Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/14391
Karar No: 2018/12095
Karar Tarihi: 10.09.2018

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/14391 Esas 2018/12095 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2015/14391 E.  ,  2018/12095 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil-alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Dava, hile ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedelin tazmini isteğine ilişkindir.
    Davacılardan ..., maliki olduğu 443 parsel sayılı taşınmazı ipotek tesis edilip kullanılacak kredilerle borçlarının ödenmesi düşüncesiyle davalılardan ...’a, onun da diğer davalı ...’a temlik ettiğini, 729 parsel sayılı taşınmazını ...... Koçyiğit’e, ......"un ...... ......’ya, ......’nin ...’a, ......’un da ...’a temlik ettiğini, temliklerin hileli olduğunu, davalıların borçlarını da ödemediklerini ileri sürerek davalılardan ... adına kayıtlı tapuların iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde taşınmazların bedelinin tahsilini istemiştir.
    Davacılardan ..., ipotek tesis edilip kredi kullanılması nedeniyle davalılardan ...’ın yönlendirmesi ile davalılardan ...’ı vekil tayin ettiğini, satış yetkisini de içeren vekâletname kullanılarak maliki olduğu 905 ada 62 parsel sayılı taşınmazı bilgisi ve rızası dışında davalılardan Aygün Kubulan’a satış suretiyle temlik edildiğini, bu satış nedeniyle kendisine bir bedel ödenmediğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde bedelin tahsilini istemiştir.
    Davalı ..., iddiaların doğru olmadığını, 100.000,00 TL bedelle taşınmazı satın aldığını, 70.000,00 TL’nin davacının ...... Bankası’ndaki ipotek hesabına ödeme yapıldığını, vekil ...’a 29.200 TL nakit ödendiğini, kalan 800,00 TL’nin anlaşma gereği ödenmediğini, iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Davalı ..., davacılardan ...’ın evini satması konusunda kendisinden yardım istediğini, bu nedenle kendisini vekil kıldığını, davacının talebi doğrultusunda satış işlemini yaptığını, alıcı ... tarafından davacının kredi borçları ödenerek, satış bedelinin verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.



    Davalı ..., taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldığını, davacıların bir kısım borcunu ödediğini, bir kısmını da üstendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Davalı ..., taşınmazları bededilin ödeyerek ...’dan satın aldığını, iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, davacı ... tarafından dava konusu parselleri kapsar şekilde ibraname düzenlendiği, ibranamenin aksini ispat edecek belge ibraz edilemediği, iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacılardan ...’ın maliki olduğu 443 parsel sayılı taşınmazı 29.01.2009 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle, ...’ın 29.04.2009 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiği, davacı ...’ın maliki olduğu 729 parsel sayılı taşınmazı 11.02.2009 tarihinde ...... Koçyiğit’e, ......"un 13.02.2009 tarihinde ...... ......’ya, ......"nin 03.04.2009 tarihinde davalı ...’a, ......"un da 29.04.2009 tarihinde diğer davalı ...’a temlik ettiği, ...... tarafından da taşınmazın dava tarihi olan 11.01.2010 tarihinde dava dışı ...... Bayat’a devredildiği anlaşılmaktadır.
    Somut olayda; davacı ... tarafından 443 ve 729 parsel sayılı taşınmazların davalılardan ...’a temliki yönünden davacı ... tarafından ibraname düzenlenmiş, davacının ibranamedeki imzayı inkarı üzerine ... Kurumunun 16.12.2014 tarihli raporu ile ibraname başlıklı belgedeki imzanın davacı ...’ın eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.
    Hemen belirtilmelidir ki, davacı ... tarafından imzalanan ibraname gereği 443 ve 729 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.
    Davacıların öteki temyiz itirazlarına gelince;
    Dava konusu 62 parsel sayılı taşınmazın davacılardan ... adına kayıtlı iken davalı ...’a verilen ...... 2.Noterliğinin 02.06.2009 tarih 4288 yevmiye sayılı vekâletnamesi ile üzerindeki ...... Bankası lehine tesis edilmiş ipotek ile yükümlü olarak 85.000,00 TL bedelle 02.07.2009 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle devredilmiş, davacı ..."ın yargılama aşamasında 24.02.2011 tarihinde ölümü ile mirasçısı olarak geriye davacı ..., eşi ...... ile kızları ...... ve ...... kalmış, ...... ve ......’in mirası reddetmeleri nedeni ile yasal mirasçısı olarak davacı ... ile ...... kalmış, kalan mirasçılar davayı takip etmişlerdir.
    Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
    6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
    Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
    Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK"nin 504/1) Sözleşmede ./..


    vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK"de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
    Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
    Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
    Somut olaya gelince;dava konusu 62 parsel sayılı taşınmaz davacılardan ... adına kayıtlı olup, davacılardan Ali İhsan tarafından verilen ibranamenin davacı ... ve mirasçıları yönünden bir bağlayıcılığı yoktur.Bu parsel yönünden mahkemece yukarıdaki ilkeler çerçevesinde inceleme ve araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
    Hâl böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde ve dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar doğrultusunda, 62 parselin temliki yönünden vekâlet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığının araştırılması, taraf delillerinin toplanması, soruşturma eksiksiz tamamlanarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu parsel yönünden de davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
    Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.











    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi