davalı ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalı ..."a iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.