1. Hukuk Dairesi 2021/997 E. , 2021/2652 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin tahsili isteklerine ilişkindir.
Davacı; torunu olan davalının kullanacağı krediye teminat göstereceğinden bahisle dava konusu 102 ada 77 parsel sayılı taşınmazın kendi adına devrini sağladığını, ancak krediyi kullandıktan sonra taşınmazı iade etmediği gibi bedelini de ödemediğini ileri sürerek hile nedeniyle tapunun iptaliyle adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin tahsilini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalının kendisine usulüne uygun olarak yapılan isticvap davetiyesine rağmen mazeretsiz olarak yargılamaya katılmayarak davacının ileri sürdüğü maddi olguları kabul etmiş sayılayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi üzerine Dairece; "...Hal böyle olunca, davacıya hileye düşürüldüğü tarihi ne zaman öğrendiğinin açıklattırılması, bu açıklamaya karşılık davalının bir delili olup olmadığının sorulması ve öncelikle hak düşürücü süre üzerinde durularak, davanın TBK"nun 39.maddesinde düzenlenen süre içerisinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması, eğer süresinde açıldığı kabul edilirse işin esasına girilip taraf delilleri toplandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. " gerekçesiyle bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 102 ada 77 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı iken 26.12.2006 tarihli satış ile davalıya temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve Türk Borçlar Kanununun (TBK) 39. maddesinde düzenlendiği üzere; “Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır” hükmü amirdir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından ve hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece, davanın her aşamasında tarafların ileri sürmesine gerek kalmadan resen gözetilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Hemen belirtilmelidir ki; bozmaya uyan mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda bozmaya uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından artık mahkemece bozma gereklerini yerine getirme zorunluluğu doğar.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen davacının hileye düşürüldüğünü ne zaman öğrendiğine ilişkin 21.03.2019 tarihli ara kararı usulüne uygun olarak düzenlenmediği gibi, 05.12.2019 tarihli celsede alınan davacı vekilinin “müvekkilim bir ay içerisinde uğradığı öğrendiğini söylemektedir.” şeklindeki beyanı da hüküm kurmak için elverişli değildir.
Hal böyle olunca, davacıya hileye düşürüldüğü tarihi ne zaman öğrendiğinin açıklattırılması, bu açıklamaya karşılık davalının bir delili olup olmadığının sorulması ve öncelikle hak düşürücü süre üzerinde durularak, davanın TBK"nun 39.maddesinde düzenlenen süre içerisinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması, eğer süresinde açıldığı kabul edilirse işin esasına girilip taraf delilleri toplandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.