1. Hukuk Dairesi 2015/14534 E. , 2018/12124 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ-TESCİL-TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalılardan ... Ergenoğlu vekili ile ... tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ..."ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, muvazaa olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Muris ..."nun 2008 tarihinde öldüğü, davacılar ... ile ...nin ikinci eşi ..."den olma çocukları, davacı ..."ın ilk eş ..."den olma kızı ..."nın çocuğu (torunu), davacı ..."in, ilk eş ..."den olma kızı ...nın çocuğu (torunu) olduğu, davalıların da yine çocukları ve torunları olduğu, davalı ..."ın 3. eşi olduğu, murisin çekişme konusu 2196 parseli, 2. eşi ... ve ...den olma oğulları ..., ... ve ..."e her birine 14 hisse olarak 1982 yılında satış suretiyle temlik ettiği, ..."nin edindiği 14 payını 1983 yılında çocukları ..., ... ve ..."a satış suretiyle aktardığı, taşınmazın 1986 tarihinde ifraza tabi tutulduğu, müfrez 3194 sayılı bahçe nitelikli taşınmazın davalılar ..., ... ve ... tarafından 1986 yılında muris ..."ya satış gösterilerek iade edildiği, müfrez 3193 parsel üzerine bina yapılarak kat mülkiyeti kurulduğu, ..., ... ve ... tarafından bu parselllerdeki 1 nolu bağımsız bölümün muris ..."ya iade edildiği, murisin de 1 nolu meskeni 3. eşi davalı ..."a 1990 yılında satış göstererek aktardığı kayden sabittir.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, muvazaa iddiasına dayalı davalarda miras bırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, 6100 sayılı HMK"nun 190. maddesi ile 4721 sayılı TMK"nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.
Somut olay yukarıda değinilen olgular ve açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; temlikin muvazaalı olduğu davacılar tarafından usulünce kanıtlanmış değildir.Aksine 2196 parselin bir bölümü üzerine bina yapılıp, kalan bölümü ve bir daire murise iade edilmiştir.
Bu durumda, temlikin muvazaalı olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabule karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, 2196 sayılı parsel ifraza tabi tutulmuş, müfrez parseller oluştuğu halde kaydı kapatılan 2196 sayılı parsel üzerinden hüküm kurulması isabetli değildir.
Davalıların 3193 parseldeki zemin kattaki 2, 1. kattaki 3, 2. kattaki 4 nolu bağımsız bölümler yönünden temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.