1. Hukuk Dairesi 2015/13991 E. , 2018/12219 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ-TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,Tetkik Hâkimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, minibüs ve minibüs hattının satış işlemlerinin muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak iptali ve tescil, olmadığı taktirde bedelin tahsili ile kazanç payının ödenmesi isteklerine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası ...’nın maliki olduğu ...plaka sayılı minibüsü ve bu minibüsün çalıştığı ... Taşıyıcılar Kooperatifinde kayıtlı hattı mirastan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak davalı oğluna bedelsiz şekilde devrettiğini, mirasbırakanın işlem tarihinde böyle bir satışa ihtiyacı bulunmadığı gibi davalının da o tarihte alım gücünün olmadığını, yapılan işlemle davalı dışındaki mirasçıların saklı paylarına tecavüz edildiğini, muvazaalı devir sonucu hattın davalı tarafça çalıştırılması nedeniyle davalının kazanç elde ettiğini ileri sürerek çekişme konusu minibüs ve minibüs hattının davalıya yapılan satış işlemlerinin iptaline, miras payı oranında adına tesciline, olmadığı taktirde bedelin tahsiline, minibüs hattının işletilmesi nedeniyle mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren kazancın belirlenerek miras payı oranında ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşıyıcılar kooperatif üyeliğinin ekonomik bir değeri olmayıp kooperatife bizzat üye olduğunu, mirasbırakan adına kayıtlı başkaca mallar da bulunduğunu, davaya konu işlemin mal kaçırma amacı taşımayıp gerçek bir sözleşme olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının ancak tapulu taşınmazlar hakkında uygulanabileceği, menkul niteliğindeki minübüs ve minübüs hattına ilişkin olarak açılan davada uygulama yeri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan İsmail Bağlamcı’nın 22.06.2012 tarihinde öldüğü, mirasbırakanın ... Kooperatifindeki minibüs hattını ve kooperatif hissesini noterde düzenlenen 03/01/2002 tarihli devir senedi ile davalı oğluna devrettiği, davalının da adı geçen kooperatife 04/01/2002 tarihinde üye olduğu, minibüs satışına ilişkin sözleşmenin ise getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, uygulamada ve öğretide " muris muvazaası " olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bilindiği üzere; 01.04.1974 tarih ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, murisin tapuda kayıtlı olan taşınmaz malını gerçekte bağışlamak istediği halde görünüşteki akti, satım suretiyle gerçekleştirmesi halinde uygulanabilirliği tartışmasızdır.
Öyleyse, minibüs ve minibüs hattı ile ilgili temlikin anılan İçtihadı Birleştirme kararı kapsamında mütalaa edilmesine olanak yoktur.
Ne var ki, davaya konu minibüsle ilgili satış sözleşmesi de getirtilmek suretiyle minibüs ve hattının mirasbırakan tarafından davalıya temlikinin Borçlar Kanunu 18. maddesi kapsamında muvazaalı olup olmadığının incelenmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.